Birinci Dünya Barışı

0
48

BİRİNCİ DÜNYA BARIŞI

Efendim buyurun Üçüncü Dünya Savaşı’na.

Merhumu nasıl bilirdiniz, çok pardon mel’unu nasıl bilirdiniz? Sonuna bir hayli yaklaşmış olan zalim Esad’dan bahsediyorum efendim.

Felaket tellallığı yapmak istemem ama bu sefer burnuma hiç de iyi kokular gelmiyor.

Farkındayım yazının bizzat giriş cümlesi bile ürkütüyor insanı, endişelendiriyor.

Tek bir asıra iki büyük dünya savaşı ve milyonlarca ölü sığdırabilmiş insanoğlunun yeni milenyum çağına bir üçüncüsünü eklemesi an meselesi, eli kulağında hani…

Hatta ve hatta eller tetikte, tek bir tuşla füzeler rampalarından ateşlenebilir.

İster blöf deyin, ister sosyal medya klavye kahramanlığı, Başkan’ların ağzından çıkacak bir kelime, bir söz, ülkeleri ve dünya adına onarılmaz yaralar açabilir.

Arap baharının sonbahara dönüştüğü hatta kışa çevirdiği Suriye’de artık pek güneşli günler görünmeyecek gibi görünüyor.

Bir diktatör ülkesine ve halkına daha fazla nasıl zarar verebilir sorusunun cevaben en canlı örneği olan Esad bozuntusunu sanırız bu sefer altından kalkamayacağı büyük bir bozgun bekliyor.

Bir tarafta Rusya ve İran, diğer tarafta Amerika ve koalisyon güçlerinin her an fitili ateşleyecek hamlelerde bulunması ve çıkan büyük rüzgarın etkisiyle başka devletlerin de bu muazzam alev topuna ortak olması dünyayı söndürülmesi zor bir yangın yerine çevirebilir.

Olası bir Üçüncü Dünya Savaşı senaryosunda Türkiye ne yapmalı ve nerede durmalı?

Can alıcı soru bu, cevabı çokça merak edilen soru da bu!

Kuşku yok ki, bu yangının en yoğun olarak hissedileceği coğrafyada önemli bir stratejik güç olan Türkiye’nin takınacağı tavır, izleyeceği yol ve taraflara yapacağı itidal çağrısıyla, arabuluculuk çabaları önemli ve etkin bir rol oynayacak.

Konunun uzmanı biri değilim, uluslararası ilişkilerden de çok fazla anlamam, fakat Türkiye’nin bu kutuplaşmada belli bir tarafı seçmesi hem Türkiye hem de dünya açısından bir felakete yol açabilir.

Türkiye’nin ısrarla taraf tutacağı ve bertaraf edilmesi konusunda kararlılık göstereceği tek mevzu olabilir:

Zalim Esad’ın bir an önce tasfiye edilmesi ve Suriye’deki savaşın bir an önce sona ermesi.

Türkiye’nin şu an iki süper güç olan Amerika ve Rusya arasındaki konumu, adeta deyim yerindeyse mahalledeki iki kabadayının paylaşılamayan kara sevdasına benziyor.

Türkiye Amerika’ya yakınlaştığında Rusya bundan rahatsız oluyor, Rusya’ya yakınlaştığında ise Amerika kaşlarını hem Türkiye’ye hem de Rusya’ya çatıyor.

Peki Türkiye ne yapıyor dersiniz? İki tarafı da idare ediyor. İki tarafında kaybetmek istemeyeceği bir müttefik ya da stratejik ortak olduğundan sözünü geçirebiliyor ve en önemlisi de tarihinden ve şu anki potansiyelinden aldığı güçle etrafında kim olduğuna bakmadan meydan okuyabiliyor.

Suriye’de var olan kutuplaşma, artan tansiyon ve gerilimi daha da tırmandıran açıklamalar muhtemel bir üçüncü dünya savaşının habercisi gibi duruyor.

İnşallah ve umuyoruz ki, itidal, ortak akıl ve soğukkanlılık bu kan ve gözyaşıyla beslenen savaş çığırtkanlıklarının sona erişine ve insanlığın ilk uzun süreli Birinci Dünya Barışı’na vesile olur.

Dua ediyoruz efendim…

Tuncay Yıldırım

[Toplam:2    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 0 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone ol  
Bildir