Cumhur İttifakı – Bizim Mahalle

4
43

Müşteri şikâyeti olan ürünler iade alındığında yerine yenisinin yapılarak en kısa zamanda gönderilmesi gerekiyordu. Ertesi sabah ürünlerin teslim edilmesi isteniyor, o gece uykudan biraz fedakârlık yapılması gerekiyordu. 

İlgili kişilere ve ustalara haber verildi. Hammaddeden yeni üretim yapılacaktı. Saatler ilerledikçe çalışanlar tek tek ayrıldı, makinenin başında iki kişi kaldılar. Ayarı tutturmuşlar üretim yapıyorlardı. İşlerinin bitmesine yakın usta ile ürünleri götürecek kişi arasında şöyle bir konuşma geçti. 

-Usta kaç yıldır buradasın?

-Valla ben diyeyim 17 sen de 18 yıldır bu fabrikadayım

-Senden başka bu işi yapabilecek yok mu gerçekten? Hadi bunları gönderdik, yeniden sipariş geldiğinde sen olmazsan ne yaparız?

-Ben olmazsam yine yapılır ama hatalı olabilir. Gerekirse izinden gelir yine yaparım siz merak etmeyin. Beni xxx firmasından çağırdılar xxx lira ücret verdiler gitmedim.

-Neden gitmedin, iyi para değil mi?

-Ben gidersem işlerin bir kısmı aksar. Benim vefa borcum var. İşler oturana kadar ayrılamam. Aldığım ücret xxx lira(gülümsedi)

-Madem iyi bir ustasın, sen olmayınca bazı yerler aksayabiliyor o zaman daha fazla ücret alman lazım değil mi? Gelen teklifleri neden değerlendirmiyorsun?

-Ben işimi seviyorum. Para lazım tabi ama aldığım bana yetiyor. Eşimle mutluyuz bize bu para yeter. İşimi seviyorum, zevk alarak çalışıyorum. Bir iş hallolduğunda onur duyuyorum. Burasının ayakta durmasında önemli bir rolüm var. Benim vazifem burasını ayakta tutmaktır. Yeni gelen gençleri yetiştirmeye çalışıyorum ama kaçıyorlar. Az bir para fazla alınca onlar gidiyor ben yine burada kalıyorum. Olay bu. Ben işimden haz alıyorum. Emekliliğe kadar buradayım. Burada yerim olmasından, burasını ayakta tutmaktan onur duyuyorum. Her şey para değil ya.

Usta ürünleri hazırlayarak bitirdi ve paketledi. İrsaliyesini keserken yorgun ama onurluydu. Malları alan kişi merak etmişti, ayrılırlarken ustaya sordu “Usta hangi partiye oy vereceksin”. 

Usta cevap verdi : “AKP’ye vereceğim”. 

 

Elektrik faturasına bakarak isyan etti. Bir müddet saydıktan sonra konuşmaya başladılar. İsyan etmesinin sebebi olan “Elektrik Dağıtım Bedeli”ni ödemek istemediğini, başkalarını zengin ettiğini söyledi. “Adam zaten zengin, benden aldığı parayla daha da zenginleşecek. Haram olsun” dedi. 

Arkadaşı “Adama helal olsun, daha da zenginleşsin işini büyütsün. Türkiye’nin güçlü iş adamlarına, güçlü şirketlere ihtiyacı var. Ben isteyerek veriyorum. Helal olsun” dedi. 

Arkadaşı güçlü iş adamı, yeni yatırımlar ve güçlü Türkiye isterken kendi payına düşen katkıyı yapmaya hazırdı. Konuya “milli dava” gözüyle bakıyor, verdiği parayı ise bireyselleştirmeden, ötekileştirmeden “milli davaya katkı” olarak görüyordu.  

O ise “Ben paramı kimseye vermem, birileri zengin olacak diye neden fedakârlık yapayım ki?” diyordu. Tekrar sordu “Hadi o iş adamı zenginleşecek, ülke iyi olacak diyorsun, peki devletin aldığı vergiye ne demeli?” 

Arkadaşı “O vergilerle devlet öncelik sırasına göre bizim için harcama yapıyor” dedi. “Eğitim, sağlık harcamaları da var ama asıl ilgilendiğim askeri harcamalar. Kendi silahlarımızı üretiyoruz. Devlete helal olsun” dedi. 

Arkadaşının devlete sahip çıkması, fedakârlık kokan konuşmaları onu çok şaşırtmıştı. Belki de daha önce hiç böyle düşünmemiş hep isyan etmişti. Bir müddet sessizliğe büründü ve hiç konuşmadan sadece baktı. Galiba düşünüyordu.  

Konuşmanın devamında arkadaşının sorduğu sorulara “Diyarbakırlıyım, HDP’ye oy vereceğim” cevaplarını vermişti. O da merak edip sordu arkadaşına “Sen Hangi partiye oy vereceksin?” 

Arkadaşı “AKP’ye vereceğim”. 

 

CHP’li akrabası aramıştı, telefonda konuşuyorlardı. Türlü türlü sözlerle iktidara yükleniyor, bazı yerlerde hakaret bile ediyordu. Çekilecek türden olmayan konuşmaları daha fazla dinlemek istemediği için telefonu kapatmaya çalışsa da akrabası yüzsüzce konuşmaya devam ediyordu. 

Sonunda dayanamadı “Abi sen ne halt yersen ye! Markete git, bankadan paranı çek bana ne! Vatan elden gidiyor sen hala kendi derdindesin. Ben meydandan ayrılmıyorum rahatsız etme, arama beni!” 

15 Temmuz darbe girişiminde marketlere, ATM’lere koşanların aksine vatansever olan MHP’li kişi elinde bayrakla meydana koşmuştu. Görev yerini terk etmiyor, Fatih’in torunu, Mustafa Kemal’in askeri olduğu bilincinde Başkomutan Erdoğan’ın talimatını yerine getiriyordu. 

Vatanı için kendinden geçmiş, ne yer ne içerim hiç düşünmeden meydana koşmuştu. 

O bir Türk’tü! 

 

İnsanımızda fedakârlık duygusu var. En azından yüzde elli birimiz yani yarıdan fazlamız milli duygularla vatanımız için elimizi taşın altına koyarız. 

Sözlerim biraz ağır olabilir, yumuşatmaya çalışıyorum. Niyetim ötekileştirmek değil elde ettiğim bir bulguyu sizlerle paylaşmaktır. Zaten alınganlık yapmak isteyene bahane çok. 

Gözlemlerime göre, bizden olanı diğerlerinden ayırırken kullanabileceğimiz iki kriter var: Sadakat ve özveri. Bu kriterlere göre değerlendirme yaptığımızda kim “Bizim mahallenin insanı” kim değil konuşmasından anlayabiliyoruz. 

 

Erdoğan mitingler yapıyor. Sanırlar ki oy toplamaya çalışıyor. 

Başkanımız hatır sayıp mahallemizi dolaşıyor. Sevmese ziyarete gelir miydi? 

Varsın bu ziyaretlerden hoşlanmasınlar. Biz bizi biliriz. Kime ne? 

 

Bizim mahallenin insanı iyi anlaşır. Kol kırılır yen içinde kalır, arkadan vurmaz!

Bizim mahallenin insanı fedakârdır. Anadolu insanıdır, elini taşın altına koyar, kaçmaz! 

Bizim mahalle Türk’tür! Tek vücut olur, vatanını satmaz!

[Toplam:1    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 3 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

4
Kimler Neler Demiş?

avatar
2 Comment threads
2 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
3 Comment authors
Şeyma ŞahinOğuzhan AkipekTuncay Yıldırım Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tuncay Yıldırım
Ziyaretçi
Tuncay Yıldırım

Oğuzhan Bey, Yazılarınızda bu ara çoğunlukla gözlemlediğim; parçalar arası geçiş olarak adlandırabileceğimiz farklı olaylardan örnekler vermek suretiyle vermek istediğiniz mesajları ve ana fikri birbirinden farklı tespitlere dayandırarak yazının şablonunu ve içeriğini bu temellere dayandırmak. Son birkaç yazınız bu şekilde ilerliyor. Bu bir üslup mu yoksa yeni birşey mi deniyorsunuz? Bundan sonraki yazılarınız da bu şekilde mi ilerleyecek? 🙂 Cumhur İttifakını “bizim mahalle” olarak tanımlamanız gayet iyi bir tespit olmuş. “Kol kırılır yen içinde kalır” şeklinde durum tespitiniz de gerçekten çok anlamlı Yazının içeriği gayet iyi. Kendisini okutturuyor her zamanki gibi. Bizim mahalle işini bilir ve mahalle karışmadan herşeyi tekrar yoluna… Daha fazla oku »

Şeyma Şahin
Üye

Wawwww…Çok güzel bir yazı olmuş…
KALEMİNİZE SAĞLIK…