Pazar Yazıları 7

6
78

TÜRKÇE EZAN TARTIŞMASI

CHP’li Öztürk Yılmaz’ın bir televizyon programındaki “ezan Türkçe okutulsun” çıkışı bu hafta gündemi epey meşgul etti.

Temcit pilavı gibi belirli zaman aralıklarında ısıtılıp ısıtılıp önümüze getirilen bu konu aslında güncelliğini korumaktan çok, artık hala tartışılıyor olmasının gereksizliğini ve anlamsızlığını ortaya koymuyor mu?

Ezan, dünyanın her yerinde müslümanları namaza çağıran evrensel bir mesajdır. Bu ilahi çağrıyı kalkıp da kendi dilinizde okumaya kalkarsanız gülünç bir duruma düşersiniz. Dünyanın başka bir müslüman ülkesinde daha önce ezanın ana dillerinde okutulmasına yönelik bir talep olmuş mudur?

Hiç ama hiç sanmıyorum.

Bu ülkede ezan 18 yıl Türkçe okundu. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yönetim kadrolarının yaptığı bu dayatmacı ve baskıcı ve bir o kadar hatalı Türkçe ezan uygulamasının doğru olduğu konusunda halen ısrar etmek hala süregelen genetik ve kronik bir siyasi rahatsızlığın sonucu olsa gerek!

Ezanın Türkçeleştirilmesini istemek, isminizin Arapçalaştırılmasını istemek gibi bir şeydir. Ana dilde ibadet konusunu bir nebze anlayabiliriz ama Türkçe ezan yersiz ve tuhaf aynı zamanda “çoktan üstüne toprak atılması gereken” bir mevzudur.

ABD BİZİMLE DALGA MI GEÇİYOR?

ABD’nin yeni tiyatrosunu izlediniz mi?

Güya Amerika yerini çok iyi bildiğine emin olduğum 3 PKK’lı üst düzey yöneticinin başına ödül koyuyor.

Tipik bir dostlar alışverişte görünsün tavrı.

Rahip Brunson’u serbest bıraktığımız için bir göz boyama ya da “al bu şekeri” tavrı da olabilir pekala.

İnsanın aklına ister istemez şu geliyor:

Bunlar bizimle dalga mı geçiyor?

YEMEN’DE NELER OLUYOR?

İslam’ın merkezi olan Mekke ve Medine’ye ev sahipliği yapan Suudi Arabistan’ın Yemen’e yaptığı baskılar ve ambargolar nedeniyle her gün onlarca Yemenli çocuk açlıktan ölüyor.

Durum öyle kötü bir hal aldı ki, inanmakta güçlük çekeceksiniz belki ama yetişkinler artık bulabildikleri ağaç yapraklarını yiyor. Sosyal medyaya düşen görüntüleri izleyebilirsiniz.

İnanın Arap yarımadası daha önce böyle zulüm görmemiştir. Hatta Hz. Peygamber döneminde bile müşrikler bu kadar acımasız değildi. Suudi Arabistan’ın ev sahipliğini yaptığı bu insanlık dışı manzaralara bir dur diyen olmayacak mı?

Aslında müslümanların dışarıdan bir düşmana ya da ötekiye ihtiyacı yok gibi görünüyor. Zaten kendi aralarında kendilerini yeterli oranda öldürebiliyorlar.

Müslüman ülkeler, müslüman bir ülkenin (!) başka bir müslüman ülkeye yaptığı zulme karşı neden ortak bir tavır sergileyemiyor? İsrail Filistin’e saldırdığında ayağa kalktığımız kadar, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki zulmüne karşı kılımızı dahi kıpırdatmıyoruz.

İslam’ın son kalesi olan Türkiye’nin artık bu duruma seyirci kalmayacağını umuyoruz.

ATATÜRK OLMASAYDI… 

Atatürk olmasaydı…” ile başlayan her cümle fazlasıyla eksiktir.

“Atatürk ve silah arkadaşları ve milleti olmasaydı…” şeklinde düzeltilmelidir.

Emin olun bu tabir Mustafa Kemal Atatürk’ün de hoşuna giderdi.

Atatürk şu an yaşıyor olsaydı zaten yapacağı ilk iş kendisini ilah gibi veya insanüstü bir varlık olarak görenlerin kalplerinde, zihinlerinde ve tasavvurlarında İkinci Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak olurdu.

Mesela öbür dünyadan bir mesaj gönderebilme hakkı olsaydı sanırım bize mutlaka şu mesajı gönderirdi:

“Efendiler!

Ben olmasaydım da olurdunuz. Biz insanlar faniyizdir.
Baki ve ölümsüz olan yalnızca Yüce Allah’tır.

Bu tarafa geçince beni anlarsınız”

Ya da bize çok mantıklı bir tümdengelim önermeyle gelirdi:

Hiç bir insan kusursuz ve mükemmel değildir

Mustafa Kemal Atatürk de bir insandır.

O halde Mustafa Kemal Atatürk de kusursuz ve mükemmel değildir.

Bunu anladığımız zaman sanırım Atatürk’ü de gerçekten hakkıyla anlamış olabileceğiz.

Her insan gibi sevabıyla günahıyla ruhu şad olsun…

SÜLEYMAN ÖZIŞIK HAKKINDAKİ İFTİRALAR 

Usta gazeteci Süleyman Özışık’la tanışmam duayen bir televizyon programcısı ve haber sunucusu olan Veyis Ateş’le birlikte kendilerinin el emeği göz nuru olan Yazar Okulu projesini hayata geçirmeleri ile gerçekleşti.

Dürüst olmak gerekirse Süleyman Özışık hocamızı daha önceden televizyonlardan ve ara ara yazılarından takip ediyordum sadece.

Daha önceden üstünü kapatmış olduğum yazarlık defterini yeniden heyecanla ve hevesle açan ve yazılarımın tekrar su üstüne çıkmasını sağlayan onun bu projesi oldu.

Kendisine ne kadar teşekkür etsem ve minnet duysam azdır.

Kendi çizgisinden iyice uzaklaşan ve artık nereye saldıracağını bilmeyecek duruma gelen gazeteci (!) Fatih Tezcan’ın onun hakkındaki hezeyanlarını ve iftiralarını görünce bu konuda yazma gereği hissettim.

Fatih Tezcan’ın çamur atmasına göre Süleyman Özışık bu yazar okulu projesinden bir takım belediyelerden aldığı sıradışı yüksek rakamlarla kendisine haksız kazanç sağlıyormuş.

Hatta bunu yerel seçimlerde sorun yaşaması kuvvetle muhtemel belediyelere karşı bir şantaj malzemesi olarak kullanıyormuş. “Eğer belediyeniz hakkında medyada olumsuz bir haber yapılmasını istemiyorsanız, bu konuyu aramızda çözebiliriz” tarzı tekliflerle geliyormuş.

Bu aslı astarı ve hiçbir mantığı olmayan iftiralara gülmek bile hayat israfı olur.

Süleyman Özışık hocamızın son günlerde Ak partili bazı belediyelerdeki usulsüzlük ve yolsuzluklara karşı yazı yazmasından ve akabinde parti tarafından da haklı bir şekilde bu belediyelere karşı aksiyon ve tedbir alınmasından sonra hakkında karalama kampanyasının yürütülmeye başlanması sizce de manidar değil mi?

Yanlış anlamayın Fatih Tezcan, Ak partinin sözcülüğünü ve savunuculuğunu yapıyor demek istemiyorum. Aksine yolsuzluğa bulaşmış belediyelerin kalem silahşörü olmuş vaziyette şu an. Sözüm ona Süleyman Özışık’ın imajını zedeleme çabası içindeler.

Son olarak hocanın seminerlerine bizzat katılan biri olarak kurslar esnasında eğitim verdiği belediyenin molalarda kendilerine çay ya da aperitif ikramı bile yapmadığını hatta kendi cebinden çay parasını ödediğini bizzat kendi gözlerimle gördüğümü söylemek isterim.

İyi pazarlar efendim.

 

[Toplam:4    Ortalama:4.5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 5 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

6
Kimler Neler Demiş?

avatar
3 Comment threads
3 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
4 Comment authors
Şeyma ŞahinTuncay YıldırımHüseyin İmamoğluTuncay YıldırımGülşah Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Gülşah
Ziyaretçi
Gülşah

Tuncay bey kaleminize kuvvet.Pazar yazılarınızda gündemin analizini yerinde yapmışsınız.Yazılarınızın devamını ve yolunuzun açık olmasını temenni ederim.

Tuncay Yıldırım
Ziyaretçi
Tuncay Yıldırım

Gülşah Hanım
Çok teşekkür ederim. Amin cümlemizin inşallah yolu açık olsun.

Hüseyin İmamoğlu
Ziyaretçi
Hüseyin İmamoğlu

Kardeşim, pazar yazılarınızın tiryakisi olduk…Emeğine,yüreğine sağlık diliyor, selamlarımı,saygılarımı sunuyorum.

Şeyma Şahin
Üye

Tarihe bazen bakıyorum da gerçekten düşmanlıklarda mertlik vardı. Savaşın erdemliliği vardı.
Şimdi herkes birbirini arkasından vuruyor… Biri de çıksın doğruyu söylesin… Nerede o baba yiğitler… Anca çamur at izi kalsın…
KALEMİNİZE VE EMEĞİNİZE SAĞLIK…