ARAMIZDAKİ KABİLLER

1
85
ARAMIZDAKİ KABİLLER

Dünya var olduğundan beri iki cinsiyet olageldi, kadın ve erkek.

Adem ile Havva’dan başlayan bu yolculuğa, Kabil yeni bir tür kazandırdı.

Şeytani ve nefsinin esiri olmuş, mutasyon geçirmiş bir tür.

Kötülüğün ruhlarında hüküm sürdüğü, şiddet ile var olabilen, ve beyinlerinin sadece karanlık noktalarını kullanan acayip bir tür…

Kesinlikle insan değiller.

Sadece insan kılığına ustaca bürünerek aramızda gezerler.

İşte o Kabil’in soyu binlerce yıldır kadınlara, çocuklara, hayvanlara, velhasıl savunmasız buldukları her canlıya zulmediyor.

“Yapma!” diyen titrek sesler onları vazgeçirmek bir yana, keyiflendiriyor…

Habaset akan kirli eller havaya kalkıyor ve bir kadının narin tenine, bir çocuğun minicik yüreğine en zalim darbeyi indiriyor.

Onarılamayacak yaralar ile yaşıyoruz…

Onlarda, onların mağdur ettikleri de aramızda, hatta yakınlarımızdalar…

Ama biz bakan körler, göremiyoruz.

Ve bazen de görmezden geliyoruz.

Yok sayınca yok olacağını sanıyoruz çünkü…

Yanılgılar cehennemine, en büyük odunları biz, kendini masum ve iyi sananlar atıyoruz aslında.

3 yaşındaki bir bebeğin bedenine haz duyan sapıklar sokaklarda fink atarken, sistem hala “Pedofili suç mu yoksa psikolojik vaka mı?” diye tartışıyor.

Ve, her dakika bir çocuğun daha hayallerine set vurulup yerlerine acı travmalar konuyor…

Sadece geçen yıl istismara uğrayan çocuk sayısı 400 iken, biz ne yapıyoruz?

Korkuyorlar, korkutuluyorlar…

Tecavüz mağduru çocukların yüzde doksan beşinden haberimiz olmadığını söylüyor istatistikler…

Bir kaç dakikalık haber değeri olanlar şanslı konumda yani.

Belki sosyal medya, ama hapsi bu kadardı!

Sonuç mu? Unutulmak.

Mağdurlar elbette çocuklarla sınırlı değil.

Kocası döven bir kadın karakola gittiğinde, ona el kaldıran şerefsizi bizzat polis çağırıyor. Ve ‘güya’ barıştırılıyorlar (!)

Ertesi gün, gazetelerin bilmem kaçıncı sayfasında, öldürülen bir kadını daha okuyoruz.

Öyle bir ülkedeyiz ki burada kızlarını meta gibi satan babalar var.

Kız çocuklarının ellerinden oyuncak bebekleri alınıp, gerçek bebekler konuveriyor kucaklarına bu coğrafyada.

Uranyum çağında yaşamakla övünürken, en baş sıralarda ülkemiz olmak üzere tüm dünya’da, taş devrinde olmayan vahşet, karanlık köşelerde artmaya ve kılcal damarlarımıza kadar yayılmaya devam ediyor.

Mahkemede,tecavüz mağduru olan kadının karşısında yüzü kızarmadan “O da öyle giyinmeseydi” diyebilen serefsize cazai indirim uyguluyorlar mesela…

Geçirdiği travma yüzünden konuşamayan o çocuğun tacizcisinin, sırf takım elbiseyle geldiği mahkemede, iyi hal ile serbest bırakılmasını nasıl kabullenebiliyoruz?!

Sorarım size;

El kadar bebelerin, çocukların ve hatta sokak hayvanlarının ne suçu vardı?

Onlar nasıl tahrik etti?

Ben hiç mini etek giyen bir kedi görmedim mesela…

Sorun kıyafetlerde değil çünkü.

Sorun, beyin yerine et taşıyan ve onların yaptıklarına uydurdukları kılıfa inananlarda.

Adalet gerçekten mülkün temeli olana kadar, Kabiller bitmeyecek.

Unutmayın;

Mazlum olmanın coğrafyası, dini, dili, ırkı ve cinsiyeti yoktur.

Ve zalim, Dünya’nın her yerinde zalimdir.

Yazarı Takip Et - EMİNE BADIR
( 2 Takipçi )
X

Yazarı Takip Et - EMİNE BADIR

E-mail :*
[Toplam:3    Ortalama:4.3/5]
Gönderiyi Takip Et
( 1 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

1
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
1 Comment authors
Halime Badır Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Halime Badır
Ziyaretçi
Halime Badır

Çok güzel bir yazı olmuş. Elinize ve emeğinize sağlık