ÇÖPLÜKTE BİRLEŞTİK

2
96

ÇÖPLÜKTE BİRLEŞTİK.

Geçen senelerde bir televizyon programında seyretmiştim. Suriye’li bir genç kardeşimiz yaşadıklarını çok güzel bir tesbitle bakın nasıl yorumluyordu. Geçimini çöp toplayarak sağlıyordu…

– Bizler Suriye’de ön yargılı yaşıyorduk. Bir birimize ayrım yapmaya başladık. Bu durum yavaş yavaş artmaya başladı. Şii’si iktidar olduğu için kimseyi beğenmiyordu. Sunni’si çoğunluk olduğu için kimseyi beğenmiyordu. Hıristiyanı zengin olduğu için beğenmiyordu. Kürdü başkasını beğenmiyordu. Arab’ı başka olduğu için beğenmiyordu. Türkmen’i başkasını beğenmiyordu. Kimse kimseyi beğenmiyordu. Herkes dedikodu yapıp, sosyal medyada küfürleşiyordu. Herkes herkesten uzaklaşıyordu. Herkes çok bilmişti. Herkes en ahlaklı, en dindar, en namuslu, en akılı benim diyordu…
Şimdi durum değişti hepimiz Gaziantep çöplüklerinde birleştik. Çöp toplarken artık kimse kimseyle tartışmıyor. Çöplüğe düşünce birleşmeyi öğrendik. Dedi…

Aslında ibret alınacak bir hikaye. Hepimize ders verir bir nitelikte söylemiş olduğu,

‘ÇÖPLÜĞE DÜŞÜNCE BİRLEŞMEYİ ÖĞRENDİK’

bu cümlesi çok dikkatimi çekmişti. Ne acıdır ki söylemiş olduğu bütün herşeyin aynısı şu an bizde de mevcut öyle değilmi.

Gençlerimizin çoğu bilmez çeşmelerinin su akmadığı bir İstanbul’da yaşamanın ne olduğunu.

Gençlerimizin çoğu bilmez pis kokulu, çöp dağlarının olduğu bir İstanbul’da yaşamanın ne olduğunu. Gerçi şimdiki Chp’li bir çok belediyelerde ikamet eden halk bu koku ve manzarayla hala hemhal olmaktadır.

Gençlerimizin çoğu bilmez İstanbul’a doğal gaz gelmeden evvel havasının kömür koktuğu bir İstanbul’u. Kışın kömürün yarattığı sisten göz gözü görmez olduğunu.

Hatta daha eskiye gidersek bu devleti yönetenlerin kendi halkını bizim gibi gaz kuyruklarından, yağ kuyruklarına, tüp kuyruklarından, su kuruklarına, başörtü yasaklarından, bıyık, sakal bırakma yasaklarına v.s. daha sayacağım bürsürü kuyruklar ve insanın dinini yaşaması ile ilgili çeşitli kısıtlamalar ve yasaklamalardan bu günlere nasıl gelindiğinde gençlerimiz bilmez bugün kü bolluğun, rahatlığın, refahın, özgürlüğün tadını.

Hatta bizden önceki nesil saydığım bu değerler uğruna bir başbakan feda etti, darağacında canını verdi.

Şimdilerde sadece bir örnek vereceğim 6-7 bin TL’yi geçen IPON..! kuyruklarına nasıl gelindiğini. Daha sayacağımız bir çok örnekler var. Şimdilerde bu bolluk ve özgürlüklerin nasılda hoyratça kullanıldığı günlere geldik.

Bakınız efendim Kur’an-ı Kerimde bazı kavimler helak edilmiştir. Bu kavimlerden biri de AD KAVMİ’dir. Detayına girmeyecem elinizin altında kavimlerin helakını anlatan bir kitap varsa inceleyin AD KAVMİ’ni nasıl helak olduğunu. Yoksa bile girin Googla, AD KAVMİ’nin bolluk, refah, zenginlik içinde yaşadığını. Yüksek binalarda o zamanın sayılı İrem şehri adı verilen AD KAVMİ’nin lüks ve gösterişe çok düşkün kimseler olduğunu. Bu kavim ahireti unutup, dünya nimetlerine dalmaları sebebiyle ALLAH’tan gafil olup şeytanın da yardımıyla fitne, fesada düşmesini.

Hatta zamanla puta tapar hale gelip, sonunda bu kadar özgürlük ve rahatlığın kıymetini bilmeyip ALLAH’ın lanetini üzenlerine çekip büyük çığlıkla helak olup gittiğini göreceksiniz.

Malumunuz 31 Mart Belediye seçimleri gittikçe yaklaşıyor. Hepimiz sandığa gideceğiz. Aslında bu seçim bir belediye seçimi değildir. Bunu çok açık görüyoruz ki hak ile batılın secimi dememiz daha doğru olur. Sebebi çok açık bir yanda AKP-MHP ortaklığı dediğimiz yerli ve milli olan Cumhur İttifakı. Diğer yanda Chp-İyi partinin başını çektiği Saadet partisi ve her ne kadar resmi olarak ittifak dışında gözüksede gayri resmi alenen içine giren Pkk terör örgütünü mecliste temsil eden Hdp.

Kısacası bu ittifakta Pkk’lıları listelerinde yer veren Chp var. Kandil’in sözcüsü Hdp var. Fetönün sözcüsü İyi parti var. Saadeti zillette arayan Saadet partisi var.

Kısacası bu ittifak çok kirli, gaflet demek kelimeyi basitleştirir, vatanına açık açık ihanet eden bir zillet ittifakı var..!

31 Mart seçimleri, sırf parti menfaatleri gözetilerek belli yerlere belli adayların koyulduğu koltuk kapma yarışı değildir. Çok ciddi bir Beka konusudur.

Bu sadece bir yerel seçimden ibaretse neden Chp, Hdp, İp, Sp gibi birbirine fikren zıt hiç benzemeyen partiler bir araya gelip neden ittifak yapıyor..?

Bu bir yerel seçim falan değildir. Bu Emperyalizm belini kırmayı başaramadığı, bileğini bükemediği Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmeye çalıştığı bir seçimdir.

Sadece bir ilimizden örnek verelim. Şanlıurfa’da konuşulan bir iddia var. Saadet partisi ile Hdp arasında bir protokol imzalanmış ve güçlendirilmiş genel sekreterlik diye bir anlaşma yapmışlar. Genel sekreter Hdp’li olacak. Eğer Saadet partisi adayı belediyeyi alırsa. Haritayı bir bakın, şöyle bir gözümüzün önüne getirelim. Siz Urfa’yı Hdp ile birlikte yönetmeye talip olursanız işte o zaman Beka sorunu ortaya çıkıyor.

‘Yapmış olduğu hizmetleri saymayacağım görünen köy kılavuz istemez.’ Bizim daha özgürce yaşamamız için canını bile hiçe sayan bir lidere sahip çıkıp ALLAH’a isyan etmeden özgürce yolumuza devam edeceğiz. Yada sonu, dibi görünmeyen karanlıkmı, karanlık ülkesini şer güçlere dahi teslim etmekten çekinmeyen makam, koltuk sevdasına düşmüş gaflet içinde ki muhalefete geleceğimizi teslim edeceğiz.

Bakın neler diyorlardı geçen seçimlerde bu muhalefet liderleri ekranlarda ve sosyal medyada.

Bu zamana kadar yapılan hizmetleri yakıp yıkacağız. Özgürlük istiyoruz katil Selo’ya. Teslim edeceğiz vatanı, vatan haini Fetoya ve bebek katili Apo’ya. Satacağız vatanı İsrail’e, ABD’ye, Avrupa’ya.

8 Mart kadınlar gününde Taksim’de ezan okunurken ıslık çalan bir gürühtan ne beklenir. Vatana ihanetten başka.

Bakın varmıdır ki bunların geçmişinde bir dikili ağacı bu vatan topraklarında dikili heykelden başka. Hedeflerinde hiç bir hizmet yok, fitne fesattan başka.

Aklıma çoook eskiden duyduğum bir kıssa geldi:

Yaşlı bir siyonist, müslüman bir çocuğun elinde altın görür. Onu almak için çocuğa,
– Sana şu kadar para vereyim onu bana ver. Der…Çocuk da:
– Başka ne istersin..? Şu çamurda yuvarlan..? Adam da yuvarlanır. Çocuk der ki:
– Sen şu saçınla, sakalınla çamurda yuvarlanacak kadar elimdekinin altın olduğunu anladın da ben mi anlayamayacağım. Der…

Bu bir belediye seçimi değildir. Bu bir Beka seçimidir. Hikayede dediği gibi elimizde çok kıymetli bir hazine var. Elmas, Yakut, Pırlanta’dan da değerli liderimiz var. Bir çok ülkenin gıpta ile baktığı, böyle bir liderimiz olsa dediği bir Recep Tayyip Erdoğan var. Kaptırmayalım bu ülkenin belediyelerini siyonist uşaklarına.

Nankör olmayalım sonumuz benzemesin AD KAVMİ’ne. Bizim başka vatanımız yok, biz vatansız yaşayamayız, ölürüz de birleşmeyiz çöp yığınlarında.

Ben Mevlana’ları severim. Severim Yunus Emre hazretlerini. Veysel Karani’yi. Hüdayi yolunu ararım Aziz Mahmud Hüdayi haretleri gibi. Bakın ne diyor Enbiyalar Serveri “Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tutunursanız kurtuluşa erersiniz.” O yüzden düstür edinmişimdir Mürşidi Kamil’leri sevmeyi. Evliyaları dost edinip yedi asır dünyaya hükmeden Osmanlı Padişahları gibi.

Haydi ey ümmetin tek umut bağladığı DUA’larına kattığı Türkiye.

Ey Ümmet, “Belediye işi gönül işi” halka hizmet işi. Bombaları yollara gömü işi değil. Liderine sahip çık. Dinine, İmanına, Kurân’ına, Namusuna, Vatanına sahip çık…

Bakın ne diyor “Mehmet Zahid Kotku” “k.s” hazretleri…

“Secim zamanı kullandığımız reyler bizim için hangi tarafın adamı olduğumuzu açıkça göstermektedir.Hiçbir müslüman açlıktan öleceğini bilse bile ALLAH’sıza, bir dinsize, bir masona, ve bir caniye kattiyen rey vermez ve onların tarafını tercih etmez.”

[Toplam:1    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 2 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
Yusuf ÇEBİTuncay Yıldırım Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tuncay Yıldırım
Ziyaretçi
Tuncay Yıldırım

Yusuf Abi,

Kalemine sağlık. Hayatta her daim yaptığımız seçimlerden ve tercihlerden yüzde yüz sorumluyuz.

Seçimlerde kullandığımız oylar da buna dahil.

Söylediğin gibi bu konuda bilinçli ve Hak ve Hakikat bağlamında vereceğimiz oyların bile öbür dünyada kendi terazimize yansıtılacağından emin olmalıyız.

Yazan ellerin ve akleden kalbin dert görmesin.

Sonsuz selamlar.

Yusuf ÇEBİ
Ziyaretçi
Yusuf ÇEBİ

ALLAH (C.C) razı olsun Tuncay kardeşim, Yorumun için çok teşekkür ederim. Dua ile…