Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa kimdir?

0
19

Osman Nuri Paşa bir Osmanlı komutanıdır. Tarihe adını altın harflerle yazdıran büyük komutanlardan biridir. Osman Paşa, 1832 yılında Tokat’ta doğmuştur.  Yağcıoğulları ailesine mensup olan Osman Paşa, Beşiktaş‘taki Askerî Rüştiye’de ve Kuleli Askerî İdâdîsi‘nde okumuştur. Kara Harp Okulu‘nu yirmi yaşında ikincilikle bitirdikten sonra Harp Akademisine girdi.

Kırım Savaşı‘nın çıkması üzerine Tuna cephesine sevk edilmiştir. Burada dört yıl kalarak teğmen rütbesine, savaşın sonunda ise yüzbaşı rütbesine terfi etmiştir. Gazi Osman Paşa, aslında Kırım Savaşı’ndan önce Erkan-ı Harp sınıfına kaydolmuştu. Ancak, Kırım Savaşı’nın çıkması üzerine Rumeli’deki orduya gönderilmişti. Savaşta gösterdiği kahramanlık dolayısıyla rütbesi 21 Mart 1855 tarihinde Mülazım-ı Evveliğe (Üsteğmen) yükseltilmiştir.

Kırım Savaşı sona erince İstanbul’a dönen Osman Paşa, Erkan-ı Harp okuluna devam etmiştir. Daha sonra Kol Ağası (Kıdemli Yüzbaşı) olmuştur. 1859 yılında Osmanlı ülkesinin nüfus sayımı ile kadastro usulünde haritasının çizilmesinin kararlaştırılması üzerine bu hizmete askeri temsilci olarak tayin edilmiş ve iki sene bu vazifede kalmıştır.

1866 senesinde Girit’te Rum isyanı başlayınca Osman Paşa buraya gönderilmiştir. Burada ki isyanı bastırmada etkili ve başarılı olunca adı ilk kez geniş kitlelerce bu görev sayesinde duyulmuştur. 1866 yılında Girit’teki zaferiyle Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa’nın takdirini kazanmıştır. Bundan sonra rütbesi Albaylığa (Miralaylık) yükseldi. Kendisine başarılarından dolayı üçüncü dereceden Mecidiye nişanı verilmiştir.

Bunun ardından Yemen’e gönderilmiştir. Sonrasında Paşa rütbesiyle Rumeli’de bulunan Beşinci Ordu Manastır Fırka (tümen) Kumandanlığına tayin edilmiştir (1875). Buradaki faaliyetleri takdir edilerek, birinci ferik (korgeneral) rütbesine yükselmiştir. Sırp isyanları başlayınca emrindeki birliklerle İzver tepelerini ve Zayçar kasabasını tutmuştur. Sırp Ordusu’nu yenerek yine bir zafere daha imza atmıştır. Bu başarısından sonra mareşal olmuştur (1876).

Gazi Osman Paşa’yı bütün dünyaya tanıtan, (1877-1878) Osmanlı-Rus Harbi’ndeki kahramanlıklarıdır. Bu savaşta, Plevne cephesindeki savunmasıyla dünya savaş tarihine yeni kurallar getirmiştir. Günümüzde savaşlarda her türlü insani hak ihlalleri yaşanırken Osmanlı-Rus Savaşı’nda ortam tam tersiydi.

Örneğin gönüllü Rumen bir asker, hatıralarında, ateşkes esnasında iki düşman ordunun askerlerinin birbirlerine nasıl baktıklarını yazmıştır: “İki aydır cephede saklanıp tüfekle savaşan bu insanlar birbirlerine merakla bakıyorlar. Bakışlarında ne nefret ne de öfkeden bir iz var.”

Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere, bu savaşta şiddet gayet sınırlı kaldığı belirtilmiştir. Bu savaşın amacı düşmanı tamamen yok etmek değildi. Sadece hangi tarafın daha güçlü ve zaferi hak ettiğini kanıtlamaktı. Gayet mertçe savaşan bu iki tarafın müdafaası günümüzde eşi benzeri nadir vakalardandır.

Gazi Osman Paşa tarafında ise yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen gösterdiği üstün gayret ve çabası tarihte önemli bir yer almıştır. En büyük başarısı da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı‘ndaki Plevne Savunması oldu. 4 kez savaşılan bu savaşta ilk üçünü üstün çabayla müdafaa ederek zaferle taçlandırmıştır. Bu zaferlerden birinde, Ruslar 30 Temmuz’da tekrar bir saldırıya geçmiştir. Yapılan kanlı savaşlardan sonra Ruslar geri çekilmişlerdi. Bunun üzerine Rus Çarı, Osman Paşa’ya karşı Romen Ordusu’ndan yardım istedi. Rus Çarı, Romanya Prensi Birinci Karol’e yardım için şu tarihi telgrafı çekti:
“İmdadımıza gel! İstediğin gibi, istediğin yerden, dilediğin şartlarla Tuna’yı geç! Acele Plevne’de yardımımıza yetiş! Türkler bizi mahvediyorlar! Hristiyanlık davasını kaybetmek üzeredir!”.

Daha büyük kuvvetlerle kuşatmaya tekrardan devam eden Ruslar, Plevne’nin teslimini istemişti. Gazi Osman Paşa ise kararlı ve başı dik bir şekilde bu teklifi reddetmiştir. Hiçbir yerden yardım gelmeyen Plevne’de yiyecek, yakacak ve ilaç sıkıntısı başlamıştır. Aynı durumun benzerini Medine müdafaasında Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa yaşamıştır. Demek ki Osmanlı’yı asırlarca ayakta tutan bu vatanperverlik ve azimdi. Bu durum karşısında Gazi Osman Paşa, bir huruç (çıkış) harekatı yaparak, Plevne’den çıkmaya karar vermişti.

145 günlük savunmadan sonra kuşatmayı yarmak amacıyla giriştiği huruç hareketi sırasında şehir çıkışında yaralandı ve esir düşmüştür. Fakat beklenmedik bir durum yaşanır ve Rus Çarı II. Aleksandr bizzat Osman Paşayı’yı teselli etmiştir. Rus Çarı, onun esir düşmesine rağmen teslimiyet sembolü olan kılıcını almamıştır. Savunma hattı taktikleriyle esir bulunduğu zamanda hem Rus Çarı, hem de dönemin komutanları tarafından hem takdir edildi hem de örnek alındı. Hatta Rus Çarı tarafından kendisine kahramanlığını takdir amacıyla çifte kartal nişanı verilmiştir.

Rusya’ya trenle götürülen Osman Paşa, Rusya’ya vardığında, ülke içinde istediği yere gidebileceği söylendi. Gazi Osman Paşa, bazı Türk illerini gezdi. Her gittiği şehirde devlet reislerine yapılan merasimle karşılanıp uğurlandı. Gazi Osman Paşa, bir müddet sonra Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın teşebbüsleri sonucunda  İstanbul’a dönmüştür. İstanbul’a gelişte halk tarafından büyük sevgi seli ile karşılanmıştır. Sultan İkinci Abdülhamid Han, gözyaşları içinde alnından öptü ve kendisine; “Sen benim yüzümü bu dünyada ak ettiğin gibi, Allah da senin yüzünü iki cihanda ak etsin.” diyerek onu takdir etmiştir. Ardından Osman Paşa, Serasker olmuştur. Yedi yıl bu görevde kaldıktan sonra Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından Mabeyn Müşiri (Saray Mareşalliği) görevine yükseltilmiştir. Ölünceye kadar bu görevini sürdürmüştür. 1900’de 68 yaşında vefat etmiştir. Ölümünün ardından Plevne’deki kahramanlıklarından dolayı onun adına Plevne Marşı bestelenmiştir. Bu marş, Türkçe marşlardan, “yenilgi için”  yazılmış tek eser olarak bilinir.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
Gönderiyi Takip Et
( 0 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone ol  
Bildir