CUMHUR İTTİFAKI PARALELİNDE MİLLİYETÇİLİK İSLAMCILIK TARTIŞMALARI-2 (İSLAMCILIĞIN KISA TARİHİ)

3
36

İSLAMCILIK

İslamcılık fikri 19. Yüzyılın sonlarında ortaya çıkmıştır. Bu fikrin temel düşüncesi İslam milletlerinin ve onun oluşturacağı medeniyetin Hristiyan-batı dünyasını her alanda geri bırakmasıdır.

İslamcılık düşüncesi Sultan Abdülhamid döneminde bugünkü anlamıyla olmasa da devletin en geçerli ideolojisi olmuştur. Abdülhamid’in kendinden önceki sultanların aksine şahsında bulunan halifelik makamını, padişahlığa nazaran daha çok ön plana çıkarmıştır. Bu siyaset Osmanlı içindeki Müslüman azınlıklar üstünde beklenen etkiyi pek fazla göstermese de, özellikle Birleşik Krallık sömürgelerinde etkili olmuştur.

Abdülhamid böyle bir siyaset güderken diğer yandan İttihat ve Terakki içinde muhalif bir İslamcı grup vardı. Mehmed Akif, Muhammed Hamdi Yazır, Said Nursi gibi isimler bir yandan ittihad-ı İslam fikrini savunurken, diğer yandan da gizli veya açık olarak padişah ve hükümete muhalefete devam ediyorlardı.

İkinci meşrutiyet döneminde İslamcılık fikri bir süre daha cemiyet hayatındaki yerini korudu ve nihayet balkan bozgununun ardından iktidardaki İttihat ve Terakki içinde müdafaa edilen en önemli fikir haline geldi. Çünkü tüm gayr-i müslim unsurlar Osmanlı’dan ayrılmış ve böylece Osmanlıcılık fikri çökmüştü. Fakat bu durum pek fazla devam etmedi. 1916’da Şerif Hüseyin ve bazı Arap kabilelerinin isyanıyla bu fikir de muşruiyetini yitirdi ve devletin yeni dayanağı Türkçülük oldu.

Milli mücadele dönemine gelindiğinde İslamcıların bir bölümü milli harekete muhalif kalmayı tercih etti. Ancak çoğunluk Milli Mücadeleye katılarak memleketin istiklali için diğer gruplarla ittifak yaptı.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE İSLAMCILIK

İslamcılık düşüncesi cumhuriyet döneminde devletin resmi ideolojisiyle devamlı çatışma haline girdi ve başta ordu olmak üzere birçok grup ve fikir tarafından “istenmeyen” ilan edildi. Laiklik karşıtı tutum cumhuriyeti kuranlar tarafından hoş karşılanmadı. Özellikle 1923-1950 arası dönemde İslami hassasiyet taşıyan birçok grup ve cemaat yer altına çekildi.

1960 sonrası İslamcılık için yeniden teşkilatlanma fırsatı buldu. Öncelikle ulusalcılıktan ayrılan ve yerel değerleri ön plana çıkaran milliyetçiliğin gölgesinde yeni İslamcı hareketler başladı. Bu dönemde MTTB, CKMP gibi kurum ve partilerde “sağ” düşünce olarak nitelendirebileceğimiz milliyetçi ve İslamcı fikirler vücut buldu. Ancak bu ittifak çok sürmedi ve fikir ayrılıkları altmışların sonuna doğru yeniden baş gösterdi. Nihayet 1972 yılında Necmettin Erbakan’ın kurduğu Milli Selamet Partisi daha sonra bu partiye bağlı olarak ortaya çıkan Akıncılar grubu Türkiye İslamcılığının yeni kurumsal kimliğini oluşturdu.

Erbakan, Akıncılar, İslamcılaşan MTTB ve Büyük Doğu çevresi  yetmişlerde pek de aradıkları ilgiyi bulamadılar. Ecevit ile kurulan koalisyon ardından gelen milliyetçi cephe hükümetleri… Komünizmle mücadelede daha ılımlı bir yöntemin belirlenmesi Milli Görüş hareketinin 12 Eylül’de Ülkücü hareket kadar zarar görmemesini de temin etti.

12 Eylül döneminin ardından İslamcılar siyasi bakış açılarını değiştirip toplumun tüm problemlerine eğilmeye başladılar. Ülkenin de içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal problemlerden faydalanarak 1995 seçimlerinde Refah Partisi’ni birinci parti, Erbakan’ı da koalisyon hükümetinin başbakanı yaptılar.

Elbette bu durum bazı vesayet çevreleri tarafından hoş karşılanmadı. Gerçi bu süreçte iktidar kadrolarının da rejim ve sistem karşıtı tavırları, iktidarın getirdiği rehavetten kaynaklı problemler de mevcuttu. Tüm bu unsurlar birleşince Türkiye 21. Yüzyılın eşiğinde postmodern darbeyle tanıştı.

28 ŞUBAT VE SONRASI

28 Şubat Dönemi ve yoğun baskılar birçok samimi dindarı mağdur etti. Başörtüsüyle okula giremeyenler, işinden atılan insanlar ve karalama kampanyaları birbirini izledi. Demokrasinin ayarlarıyla oynayanlar ellerinin ayarını bilemediler ve olan yine milletin öz çocuklarına oldu.

28 Şubat’ta yaşananlar çok değil sadece 5 yıl sonra Türkiye’yi Ak Parti iktidarına taşıdı. Klasik milli görüş düşüncesinden farklı olarak daha liberal söylemlerle ortaya çıkan Ak Parti halkın desteğiyle Türkiye’nin yeni iktidar partisi oldu.

Artık İslamcılar iktidardaydı…

İktidarın ilk yılları ülkeyi yönetirken kendilerine engel olabileceklerini düşündükleri yapı, kurum ve kişilerle mücadele ederek geçti. 2002-2007 arası dönemde Erdoğan’ın vekilliğinin düşürülmesi, kapatma davası, 367 krizi gibi bir çok problemle karşılaşan Ak Parti ve İslamcılık 2007 seçimlerinde oylarını arttırdı ve Abdullah Gül’ü de cumhurbaşkanlığı makamına getirdi.

2007’den sonra kadrolaşma ve Türkiye’nin belli başlı önemli sorunlarına el atma çabasını görebiliriz. Başörtüsü meselesi, eğitim ve ekonomi alanındaki yenilikler, devlet kurumlarının ıslahı ve çözüm süreci…

Ak Parti icraatlarını sıralayadururken diğer taraftan İslamcı aydınlar ve yeni İslamcı-iktidarcı medya kendilerine sağlanan rahatlıkla yazıp çizmeye ve konuşmaya başladı. Geçmişle hesaplaşmak, milli değerler ve kavramlarla çatışmak gibi (diğer yazılarımızda örneklendireceğiz) bir çok gaflete düştüler.

Yine son dönemde Türkiye İslamcılığı ideolojik olarak yeni arayışlara girdi. Klasik İslamcı düşüncenin aksine, İslami Demokrasi, Yeni Osmanlıcılık, Avrupa karşıtlığı gibi düşünceler bugünlerde kulağımıza çokça çalınıyor. Bu durum kanaatimce iktidarın ağırlığını daha kolay taşıyabilme çabasından ileri geliyor. Bir ülkenin sorumluluğu bir ideoloji ve siyasi kadroyu yeni arayışlara itebiliyor.

BİTİRİRKEN

1949’da iktidara gelen Çin devriminin lideri Mao’ya bir gün sorarlar:

-1789 Fransız ihtilali hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mao şöyle cevap verir:

-Konuşmak için daha erken.

 

Malum Türkiye 15 Temmuz 2016’da çok büyük bir ihanetle karşılaştı. O gece milletimizin ve güvenlik kuvvetlerimizin dik duruşu sayesinde aşıldı. 15 Temmuz şimdilik Cumhur İttifakını doğurdu. Peki asıl sonuçları ne? Türkiye’ye nelere mal oldu.

 

El insaf yahu… Daha 2,5 yıl oldu…

 

NOT: Bu yazı dizisi “Milliyetçiliğin Kısa Tarihi” bölümüyle devam edecek.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
Gönderiyi Takip Et
( 3 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

3
Kimler Neler Demiş?

avatar
2 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
3 Comment authors
Tuncay YıldırımMuhammet ARICANOğuzhan Akipek Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Oğuzhan Akipek
Üye

Muhammet Bey,
“Mehmed Akif, Muhammed Hamdi Yazır, Said Nursi gibi isimler”in devletle ters düştüğünü neye dayandırıyorsunuz bilemedim. Bence fitne, ikilik çıkmaması için ellerinden gelen gayreti gösterdiler.
Evet, Mao’nun dediği gibi “konuşmak için daha erken”. Halkımızın genel idraki bunu kaldıramaz.
Yine de “ilginç” bir şekilde hedefe doğru gidiliyor, şükürler olsun.
Kaleminize sağlık
Sağlıcakla kalın

Tuncay Yıldırım
Ziyaretçi
Tuncay Yıldırım

Muhammet Bey,

Yine güzel, doyurucu ve bilgilendirici bir makale yazısı daha.
Kaleminize sağlık.

Yazının başlığını daha kısa tutabilirdik diye düşünüyorum.