OYUNU KİM KAZANDI?

5
47

Sıkılmıştım monoton yaşamaktan. Bir arayış içerisinde üniversitenin bilgisayar odasında yeni yaygınlaşmaya başlamış internete girerek satranç sitesine kayıt yaptırdım. Bir rakip bulup e-posta ile birbirimize hamlelerimizi gönderecek ve müsabaka yapmış olacaktık.

Haftalar sonra nasılsa İngiltere’den Dave isimli birisinden yazı geldi. Satranç oynamak istiyordu. Kabul cevabımla beraber ilk hamlemi gönderdim.

Hamlelerimizi gönderdikçe arada sorular sorarak birbirimizi tanımaya çalışıyorduk. Emekli, torun sahibi, sörf yapmayı seven birisiydi. O günün imkânlarıyla gönderilmesi zor da olsa fotoğraflarımızı da paylaştık birbirimizle.

Günler haftaları kovaladı. İki maç bitmişti. Dave 2-0 öndeydi. Üçüncü maça başlarken artık birbirimiz hakkında epeyce malumat sahibi olmuştuk. Sürekli İngilizce bilmemi över, kendisinin Türkçe bilmemesini eksiklik olarak görürdü. Paylaşımlarımız tatmin edici samimiyetteydi.

Üçüncü maçı da kazanıp durumu 3-0 yaptıktan sonra beni İngiltere’ye davet ederek karşılıklı oynamayı teklif etti. Orada mühendise ihtiyaç olduğundan, onların yanında kalabileceğimden, bana iş bulma konusu başta olmak üzere bazı konularda yardımcı olacağından bahsetti. Hatta yol paranı toparla gel gerisini merak etme demeye getirdi.

Canım sıkılmıştı. Bana göre, olta attığı kişinin adını iyi okuyamamıştı İngiliz asilzadesi!

Cevap vermedim ve ilişkimi bıçak gibi kestim.

Bazı arkadaşlarım akılsızlık ettiğimi söyleyerek üstüme geldiler. Ama kararım netti.

Aç ta kalsam İngiliz’e hizmet etmem. Bu vatan benim, ne olursa olsun bütün ceremesiyle beraber kabul etmişim. Ne işim var elin memleketinde?

Mutlu olacaksam olurum, sürüneceksem sürünürüm, öleceksem memleketimde ölürüm dedim arkadaşlarıma. Kimse bana aferin demedi. Hoş, böyle bir tebrik beklememiştim ama beni onaylamamaları doğru bir iş yaptığımı gösteriyordu sanki. İnsanların büyük bir çoğunluğu nefislerine uydukları için beni yarıdan fazlası onaylarsa kendimi gözden geçirmem gerekir diye düşünürdüm.

Beyin göçü olmasın, İngilizlerin yaptıkları yeter uzak dursunlar diyerek duvar örmüştüm gelen teklife.

Bana son yazısını 1999 Gölcük depreminde yazmış. “İyi misin? Depremde sana bir şey oldu mu? Bir ses ver yeter” demiş sanki beni çok seviyormuş gibi.

Aradan yıllar geçti. Elim, ayağım, belim, zihnim o günkü dirilikte değil.

Yaşlıların ve çocukların hürmetine bereketlerin ihsan edildiği, belaların yön değiştirdiği bu âlemde, memleketim topraklarında yaşlanan birisinin hatırına inşallah bir bela def olur, ilişemez Anadolu’ya.

[Toplam:4    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 3 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

5
Kimler Neler Demiş?

avatar
2 Comment threads
3 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
3 Comment authors
Tuncay Yıldırım1sonbaharMeryem Melek Ayyıldız Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Meryem Melek Ayyıldız
Üye

Vatan sevginiz çok güzel, yazınızda öyle.

Teklifi kabul edip etmemenizi tartışmıyorum ama verdiğiniz güven üzerine karşıdakinin yüzyüze görmediği biri için son derece iyi niyetli bir teklif sunması da takdire şayan.

Bu arada yazının sonu biraz genel akışı bozan bir ivedilikle bitmiş gibi.

Akıcı ve merak ettiren bir yazı stiliniz var.

Kaleminize sağlık. 🌺

Tuncay Yıldırım
Üye

Merhaba,

Öncelikle Yazar Okulu ailesine hoşgeldiniz.

Yazınız çok heyecan verici ve merak uyandıran bir başlangıçla başladı. Sonrasında internetten tanıştığınız arkadaşınızla oynadığınız satranç oyununun aslında birbirinizi tanıdıkça kendi aranızda oynadığınız başka bir satranç oyununa dönüştüğünü gördük.

Arkadaşınıza biraz önyargıyla bakmışsınız gibi geldi bana. Yazınızın içeriğini beğendim. Kısa ve net ifadelerle çok şeyler ifade edebiliyorsunuz. Orhan Pamuk’un tarzını andırıyor yazılarınızdaki ifadeler. Her yazar bu ifadeleri bu kadar kısa bir süre içinde okuyucuya ifade edemez.

Son paragraf biraz kapalı kutu gibi duruyor. Ne demek istediğinizi çözümleyemedim. Şifreli bir yazı gibi sanki.

Kaleminiz ve bu platformdaki yazılarınız daim olsun inşallah.

Sevgiler… Saygılar…