“Yalanoğlu’nda hiç bir teğuşukluk yok.”

0
68

Bir fıkra ile başlayalım sözümüze. Bizim karadeniz’li Temel’imiz meşhurdur. Bir bayram namazı öncesi Trabzon’lu Temel hoca bayram namazını tarifi eder.

“Bayram nemazi ayni keçen seneki gibi. Hiç bi teğuşukluk yok.”

Bu fıkra şöyle bi kenarda dursun.

Malumunuz 31 Mart seçim sonuçları sandıklarda yapılan hırsızlık sebebi ile YSK tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçimlerini 23 Haziran’da yenileme kararı aldı. Böylece chp’nin hırsızlığıda tescillenmiş oldu.

31 Mart seçimlerinden sonra Ekrem İmamoğlu Türkiye’den çok yunanistan, israil, avrupa ülkelerinde gündeme gelmiş. Hatta bazı yunan gazeteleri konstantineyi kurtaran yunanlı, Ayasofya’nın intikamı gibi çeşitli başlık atmış, cnn gerek kutlama yayınları yapmıştır. Bütün bunlara çıkıp ben Trabzon’luyum, Türk’üm ve Müslüman’ım demediği gibi, bu gerçeği ortaya atanlara saldırıp, tehdit etmiştir.

İmamoğlu bir sözünde PKK terör örgütünün siyasi uzantısı olan “Sayın Demirtaş’ın siyasette aktif olduğu dönemde çizdiği çizgiyi beğenenlerden biriyim.” demiştir.

Yine İmamoğlu bir konuşmasında “Gelin hep beraber İstanbul’u yönetelim.” derken hep beraberle kimi kast ettin. Eskiden Fetö kanalı olan Stv ekranlarında spikerlik yaptığın fetöcülerimi, yoksa çizgisini beğendiğin terör örgütü Pkk’nın şehirde ki kolluk kuvveti olan Demirtaş’ın hdp’li terör sevicilerinimi.

Hatta dahada ileri giderek “İstanbul, Ankara’dan yönetilemez.” demiştir. İmamoğlu, İstanbul’u nereden yönetmek istiyorsun sen. Amerika’nın Pensilvanya eyaletindenmi..? Yoksa Kandil’den mi..?

Kıbrıs’ta uçağı rumlar tarafından vurulan şehit pilot yüzbaşı Cengiz Topel uçaktan paraşütle atlar ama yunan Makarios’un emriyle yakalanır. Dört gün boyunca aralıksız işkence edildir. Cenazesi alındığında tüm kaburgaları kırık, sol gözü yoktur..!

Sonuç; Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü’nde ki icraatlerinden biri olan Makarios’un heykelini diker.

Hiçmi yerli ve milli olamayacaksın sen İmamoğlu..?

Attığı yalanları saymakla bitmez. O kadar kibar yalan söylüyor ki kendi söylediği yalana kendi bile inanıyor.

Aristo’ya sormuşlar: “Yalan söylemekle ne kaybederiz..?”

“Doğru söylediğiniz zaman bile karşınızdakini inandırmayı” diye cevaplamış.

Anlaşılan İmamoğlu tamda kendi düşünce dünyasına uygun yunan filozof Aristo’nun sözüyle yalan söyleye söyleye seçmenine yalanlarını doğru diye yutturuyor.

İnsanın yalancılığı karakter haline getirmesi ne çirkin bir durumdur.

Artık namaz kıldığını pek görmüyoruz ama hakkınıda yemek istemem asla.

İstanbul’da hareket halindeki bir halk otobüsünde takkesiyle, seccadesiyle namaz kılan birisi vardı ya. Bu kemalist kardeşimiz Ekrem İmamınoğlu ile aynı fotoğraf karesinde yakalandı. Yoksa sen namaz işlerini onamı devrettin ne..?

Okumadığı Sayıştay raporu için ahkam kesenden bir belediye başkanı olur mu..?

Gelelim vaatlerine.

İmamoğlu “5 yıl önce Beylikdüzü’nde nostaljik tramvay yapacağım der. Tramvay nostalji’ye karışır.

“37 tane vaat vermiş, sadece 2 tanesini gerçekleştirmiş”

“5 yılda 11 tane kreş vaat etmiş, sadece bir tane gerçekleştirmiş”

Vaatleri bu kadar kısa ve öz olan bir belediye başkanının serveti sayılamayacak kadar uzun ve çok. O kadar çok ki ivedi gizlilik kararı aldırır.

Eskiden Belediye Başkanına Şehrül-Emin denirdi. Yani emin kişi, güvenilir insan, yalan söylemeyen insan. Ama bu tüm Türkiye’nin hatta dünyanın gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Yalan söyleyenden Belediye Başkanı olur mu hiç..?

Bir laf vardır bilirmisiniz bilmem. “Zor zamanlar güçlü adamları doğurur. Güçlü adamlar rahat zamanlar yaşatır. Rahat zamanlar zayıf adamlar üretir. Zayıf adamlar zor zamanları getirir.”

Ve dünyanın döngüsü böyle sürüp gider. diye.

Topal Dursun’un oğlu Sayın Binali Yıldırım’ın yaptığı hizmetler ortada fazla söze gerek yok. Mütevaziliği, kariyeri, kişiliği, samimiyeti, dürüstlüğü vs.

Eğer İstanbul halkı uyanık ve feraset sahibi ise güçlü bir adam ile rahat zamanlarda yaşamaya devam ederiz. Yok eğer İstanbul halkı uyanık ve feraset sahibi değilse zayıf adamlar zor zamanları getirir. Tıpkı Chp’nin eski İstanbul’u gibi.

Cemil Meriç’in dediği gibi
“Aydınların aydınlat(a)madığı halkı, soytarılar aldatır..!” Chp seçmenini kimin aydınlat(a)madığı belli.

Son söz olarak,
Evlerimize, iş yerlerimize girip hırsızlık yapan. Hatta arabamızı çalan hırsızlar vardır. Hukuk dilinde adi suçlu derler. Sıradan hırsız/lar. Birde geleceğimizi çalan siyasi hırsız/lar vardır. Bu ikisinin arasındaki fark nedir bilirmisiniz..?

Adi hırsız bizim paramız, altınlarımız gibi değerli eşyalarımızı çalarlar.

Ama o siyasi hırsız varya, o bizim geleceğimizi, ömrümüzü, iş, eğitim kariyer ve en önemlisi sağlığımızı çalarlar.

İşin en ilginç yanında burda başlıyor. Adi hırsız kimi soyacağını önceden tespit eder gider soyar. Ama o siyasi hırsız varya onu biz belirleriz. Gelsinde bizi soysuz diye. Onu inanın bizzat biz kendimiz seçersiniz.

Olayın en trajik yanıda,

Polis adi hırsızı takip eder ve tutuklatır. Ama o siyasi hırsızı varya onu korur ona sahip çıkar.

Şu anda tamda bunu yaşamıyormuyuz.

Şuanda ki en berbat durumda budur zaten. Çok acınası bir durum..!

Suçlu kim..?
Ekrem İmamınoğlu’mu yoksa..!
Ekrem İmamoğlu’nun yalan attığını bile bile, fetöcü olduğunu bile bile, terör örgütlerinden oy devşirmek için onlarla kol kola girdiğini bile bile, ona oy vererek, ona sahip çıkarak, onu koruma altına alarak, yalan atmayı gelenek haline getiren böyle bir siyasi hırsıza oy verip onu himaye altına aldıranlardır.

Başkalarına laf atarlar koyun diye. Halbuki kör olmuştur gözleri, körükörüne iddia ederler, kör olmadıklarını.

Yarın sandık başına gidiyoruz. Benden söylemesi, yani Temel hocanın bayram namazını tarif ettiği gibi.

“Yalanoğlu’nda hiç bir teğuşukluk yok. aynı keçen seçimlerde ki cibi.”

[Toplam:1    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 0 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone ol  
Bildir