HOŞ SALLIYOR

2
72

Radyolar bangır bangır bağırıyor. İnternet sitelerinde reklam üstüne reklam. Sorsan ülkede kriz var. Biletix’te biletler tükeniyor. Karaborsada biletler fahiş fiyatlara kapış kapış satılıyor. Hani o isimlerini ezbere bildiğimiz ecnebi sanatcılar konser veriyor ve ve ve!..

“Dünyaca ünlü şarkıcı Jennifer Lopez Ataköy Atletizm Arena’da vediği konserde İstanbul’u salıyor.”

“Kuruçeşme Arena’yı dolduran dünyaca ünlü şarkıcı Rihanna İstanbul’u sallıyor.”

Ve çılgın kadın “Madonna TT Arena’da verdiği konsede İstanbul’u sallıyor”

Evet evet yanlış duymadınız Dünyaca ünlü yarı çıplak sanatcılar İstanbul’a gelip İstanbul’u sallayıp sallayıp duruyorlar da ne hikmetse İstanbul’da yaşayan biri olarak bu sallantılardan hiç bir haberimiz olmuyor.

Dünyaca ünlü sanatcılar konser vermek için İstanbul’a gelip konserleri bittikten sonra bir kısım yazılı görsel medya hep bu manşeti atarlar.
“………İstanbul’u salladı.”

Ha sadece dünyaca ünlü sanatcılarmı tabiki hayır. Sezen Aksu, Tarkan, Kenan Doğulu, Hadise gibi yerlilerimzde sadece İstanbul değil gittiği il’leri hep sallayıp sallayıp duruyorlar.

Deprem olduğunda evdeydim. Hani 99 depremi gibi olmasa da iyi sallandık. Uzmanların söylediklerine göre daha da sallanacağız. Tabi ki bunu bilebilmek çok zor hatta imkansız demek mümkün. Olup olmayacağı yalnız ALLAH (C.C) katında gizlidir.

“O bilir.”

Önceden deprem olacağına dair bir teknoloji henüz daha icat edilmedi.

99’un depremi üzerinden 20 yıl geçti. 2019’un Eylül’ün 26’sı, saatler 13.59 gösterirken sallanıyoruz ama öyle böyle değil, hani İstanbul’u sallayan sanatcılar gibi değil, iyi sallanıyoruz. HOŞ SALLIYOR. Korkudan herkes telefonlara sarılmış ama malesef tüm GSM operatörleri kilit. Tüm Türkiye İstanbul depremine kilitlendi. Benim dilimde 99 depreminde ki gibi yine ‘Elhamdülillah Kelime-i Şehadet.’

Televizyon kanallarında haberlerde, tartışma programlarında, sosyal medyada, kahvede, kafede, restoranda, camide, evlerde ama her yerde doğal olarak en çok konuşulacak konuların başında DEPREM geliyor.

Efendim depremler ilahi ikazmıdır?.. Depremde ölenler şehitmidir?.. Zulüm ve zina çoğalınca mı zelzele olur?.. Müdahane nedir?… Toplu olarak gömmek caizmidir?.. Deprem ve günah ilişkilimidir?.. Depremden kaçmayan intihar etmiş olurmu?.. gibi gibi bir sürü sorular, ve cevaplar…

Bu arada Allah’a inanmayan ateistler gitsinler tabiat ana’larına sorsunlar. Belki tabiat ana’ları kulaklarına birşeyler fısıldar. Tabiat babanız nerde?…

99 depreminde Cübbeli Ahmet Hocanın bir sohbeti gündeme tabir-i caizse bomba gibi düşmüş yine millet olarak her konuda olduğu gibi ikiye bölünmüştük.

Cübbeli Ahmet Hoca;
“Zelzelenin sabahı bütün camiler bayram namazı gibi oldu. Karıyı, çocuğu alan doldu. Her sallamada bir saf artıyor. Dedim ‘Yarabbi bizi yıkıp geçirme ama ara sıra yokla bizi’ SALLADI MI ÇOK HOŞ OLUYOR. Millet Allah diyen diyene. Allah Allah dışarı fırlıyor. Durdu mu unutuyor.” demişti.

Ben Cübbeli Ahmet Hocaya hak verenlerdendim. Sebebine gelince. 99 Depreminin olduğu günün sabahı, sabah namazında camide neredeyse yer kalmamıştı. Deprem öncesinde sabah namazlarında bilemedin en fazla iki sıra oluyorduk. Zamanla yine azala azala iki sıraya düştük. Demek ki insanoğlu ilahi ikazlardan ders alabiliyor.

ALLAH (C.C) Yunus Suresi 12 Ayetinde biz kullarına;
“İnsana bir zarar dokunduğu zaman, yatarak, oturarak ve ayakta bize yalvarır. O zararı ondan giderdiğimizde sanki kendisine dokunan o zarar için bize hiç dua etmemiş gibi, eski nankör haline geçer.” diye boşuna seslenmiyor.

Deprem ve İbretlik bir Ayet. Deprem olunca herkes korkudan ALLAH’a (C.C) sığındı. Deprem bitti. İbret alan aldı. Bir zaman sonra herşey, herkes eski haline döndü. Kimisi daha da azdı.

Bugün her türlü fuhşiyatın aleni olarak yapıldığı yazılı ve görsel bütün basın organlarının çoğunun, haber kanallarında, televizyon dizilerinde ve sosyal içerikli programlarında, internet üzerinden yayınlanan sitelerin zina, içki, kumar, ensest ilişkiler normalmiş gibi gösterilip, Lbgt’lilerin meydanlarda rahatça özgürlük istemeleri kısaca dinimizin yasaklamış olduğu her türlü azgınlığı rahatça yapmaları ve bu bir kısım insanları rahatsız etmediği gibi destek vermeleri insanların isyandan vazgeçmesi için ilahi bir ikaz olan deprem gibi doğal afetlerden ibret alınmalıdır.

Sel, deprem, kuraklık gibi, her türlü doğal afet ilahi musibetlerin ara sıra ortaya çıkması, ALLAH’ın (C.C) sonsuz olan nimetlerine, lütufuna, ihsanına karşı isyanda olanlara ikazıdır. Hiçbir nimet ve felaket nedensiz de değildir, sebepsiz değildir. Düşünüp akıl edenler için nice hikmetleri vardır. Günahların affına sebep olduğu gibi bizim bilmediğimiz başka hikmetleri de vardır.

Hadis-i şeriflerde Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdu ki;
“Ümmetim için depremler günahlarına kefaret olur.” “Hakim”

Depremler ilahi bir ikazdır. Âlimler, demişlerdir ki; “Zulüm ve zina çoğalınca zelzele olur.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir Hadis-i Şerif’inde buyuruldular ki:
“Zina yayılınca depremler çoğalır.” “Deylemi”

Yine bir diğer Hadis-i Şerif’inde; “Günahlar açıktan işlenmeye başlanınca, iyi kötü herkes genel bir azaba maruz kalır.” “Taberani”

Adaletsizlikler ve haksızlıklar çoğalınca, özellikle büyük günahlar çoğalınca günahlar işlenmeye başlanınca deprem gibi diğer afetler ve diğer belalar başgösterdiğinde, bu adaletsizlik haksızlıklara ve günahlara engel olmamız gerekir. Çünkü gücü yettiği halde haram işleyip kötülük yapana mani olmamak müdahene olur. Nedir müdahene?.. Dünyalığını kazanmak için, dininden taviz vermektir.

Haram işleyip kötülük yapan yada yanında bulunanlara olan saygısı veya dine olan bağlılığının gevşekliği, müdaheneye sebep olmaktadır.

Fitne olmadığı, yani dinine veya dünyasına veya başkalarına zarar olmadığı zaman, haram ve mekruh işleyene mani olmak gerekir. Mani olmamak, susmak haram olur.

Müdahene etmek, haram işlemeye razı olmayı gösterir. Susmak bir çok yerde iyidir. Fakat, hakkı, hayrı söyleyecek yerde susulmaz.

Sahabe sorar;
“Ya Resulallah! Geçmiş ümmetlerden bir kısmına deprem ile azap yapıldı. Toprak altında kaldılar. Bunların arasında salihler de vardı.” denildiğinde Rasulullah Efendimiz (s.a.v); “Evet, salihler de birlikte helak oldular. Çünkü Allah’a (C.C) isyan olunurken susmuşlardı.” buyurdu. “Taberani”

Tıpkı Lût, Ad, Semud ve diğer kavimlerinde olduğu gibi.

Ha bide depremde ölenler şehit midir der gibi işittim sanki. Tabii ki şehittir ama depremde ölenin imanı varsa şehittir.

Bakınız yine Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hadis-i Şerif’inde “Suda boğulan, yangında ölen, duvar ve enkaz altında kalarak ölen şehittir.” buyurmuşlardır. “İbn-i Asakir.”

Sözün özü; Evet deprem jeolojik bir olaydır. Fakat her olayın yaratıcısı Hak Teâla’dır. Deprem gibi doğal afetler ilahi bir ikazdır.

“Ben sadece elin ecnebi sanatçılarından örnek verdim. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.”

Bizler yabancıların hayatlarına göre yaşarsak diriliş de rûhânî hayatımıza ona göre tecellî edecek. Cenâb-ı Hak buyurur;

“Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.” (el-Kıyâme, 22)

“Yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır.” (el-Kıyâme, 24)

Yani kısacası “Nasıl yaşarsanız öyle ölür ve nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” ifade eden bu sözle er yada geç muhatap olacağız.

Elin ecnebi sanatçısı İstanbul’u zahiren bir milim dahi sallayamaz ama maneviyatımızda büyük sallantılara, yıkıntılara sebep olur/oldu/oluyorda. İşte nesillerimizin bozulması bu yüzdendir. Biz Kuran ve sünnet çizgisinden uzaklaştıkça ve onlara uyanlara susunca Hak Teâlâ; “Size gelen musibet kendi ellerinizle işlediğiniz ‘günahlar’ yüzündendir.” Şura Suresi 30 ayetinde buyurmaktadır. Gerek deprem gibi doğal afetler gerekse diğer başka acılarda suçu kendimizde aramalıyız.

“İşin Şehir yapılaşma, yapılanma, binalaşma gibi konularına hiç girmiyorum o ayrıca yazılması gereken apayrı bir konu.”

Son bir dip not…
Aslında paylaşacağım Ayet ve Hadisler çok daha fazlaydı. Fakat kulağıma sesler geliyor sanki yine işi Din’emi, Ayet’emi, Hadis’emi, Dua’yamı bağladık nefsimize ağır geliyor der gibi.

Deprem zaten korkunç, Birde Ayet’ten Hadis’ten falan bahsedip paylaşınca “yine işi Din’e, Allah’ha, Kitaba’mı, Dua’ya mı bırakıyorsunuz?” diye düşünenlere el cevap.

Biz Allah’a iman edenler olarak birbirimizden ayrılırken bile Allah’a ısmarladık deriz. Her işimizi ona havale eder, O’na bırakırız.

Bizde bir laf var. Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah’a ısmarla. Yani tevekkül et.

Tevekkül Allah’a güvenmektir. Tevekkül, önlem almaya asla engel değildir. Bize akıl veren Allah’tır.

Ahmaklık nedir bilirmisiniz. Bir iş için aklı kullanmadan, üzerine düşeni yapmadan, onu Allah’a ısmarlamaktır. İşte bu tevekkül değil, ahmaklıktır.

Asıl tevekkül, üzerimize düşeni yaptıktan sonrasını Allah’a havale etmektir. İşin sonumu, O’nun bileceği iştir.

Çünkü Allah bize yeter. Çünkü Allah bize “tedbir almanın tevekkül etmek olduğunu” öğretmiştir.

Öyleyse unutmayalım ki; Tedbir ve gayret sahibi olmak tevekküle engel değil, onun bir gereğidir. Sebeplere sarılmak ve tedbir almak bizden; takdir Yüce Allah’tan.

Bizim işimiz Allah’ladır, Allah’adır. O’nun dilediğinin dışında hiçbir şeyin olmayacağını biliyoruz. Buda tedbire engel değildir. Lütfen azda olsa empati. Onuda yapmayacaksınız saygı duyun, e onuda yapmayacaksınız yuh artık, az ötede değil gözden ırakta oynayın.

“Ve bizde Dua, müminin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur. “Hakim, Müstedrek, I/492”

[Toplam:1    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 2 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
Yusuf ÇEBİTuncay Yıldırım Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tuncay Yıldırım
Üye

Yusuf Abi,

Kalemine sağlık. Çok güçlü ve sağlam yazıyorsun.

Başlık da çok “hoş” olmuş.

Yusuf ÇEBİ
Ziyaretçi
Yusuf ÇEBİ

Tuncay hocam. ALLAH razı olsun. Yüreğine sağlık. Yorumun için çok teşekkür ederim. Sende çok güzel yazıyorsun. ALLAH gönlüne göre versin kıymetli kardeşim.