“KAFAM ZENİTH MARKA SAAT GİBİ ÇALIŞIYOR”

2
26

Şimendifer’li köstekli saati bilirmisiniz bilmem. Aslında Fransız bir kelime olan ‘Chemin de fer’in okunuşu ‘Şömen dö fer’dir. Fransızca’da ‘Demir Yolu’ demektir. Türkçe’ye geçerken doğal olarak biraz değişmiş ‘Şimendifer’ olarak sözlüğümüzde yerini almıştır. Eskiler daha iyi bilir ama biz kısaca anlatalım hikayesini.

Karayollarının günümüzde ki kadar yol ağlarının olmadığı 1920’li yıllar dan başlayıp, 1940’lı yıllara kadar olan ulaşımda Tren’lerin daha revaçta olup, rağbet gördüğü yıllardır.

Eski filimlerde görmüşüzdür ceket içine giyilen yeleklerden sarkan köstekleri. Bir karizma abidesi, baş köşede statükocu gibi poz veren, hani eskilerden süre gelen, kendi var olan konumunun değişmesini asla istemeyen kimse. Önemli bir adam, önemli bir kişi. Şöyle elini ceketin altındaki yeleğin cebine sokup havalı havalı çıkarıp, ben diyeyim fiyaka, siz deyin çaka s/atan. Yapılacak işlerini köstekli saatine bakıp randevu vererek ayarlayan adam. İnsanların üzerinde fiyakalı, karizmatik intibası yaratan adam.

Ha bu arada bilmeyenimiz ve köstekli saat’te nedir diye aklından geçiren olabilir. Genel olarak kurularak çalışan mekanik bir saattir. Köstekli saat denmesinin sebebine gelince. Bir zincir vasıtasıyla elbisenin herhangi bir yerine takılarak kullanılan saat türüdür. Köstekli denmesinin sebebi de bu zincir ile taşınmasıdır.

Neyse lafı uzatmayalım. O zamanlar Tren istasyonları ve istasyon şefleri çok mühimdi. Hem emniyetli yerler hemde ehemniyetli kişilerdi. Tabi ki şimdide öyle. Ceplerindeki şimendifer’li, köstekli saatler herkeste bulunmayan, nadir bulunan nadide bir cep saati idi.

Şimdiki gibi tıkır tıkır işleyen bir teknoloji olmadığından, ki o zamanlar şimdiki gibi teknoloji yoktu. TC Devlet Demiryolları’mızda trenlerin zamanında kalkması ve tarifeye uyulması için saatin en iyi yapıldığı Dünya’nın en eski İsviçre saati favori markalarından, 1865 yılında Neuchatel’e bağlı, Le Locle’de, Georges Favre-Jacot tarafından kurulmuş olan Zenith ve ayrıca Omega gibi firmalarla anlaşır. Ön tarafı T.C.D.D Yolları ablemli arka tarafında ise şimendifer yani lokomotif resimli olan cep saatleri istasyon şeflerine verilir.

İlerleyen yıllarda piyasada satışa sunulan ve çok tutulan bu saat, Baba, Dede, Ata’dan yadiğar kalmış olan Zenith marka köstekli saatlerin hala tıkır tıkır çalışmakta olup ‘Evladiyelik dedikleri bu olsa gerek’ diyen insanların eli-atmış seneyi aşkın teklemeden çalıştığını ifade ederler.

En prestijli saatin şimendiferli olanlar olduğu kabul edilir. Olmazsa olmazı kalite belgesi olan ve arka kapaktaki şimendifer resimleridir. Eskiden bu saatlerin meraklıları saatlerin birkaçını yan yana dizer ve çok az kurma ile hangisi ilk çalışmaya başlarsa onu alırlar ve muhakkak kulaklarına götürüp, kendilerine göre sesi daha iyi olanı seçerlerdi.

O zaman en muhteşem saat, şimendiferli saat’ti. Televizyon henüz çıkmamış, akşamları itina ile kurulup, akşam haberleri öncesi Ankara radyosuna göre dakika ayarı yapılan saat…

Yine o eski filimlerde olur ya Zeki Müren’in seslendirdiği müzik eşliğinde hatta bazen ağır çekim modunda sevenlerin kavuşma yada ayrılık sahnelerinde kimi zaman göz yaşı, kimi zaman sevinç çığlığı atılan kavuşmanın mutluluğundan ağlayan o yerler, o istasyonlar ve herkeste olmayan cep saatlerini aklınızdan geçirin.

İstasyon şefi şimendiferli saatini kösteğinden tutup çıkarıyor ve düdüğü çalıyor. Ve hüzün zamanı ağlamaklı gözlerle belki bir daha ‘Gitmek var dönmek yok. Dönmek var görmek yok.’ düşüncesi ile ‘Elbet bir gün buluşacağız. Bu böyle yarım kalmayacak’ şarkının mısraları dudaklarında terennüm ederken ‘kalbimde buruk bir acı’ belkide kavuşamamanın acısı ile şimdi artık ayrılık zamanı seni önce Allah’a sonra ‘seni sana emanet ediyorum’ dercesine.

Ya da ‘Gölgesinde mevsimler boyu oturduğumuz hep el ele vererek hayaller kurduğumuz o ağacın altını bilmem hatırlarmısın’ şarkısını söylerken o ağacın altında yolcusuna kavuşma hayali ile T.C.D.D. Yolları yazılı ve amblemli banklarda oturup beklerken, asırlık bir çınar gibi duran koskoca T.C.D.D Yollarına sığınıp gölgesinde gölgelenen huzur bulanlar.

İşte o sevenleri ayıran yada kavuşturan, koskoca trenleri hareket ettiren o şimendifer’li köstekli Zenith saatler varya şanını daha çok burdan alıyor. Ve bu saatlerin namı dilden dile kulaktan kulağa bir şehir efsanesi gibi yayılıyor.

Dilden dile yayılan Zenith saatin asıl namı ‘Kafam Zenith marka saat gibi çalışıyor.’ sözü ile daha da meşhur olmuştur. Derler ki, merhum eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, Baykal’a gizlice ziyarete gittiğini, Demirel, fiziki olarak bir takım rahatsızlıkları olduğunu ancak “Kafam Zenith Saati gibi çalışıyor” demesi o zamanki gazetelerde manşet olmuş bu söz o zamanlar herkesin dilinde pelesenk olmuştur.

“Markanın yüzünü güldürdü, satışlarını patlattı diyen Zenith’in Türkiye Distribütorü Konyalı Saat Genel Müdürü İrfan Nalçacı, “Zenith markası, 9’uncu Cumhurbaşkanı tarafından dile getirildi, markanın ne kadar yüksek ve kusursuz olduğunun altı bir defa daha çizilmiş oldu” dedi. Yaptığı açıklamada, Süleyman Demirel’in sözlerinin markayı olumlu yönde etkilediğini bildirdi.” diye açıklamalarda bulunmuştu.

Yaşlı olmasının önemsizliğini vurgulamak için “Kafam Zenith marka saat gibi çalışıyor’ sözü ile Zenith marka saatin Türkiye’de popülaritesi artmış satışlarda patlama etkisi yaratmıştır.

Gerçi daha sonra Süleyman Demirel’in kadim dostu gazeteci Yavuz Donat’ın bir röportajında Süleyman Demirel’e;

‘Kafam Zenith marka saat gibi çalışıyor’ dediniz mi” diye sorduğunda; Demirel, ‘Yalan, kimseye böyle bir şey söylemedim’ diye beyan etmiş. Her ne kadar söylemedim desede Demirel’in dillere dolanan ‘Dün dündür. Bugün bugündür’ çok meşhur olan, şimdiki tabirle replik olan bu sözü, ‘Kafam Zenith marka saat gibi çalışıyor’ söz’de dillere dolanmış ve dillere destan olmuş bu söz de rahmetlinin üstüne yaftalanmış, yapışmıştır.

Ha birde ‘İnsanların bir eşşek saati birde eşref saati vardır’ derler. Saat deyince aklıma düşüverdi birden. Hani dilimize düşen, sıklıkla söylediğimiz ve bizde meşhurdur ‘İnsanların bir eşşek saati birde eşref saati vardır.’ sözü.

Eşref saatinde insan yumuşak başlı, iyi huylu, sakin, mülayim olur. İstediğini yapar, yaptırabilirsin.

Birde bunun tam zıddı “eşşek saati” vardır ki bu saate çok ters, aksi, huysuz hatta canavarca davrandıkları zamanlar olur. Beşeriyet dediğimiz ‘İnsan beşer, kuldur şaşar.’ ata sözümüze istinaden herşeyi tersinden anlamaya meyilli olduğu için bu zamanlar saatler, dakikalara da eşşek saati denir. Bunları iyi ayırabilmek gerekir.

Merhum Süleyman Demirel ‘Kafam Zenith marka saat gibi çalışıyor.’ sözünü söylediyse Eşref’mi, Eşşek’mi hangi saatte söylediğini ben bilemem.

Bildiğim isanlar, saatlerin marka ve kalitesine göre değil, ‘Eşref ve Eşşek saatinde ki’ hal ve hareketlerine, davranışlarına ve sözlerine göre toplum içinde, en önemlisi Allah’ın nezdinde kendi yerini belli edendir.

[Toplam:1    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 2 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
Yusuf ÇEBİTuncay Yıldırım Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tuncay Yıldırım
Üye

Oldukça bilgilendirici, açıklayıcı ve doyurucu tarihsel içeriği de olan bir deneme yazısı olmuş.

Keyifle okudum ve ayrıca bilmediklerimi de öğrenmiş oldum.

Tekrar kalemine ve emeğine sağlık Yusuf Abi.