MAHCUBİYETİN KİME?

2
72

 

Yıl:2013

Zil sesiyle öğrencilerin sınıflara koşması bir olmuştu.Yine de en şanslı sınıf zemin katta bulunan 5/A idi.

Niye mi dersiniz?

Hem bahçeye ilk çıkıyor hem de sınıfa ilk giriyorlardı. Ama bu sefer biraz geç girdiler. Çünkü havalar ısınmış, çünkü oyunları yarım kalmıştı.

Yaz açan çiçeklerle yavaş yavaş ben geldim diyordu. Öğleden önceki son ders niye Türkçe olur ki. Zaten Türkçe öğretmenin o ajan edası dersi yeterince gererken bir de öğle arasını beklemek vardı.

Ders Türkçe , konu hikaye…

Yine sıkıcı konular. Zaten ne zaman eğlenceli bir şeyler yapılırdı ki.

Ilk defa bir zili bu kadar sevmişti. Ama ödev okadar güzel değildi. Hikâye yazmaları isteniyordu. Üstüne üstlük öğretmenlerinden de güzel bir azar işitmişlerdi ; ‘Hiç kitap okumuyorsunuz, kütüphaneden kitap almayan tek sınıf sizsiniz….’

Okullarında bir kütüphane olduğundan bile şüpheliydi. Öğle arasını o hiç bilmediği esrarengiz dünyada geçirdi. Güzel kitaplar ve iyi dekorasyonu bulunan bu güzel dünya onun kaçacağı gizli yeriydi. O gün aldığı kitap Jules Vernenin Dünyanın Merkezine Yolculuk kitabıydı. Ve yolun sonuna geldi tekrar gideceğini bile bile. Tekrar aynı korkuları yaşamak üzere gizli odaya doğru gitti. Ilk defa bu kadar uzun bir yol bu kadar kısa sürede bitmişti. Gerçi ilk kez bu kadar uzun bir kısa sürede bitmişti. Gerçi ilk kez bu kadar uzun bir güzergâhı göze almıştı. Kütüphaneden ayrılırken gözlüklü ve uzun boylu bir ağabey vardı. Kitabını yazdırdı ve derse girdi. Okul ilk defa bu kadar çabuk geçmişti. Âdeta uçarcasına eve gitti. Ödevlerini bitirdi ve yine o maceraya sürükledi kendini.

Gece saat üçü gösterirken korkarak uyandı. Iyi ki de uyanmıştı ama bu korkuyla nasıl baş edecekti. Hemen hikayesini yazmaya koyuldu. Içinde biriktirdiği korkuları hüznü ve bütün acıyı kâğıda dökmüştü.

Horozun sesiyle başını kağıttan kaldırması bir oldu. Uyuya kalmıştı. Ilk kez böyle bir şey oluyordu. Daha önce hiç yatağı dışında bir yerde uyumamıştı. Ilklerin ardı arkası kesilmiyordu. Şimdi de ilk kez okula geç kalmıştı. Ne tesadüftür ki ders Türkçe… Herkes hikayesini okuyordu. Sıra ona gelmişti. Hikayesi uyuyakaldığı için biraz kısa olmuştu ama yine iyi olduğunu düşünüyordu. Hikayesi bittiğinde tütüm sınıf onu alkışlamış yaşına rağmen olayları ele alışı, bu şekilde yorumlayışı

öğretmeninin de hoşuna gitmişti. Kitabı o gün kütüphaneye geri bıraktı -geri almak

üzere-. Bir kaç hafta sonra bağımlı olup çıkmıştı Sadece kitap okuyor bazen temel ihtiyaçlarını bile karşılamayı reddediyordu. O hafta boyunca kütüphaneden çıkmaz bütün kitapları okur oldu. Eline o kitap geldiğinde sanki kitapları okur oldu. Eline o kitap geldiğinde sanki boğazı düğümlenircesine duraklıyor sonra başka bir kitabı alıp gidiyordu. Gözlüklü ağabeyin  dik bakışları onu ürkütse de yine o dünyadan vazgeçmeyecekti.

Sene sonu gelmişti…

Sınıfta en çok kitap okuyan kişi oydu. Ve ödül olarak Türkçe öğretmeni ona bir kitap hediye etmişti.

Koskoca tatilde ona bir kitap yetmezdi. Yetmeyecekti de.

Yıl:2016

Ne ara dört yıl geçmiş ne ara mezuniyet gelmişti. Hatıra defterleri sınıflarda dolaşıyor, güzel dileklerde bulunuyorlardı. Ona ilk yazılan metin onu kendine getirmişti. Iyiler hep kazanmaz iyiler hep iyiliği dağıtırdı. O da böyle yapacaktı. Gülümseyerek bunu dağıtacaktı.

Yaz tatili paldır küldür bitmiş eylül ayı gelmişti. Eylül deyince herkesin aklına farklı bir şey gelir. Öğrencilerin ise kimisi için korku kimisi için heyecan. Yeni okul onun için çok farklı olmasına karşın öğrenciler çok daha garipti. Gülmek bile onlara göre saçmaydı. Bu durumu pek fazla önemsememesine

rağmen istemeden onu değiştirmişti. Artık her zaman somurtuyor ve sürekli bir şeylere sinirleniyordu.

Bir yıl sonra…

Herkes ona çok sinirlisin çok kabasın gibi şeyler söylüyordu. Oysa bu söyledikleri o değildi. Güneşin doğuşu ona yeni bir gün gibi gelse de farklı olmayan olaylar silsilesiydi. Okulun kapısında gördüğü afiş ona her ne kadar güzel bir aktivite gibi gelse de şu an çok yoğundu. Akşamüzeri gelen mesaj onu hem mutlu etmiş hem de düşündürmüştü Bu egzersiz ona eski günlerini hatırlatmış tekrar gülümsemeye geri başlamasına vesile olmuştu.

Şimdi ne kadar mahcup olduğumu ben bile bilmiyorum sırf kitap okumuyorsunuz diye kızan o öğretmenine mi bu mahcubiyet yoksa yazı yazmanın aslında düşünüldüğü kadar zor olmadığını fark

edemeyen kendisine mi?

Akan yaşları durduğunuz için böyle güzel bir hayali gerçekleştirdiğiniz için Süleyman hocam ve Veyis hocama teşekkürlerimi sunarım. Ve unutmadan ben her ne kadar ilk başta bu kursu önemsemesemde benim bu egzersize katılmamı sağlayan edebiyat öğretmenin sayın Muzaffer hocamıza ne kadar teşekkür etsem azdır.

Huri Bahar

[Toplam:3    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 2 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
Huri BAHARŞeyma Şahin Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Şeyma Şahin
Üye

Değişik bir teşekkür yazısı olmuş. Çok hoş bir yazı. İnşallah bundan sonra daha çok yazarak kendini geliştireceğine inanıyorum. Emeğine sağlık…