—TAKSİM’DE RAKI KUYRUĞU—

6
161

“Piyasada birden bira rakı sıkıntısı da başlamış. Yılbaşı nedeniyle bakkallarda bir şişe rakı bulamayan halk tekel satış mağazalarının önünde uzun kuyruklar meydana getirmiştir. “Bu ne biçim iş… Paramızla içki bulamıyoruz.” diyerek saatlerce kuyruklarda bekleyenlerin bir kısmı yine de evlerine eli boş dönmüştür. Fotoğrafta dün Taksim’de uzunluğu 500 metreyi bulan rakı kuyruğu görülüyor. Halk böyle kuyruklarda perişan olurken, bazı rantçı bakkal ve bayilerin rakıyı el altından yüksek fiyatlara satıp karaborsa yaptıkları görülmüştür.”

“Eskiden tüp, yağ, ekmek kuyruğu vardı, şimdi sebze meyve kuyruğu var” diyen malum fırsatcı zihniyet yukarıda ki yıllar öncesinde bir gazetede yazılan yazı ne kuyruklara kalmışız dedirten cinsten.

Bu aralar kuyruk kelimesi çok moda oldu. Malum zihniyet birbirinin kuyruğuna takılıp durmuş. Kimin kuyruğu-eli kimin elinde-cebinde belli değil.

Aslında kuyruk kelimesini gündelik yaşantımımızda çok kullanırız. Kuyruk acısı, Kuyruğunu sıkıştırmak, Kıl kuyruk, Kuyruğuna bastık, yüzdük yüzdük Kuyruğuna geldik, Kuyruk yağı gibi bir çok manalalara gelen kuyruk biz insanoğlundan az çekmedi.

Birde bu Tanzim’den çok bahseder olduk. Tanzim’e de kafayı taktık. Düzene sokma, düzen verme, yoluna koyma, düzeltme, düzenleme. Sıraya koyma, sıralama gibi manalar ifade etmektedir.

‘Ana gibi yar baba gibi diyar olmaz’ lafı ne kadarda devletle örtüşüyor. Hani derler ya ‘devlet ana’ ‘devlet baba’ yada kimilerine ‘devlet gibi adam’ ‘devlet gibi kadın’ diye lakab takarlar.

Devlet bazen ana şefkati gibi şefkatlidir insana. Devlet bazende baba gibidir “Devlet Baba” dedittirir insana. Hani ‘benim babam senin babanı döver’ diyen minik bir yüreğin dudaklarından çıkan samimi bir söz gibidir. Babanın arkanda olduğunu bilir, babana güvenirsin ya, bilirsin ki arkamda dağlar kadar güçlü kuvvetli babam var.

Yada anneyi her ne kadar kızdırsanda adı üstünde ANA olur sana, yürekten kız(a)maz, çünkü ana yüreğidir bu yufkadan daha yufkadır. Hani eskiden dilimizden düşmeyen bir türkü vardır ” Atem tutam ben seni, Şekere katam ben seni, Akşam baban gelende oy, Önüne atam ben seni’ der ve akşama baba gelince önüne atıverir seni. Devlet’te öyledir işte.

Devlet, ataerkil toplumlarda, “baba”dır. Hem sever, hem döver. Evin geçimini o sağlar. Eve o para getirir. Paranın nasıl harcanacağına o karar verir. Sevdiği çocuklara iyi davranır. Onları ödüllendirir. Her ne kadar öyle söylesek te ‘yuvayı dişi kuş yapar’ lafımızıda bir kenara koyalım.

Aslında baba bütün çocuklarına iyi davranır ama bazıları laf dinlemez, yaramazlık, haylazlık yapıp hem evini hemde mahalleyi karıştırıp yangın yerine çevirir ya. İşte bazen de baba kimi çocuklarına da kendisine karşı çıkıp yaramazlık yapıp veya eleştirenlere, yani uslu durmayan çocuklarına da akıllansın diye ders vermek için biraz sert davranır, onlara yaptıklarının hata olduğunu anlatabilmek için onları ikna olmaları için cezalandırır. İşte Devlette aynen öyledir.

15 Temmuz darbe girişimi, dolar üzerinden ekonomik darbe son seçimlerde de başarılı olamayınca sebze ve meyve fiyatlarıyla oynayıp başarabilirmiyiz diye umutlanan, kendi Devletine ihanet içinde olan malum zihniyet. Market, pazar, hal’de sebze ve meyveleri yüksek fiyata satarak belediye seçimleri öncesinde umutlarını meyve ve sebzeye bağlamışlardı

Siyasetlerini şu bizim meşhur ‘herşeye maydanoz olma’ lafına bel bağlamış olacaklarki maydonoz gibi kuru otlara bağlamışlardı. Ya da rahmetli Barış Manço’nun ‘Domates biber patlıcan’ şarkısını çok dinlemiş olacaklar ki, Bilinç altı hala orda takılı kalmışlar. Tam da her seferinde yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik diye düşünürken gelin görün ki, devlet yine kuyruğuna bastı. Anlayacağınız “önleri kesilsin” diyenin yine “önleri kesildi”

Fiyatlar düşmeye başlayınca kuyrukları sıkıştı. Ellerindeki en büyük seçim kozu, toz duman oludu. Muhalefet zıvanadan çıkıp kuru gürültü de nirvana yapması, bağırışıp çağırışmaları, Devlet baba ayarlarını bozunca kıl kuyruk oldular.

Çokta geriye gitmeye gerek yok.

Atatürk’ü kullanıp 2.500 TL’ye bir kitap için saatlerce kuyruk bekleyenler hatta bir fanus içinde kutsal bir kitap muamelesi yapıp kuyruğa kuyrulanlar.

İPhon’un yeni modelini almak için ülkemizde ve abd’de mağaza önünde uzun uzun yatıp, kıvrılıp kuyrukta uyuyanlar.

Starbucks’un kasasında Cafe Latte almak için sıra sıra dakikalarca kuyrukta bekleyenler.

15 Temmuz darbe girişiminde ATM önlerinde gece yarısı para çekmek için kuyrukta nöbet tutanlar..?

Bunlar kuyruk okmuyorda Devletin Tanzim kuyruklarına kafayı takmışlar.

Bu aralar feryat figan kuyruk kıyameti koparanların dertleri kuyruk derdi değil. Dertleri içlerine giren ve bir türlü içlerinden çıkaramadıkları kuyruk acısı derdi.

Malum zihniyet Tanzim satış kuyruklarını 70’li 80’li yıllardaki yokluk kuyruklarına benzetmiş olacaklar ki habire laf atıyorlar atarlarlı çocuklar. O dönemlerde çocuk olmama rağmen hatırlarım, o dönemi yaşayanlar da bilir. O zaman tüp, şeker yağ, ekmek gibi daha bir çok kuyruğa girmek mecburiydi. İnsanın temel ihtiyacı olan besinler kuyruğa girerek alınıyordu.

Devlet baba bu, halkını fırsatçıların eline bırakırmı. Piyasaya aba altından sopa gösterip hal’leri, marketleri denetlemeye ve yasal kanunu çıkarmak için hazırlanınca, malum zihniyet, “serbest piyasaya müdahale ediliyor” diye kıl kuyruk olmaya başladı.

Hal’de, pazarda, markette fiyatlar inmeyince, Devlet baba alternatif olarak Tanzim satış dağıtım ağları kurudu. Devlet baba bu, kafaya koydumu sırayada sokar, düzenede koyar.

Tabiki devletimiz kabzımallık yapmayacak. Bir süreliğine piyasaya ayar verecek. Ne zamanki fiyatlar normaleşecek o zaman elini çekecek.

Bakın daha şimdiden Tanzim satış yerlerinde sebze-meyve satışı başlayınca hal’de, pazarlarda, marketlerde fiyatlar düştü. Semeresini almaya hemen başladık. Devlet baba haylaz, yaramaz evlatlarına ceza verip akıllandırır. Gerekirse bir odaya kapatır.

Hem serbest piyasa değilmi. Herkes hür, isteyen pazardan, marketten isteyen tanzim satış yerinden alır. Devlet baba tanzim satış yerlerinde zoraki kuyruğa gir demiyor ya.

Merak etmeyin bu kuyruğuna basılanlar bir süre bağırıp çağırıp çığırtkanlık yaptıktan sonra susarlar. Kuyruk acısı böyle de bir acıdır işte, alışılır, geçer hatta kuyruğa basana yalakalık bile yaptırır. Çünkü karşısında devlet baba var. Adı üstünde tanzim eder, düzene sokar, düzen verir, yoluna koyar, sıraya koyar.

Ha birde unuttum kuyruk yağı var. Hepimizin bildiği gibi Kurban Bayramı’nın geleneksel yemeği haline gelen kavurmaların lezzetli olması için kuyruk iç yağı eklenir.

Eskiden anadolu da büyük ninelerimiz yemeklerin lezzetini daha da lezzetli yapan kavurma işlemi bitiminde sıcak sıcak bekletilmeden yarım yada çeyrek ekmek arası olarak sunululan. İşte o kuyruk yağından yapılıp ekmek arası kuyruk yağından bol bol yiyin. Yada bol bol yağına bandıra bandıra yiyin.

Eskiler kuyruk yağını eritip içerler yüz yaşını devirmek isterlerdi. Anadolu´da “Kavurmayı yağı ile beraber yemelisiniz derler. Kuyruk yağı ile birlikte yenmeli. O zaman dinç olursunuz. Kavurmada kuyruk yağı ile beraber yenecek. Bu Anadolu´da adettir, kuyruk yağını eritip içerler yüz yaşını devirmeyi arzu ederlerdi.

Ya da Adana kebabının hasında karıştırılması gereken, koyunun kuyruk kısmından elde edilen. Yağ margarinin icat edilmediği eski devirlerde ninelerimizin yemek, pasta, börekte onun yerine bu yağı kullanırmış.

Şöyle harika bir mangalın üzerine etin yapışmaması için sürülen hayvansal yağ.

Yine eskiden galeta yapımında kullanılan önemli maddelerden biri bu kuyruk yağı. Hatta Hasan Paşa Fırını pek bi meşhurmuş. Meşhur olmasında Kuyruk yağına borçluymuş.

Cartlak ve kebapların olmazsa olmazı.

Kimileri kokusunu uzunca bir metreden aldığında muhteşem bir koku dediği bir yağ.

Kimilerininde iğrenç bir şeydir hiç haz etmem dediği bir yağ.

Sevmeyenler için kolayı var. Her başımız dara düştüğünde Türk Kızılayımız var. Bir de onun meşhur Türk Kızılayı sodası var. Kuyruk yağını yedikten sonra hazmedemezseniz şöyle buz gibi Türk Kızılayı sodamızı için hazımsızlığınız geçecektir. Nede olsa yerli malı.

[Toplam:2    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 3 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

6
Kimler Neler Demiş?

avatar
2 Comment threads
4 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
3 Comment authors
Yusuf ÇEBİTuncay YıldırımYusuf ÇEBİOğuzhan Akipek Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Oğuzhan Akipek
Üye

Yusuf Bey,
Yazınızı okuduktan sonra farklı bir eksende şunu düşündüm.
Acaba rakı kuyruğu olsa, devlet tanzim alkol satışı yapsa buna nasıl tepki gösterirdim?
Gıda değil diyerek tepki mi gösterirdim, rakıya ihtiyacı olanlara hizmet ediliyor diye sevinir miydim? Arada kaldım.
Sağlıcakla kalın

Tuncay Yıldırım
Üye

Yusuf Abi,

Kalemine sağlık. Geçmişe dair çok güzel bir haber yakalamışsın. Tespitlerinde çok haklısın. Taksim’deki rakı kuyruğuna ses etmezler ama sebze meyve olduğunda bundan nemalanırlar.

Allah kimseyi bu derece ikiyüzlü yapmasın.

Kalemin daim olsun tekrar.

Yusuf ÇEBİ
Ziyaretçi
Yusuf ÇEBİ

(Allah kimseyi bu derece ikiyüzlü yapmasın.)
Amin Tuncay hocam. Yorumun için çok teşekkür ederim. ALLAH (C.C) razı olsun. Dua ile.