Bana Göre Süt Onlara Göre Çikolata

7
124

Bana Göre Süt Onlara Göre Çikolata

Hocam bir “deneme” yazmamı istedi. Konu; insan davranışlarının, benim üzerimdeki etkisi.
Yani beni hangi davranışlar üzüyor, hangi davranışlar mutlu ediyor? Keşke cevabını da bu kadar kolay yazabilsem dediğim bu soruyu, kendime büyük harfler ile soruyorum. Neden mi büyük? Küçük olunca, ses “mono” yani o an sadece baskın taraftan geliyor. Oysa bana (stereo) yani çift taraflısı lazım. Aslında biri mutsuzluk diğeri mutluluk, topu tüfeği iki madde. Ama bende öylemi? Tek maddede bile onlarca seçenek. Öyle yazsam kimse okumaz. Ders süresi de yetmez, ömrümden de şüpheliyim.:) Özetlemem lazım. Amma velakin “Pazardan aldım bir tane, eve geldim bin tane” bilmecesindeki “Nar” gibi. Böldükçe çoğalıyor. Tek bir kalıbı da yok. Nedeni; “Benim mutluluğum da mutsuzluğum da hep ayrıntılar da gizli”.Buda nasıl ifade edilir ki? Bilemediğimden, örnek vereyim bari.
Hediyenin kendisi değil, paketi.
Çikolata değil, bitter oluşu.
Tebessüm değil, içtenliği.
Dinlemesi değil, duyması.
Bakması değil, görmesi.
Öpmesi değil, koklaması.
Sarılması değil, kucaklaması.
Sevmesi değil, sevdirmesi.
Konuşması değil, tınısı.
Hissetmesi değil, hissettirmesi gibi.
Dedim ya çok “ Hiii ayrıntı da dedim” “Şeytan da ayrıntıda gizli”
Birden”ya karşılaşırsak” diye de irkildim. :))) Meraklanmayın, hemen kendime geldim. Devam……
Bir davranışın, beni mutlu edip etmediğini; “Eylemin kendisinden değil, üzerimde bıraktığı etkisinden anlıyorum.” Etkiler nasıl yazılırmış deniyorum. Deniyorum ama Bazı şeyler deneye deneye öğrenilmiyor. Onu da biliyorum. Üstelik deneme yazıları da bol bol duygulardan oluşuyormuş. Napcam zor ya. Ama imkansız olmasa gerek. Ben de “ bismillah” diyerek, içimdekileri kalemimin lisanı ile yazmaya çalışıyorum. Keşke mevzu bahis, kızdırma olsa idi, daha kolay olurdu. Çünkü o duygu her zaman daha aleni baskın ve hiddetli.
Kızgınlık seslidir, çok uzaklardan bile duyarsın. Ama kırgınlık öyle mi? Burnunun dibine de girsen duyamazsın. Biliyor musunuz? Kavga ederken ses neden yükseltilirmiş? Çünkü kavga esnasında kalpler birbirinden uzaklaşırmış. Sesi duyulsun diye avazı çıkana kadar bağırdığı olurmuş. Ne acı. Bir de kavgada bile söylenmez, denilen kelimeler var ya onları duyan tarafı düşünemiyorum, çığlık attırır herhalde. Sükunet halinde ise kalpler birbirine yakındır. Böyle olunca da, fısıltıları bile duyarız.

Yazmak için tekrar dönüyorum hislerime. Ama yine olmuyor. Bakakalıyorum elimdeki kaleme. Hala zor geliyor. Kolay olsun diye oyunlu bir yöntem buluyorum. İsimde veriyorum. Mutsuzluğa negatif, mutluluğa pozitif. Sonra kıyas için onları kantara koyuyorum. Denge halinde, kefeler den biri mutsuz, öbürü aynı oranda mutlu.
Birden gülüyorum.” Mutluluğa bak, kantarın yükü oldu “ oysa insanlara yük gelen, hep olumsuzluktu. Yanlışlıkla da negatif yüklü tarafa dokunmuşum. Topuzu rahatsız oldu. Hemen kefelerini aşağı- yukarı sağa- sola sallamaya başladı. Sanırım onun da gayesi, pozitifliğin baskın çıkması. Tıpkı benim gibi. Mutluluk adına insiyatifimi hep kullanırım. Onunla bazen dengesizliği bazen de dengeyi bozarım. Evet yanlış okumadınız. Dengeyi de bozarım. Çünkü mutluluğum için dengede bile olmamalılar. Hem de güçlü de bir insiyatifim var he. İsteğinin aksi durumda, dizginleri hep elinde tutmak istediğinden “orda kızsaydın, orda gülseydin, orda ağlasaydın, şunu da deseydin”, gibi ara vermeden söylenip durur. Bende söyleyene mi kızmalıyım söyletene mi? deyip kulak şapırdatırım ama şapırtıdan kendimi duymakta da zorlanırım. Oysa ya duymalı ya görmeliyim ki hissedip kağıda dökeyim. Bunları düşünürken, minnacık taşları da dahil ettiğim bir oyunun içerisinde buldum kendimi. Level atlayıp, aniden, ulu orta döküvermiştim hislerimi. Tıpkı eteğimdeki taşlar gibi. Ama böylesi daha iyi geldi. Nedeni taşlar duygusuz ya etkileyemeyecekti beni.
O esnada yine işitiyorum “ hadi artık görelim, neyin seni mutlu edip etmediğini” diyen iç sesimi. “kendin söyle kendin işit” lafını da hatırlatıp o da tebessüm ettirdi beni. Vallahi bu da iyi geldi  Sahi merak ettim başkalarını bırak güldürebiliyor musunuz kendinizi?  Tebessüm sadaka yerine geçer. Bulaşıcı olmasından da korkmayın, çünkü tedavisi de içinde Ayrıca akıl, beden, ruh üçlüsünden oluşan “Tüm sağlık” diye bir şey var yaradan a dua ettiğimiz. Onlara tam göbeğinden bağlı. Üstelik bedava ve tüm canlılarda da etkili. Kim istemez ki? Keşke hayat, tüm canlıların hep tebessümünü sağlasa ve insanlarda sebep olsa.
Aa o da ne, oyuna başlamadan taşları dökmüşüm. Oysa onlar düşerken gözlemliyecektim hislerimi. Gecikmiştim ama kötü hissetmiyordum kendimi. Çünkü gecikme sebebim belliydi “Tebessüm.” Oyundan bir ders çıkarıyorum. Mikro oranda bile dev pozitifliği alt eden negatif etki, mutluluk halinde etkisiz eleman oluyor demek ki. Düşünme esnasında istemsiz döktüğüm taşları toparlayıp, bir daha döküyorum eteğimden. Bu sefer gözüm hepsinin üstünde. Bazıları kontrolsüz, nerede duracağını bilmiyor. Bazıları duruyor ama yanlış yerde. Bazıları hala devam ediyor, gitmek istediği yere. Anlayacağınız hepsi kendi hayhay’ında vayvay’ında. Gözümün içine bakacak değiller ya. Ama ben taş maş demeden baksınlar istiyorum. Bu taraftarı tek olan oyundan bile, anlatmakta zorlandığım bir sürü sonuç çıkarıyorum. İşe yaramıştı. Hatırlarsanız yazımın başında söylediğim gibi her eylem benim için çift karakterli. Yine örneklerin yeri geldi
Konuşurken gözlerimin içine bakılmaması beni mutsuz ederken, bakılması bir o kadar mutlu ediyor.
Konuşurken başka bir şeyle meşgul olunması beni mutsuz ederken, meşguliyeti ben olmam mutlu ediyor. O da ne? Tam anlatmaya başladım eteğimde kalan bir taşla göz göze geliyorum.
Ona, “sen neden düşmedin?” “yoksaaaa” diye başlıyorum ki. Hemen “kısa kes” hissiyatını veriyor. Anlıyorum ki bu davranış da beni diğerlerinden daha fazla mutsuz ediyor.
Valla böyle anlarda, son surat giderken ani bir fren yapılmış, araba motoru gibi hissediyorum. Gerçi onun da dili yok ama ben bıraktığı etkilerden anlıyorum. vay be hissiyatsız motoru bile anlayabiliyorum diyerek, gülümsüyorum yine. Evet taşın, motorun dili yok. Olsaydı sormak isterdim.
Sahi,bir de bir sürü sorup, cevabın çok kısa olmasını isteyenler de var. Öğrenmek için değil de sırf merakını gidermek için sorduğu. Onlar da beni mutsuz eden insanlar. Bilse ki; onun için asıl faydalı olanı sonlarda saklı.

Sizce ne yapardı?

Deneyelim mi? 🙂

 

[Toplam:3    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 6 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

7
Kimler Neler Demiş?

avatar
5 Comment threads
2 Thread replies
1 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
6 Comment authors
kbrnurrrŞeyma ŞahinTugba CamTuncay YıldırımFatma BAYIN Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Turgut Akkuş
Üye

Fatma hanım,
Bana öyle geliyor ki ; Her hale hitap eden bir karaktersiniz. Açılımı : Acı üzüntü huzur mutluluk her birine uyumlu hoşgörülü bir insan gönlüne sahipsiniz. Yazınızdan sizin sempatik hoş bir kişilik olduğunuz kanaati uyandırıyor… Nacizhane neyi ararsan ara hepsi gönülde var…
Kişi kendini ve etrafını,
İsterse cennete isterse cehenneme çevirir. Bu anlamda uzun olmasına karşı, iyi bir yazı kaleme almışsınız elinize gölünüze sağlık.

Tuncay Yıldırım
Üye

Fatma Hanım,

Kaleminize ve emeğinize sağlık. Sürükleyici, çarpıcı, güzel bir kişisel gelişim ve deneme yazısı olmuş. Yeni yazılarınızın devamını dilerim.

Sevgiler…

Tugba Cam
Üye

Yazarken çok doğal, içinizden geldiği gibi ve samimiyetle yazdığınız çok belli oluyor. Tebrik ederim gerçekten eylemi değil etkisi mutlu edenler lazım insana. Yazılarınızın devamını diliyorum😊

Şeyma Şahin
Üye

Sevgili Fatma Hanım; Çok doğal ve samimi yazılmış…
KALEMİNİZE VE EMEĞİNİZE SAĞLIK…

kbrnurrr
Üye

o kadar güzel yazmışsın ki abla harika olmuş yazın başarılarını devamını dilerim
en çok şu kısım içime işledi
“Sahi,bir de bir sürü sorup, cevabın çok kısa olmasını isteyenler de var. Öğrenmek için değil de sırf merakını gidermek için sorduğu. Onlar da beni mutsuz eden insanlar. Bilse ki; onun için asıl faydalı olanı sonlarda saklı.”
bide şu kısım ;
Sahi,bir de bir sürü sorup, cevabın çok kısa olmasını isteyenler de var. Öğrenmek için değil de sırf merakını gidermek için sorduğu. Onlar da beni mutsuz eden insanlar. Bilse ki; onun için asıl faydalı olanı sonlarda saklı.

şu iki kısım alıntı o kadar değerli ve önemli abla