AKP’ye Oy Vermeyenler

2
49

Oğlunun üniversiteyi kazanması ile sevinen baba bütün dertlerini unutmuştu. Çevresine mutlu haberi duyururken üniversite masraflarının ne boyutlarda olacağını umursamıyordu bile. Aklının almadığı, hesabı tutturamadığı zamanlar “nasıl denkleştiririz” sorusunun cevabını “Allah büyük, bir şekilde hallolur” diyerek yine kendisi veriyordu.  

Şehir dışında üniversite kolay değildi, masraflıydı ama bir yolu bulunur diyerek kayıt yaptırdıktan sonra kalacak yer aramaya başladılar. Kredi ve Yurtlar Kurumu’na başvurmuşlardı fakat sonuçlar hemen açıklanmıyordu. Ne zaman açıklanır, yurt çıkar mı çıkmaz mı bilmeleri mümkün olmadığı için işlerini sağlama almak istiyorlardı.  

Yıllarını cemaatlerde geçirmişlerdi. Dini yaşamak konusunda yeri gelmiş eleştirilmiş, yeri gelmiş dünya onlara dar edilerek adım atamaz hale gelmişlerdi. Cemaatteki Müslüman kardeşlerinden başka dostlarının olmadığını düşünürken oğullarının kalacağı yerin de kendi yaşantılarına uygun bir yer olmasını istiyorlardı. 

Mensubu oldukları partiden bir tanıdıkları, arkadaşlarının orada yurtları olduğunu söyleyince yüreklerine su serpildi. Allah rızası ve dinin yaşanabilmesi için kurulduğunu düşündükleri Adalet ve Kalkınma Partisi’ne üye olmalarının bir faydası olacağı için mutluydular. Allah yolunda olan partideki dostlarından yurt bulma konusunda yardım alacaklardı. 

İyi ki AK Parti var diyor, yıllar sonra da olsa Müslüman olarak bir yerde kabul gördükleri için seviniyorlardı. Partiden tanıdıklarının gönderdiği yurdun sahibi de AK Partili hem de cemaat mensubu olduğu için evlatlarını bırakacakları yere karşı ayrı bir güven ve huzur hissediyorlardı. Öyle ya, okutmaya gönderdikleri çocuklarının yurt ortamında kötü alışkanlıklar edinmesini istemezlerdi.  

Oğullarını bırakacakları yurtta namaz kılmak için mescit, abdest almak için özel hazırlanmış musluklar bile vardı. İçeriye ayakkabıyla girilmiyor, her yer tertemizdi. Nihayetinde özel yurda yerleşen çocuklarının barınma ihtiyacı görülmüştü. 

Okul harcı, yol parası, yeni eşyalar, yurt ücreti ve harçlık derken ailenin iyice beli bükülmüştü. 

Bir ay sonra oğullarının Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlı bir yurtta kalma hakkının çıktığını öğrenince sevinmişlerdi. Ağır bir masraftan kurtulacak, kalan ihtiyaçlarını bir nebze olsun daha rahat görebileceklerdi.  

Özel yurttan çıkmak için gittiklerinde imzaladıkları on iki adet senedin ödenmesi gerektiği, yurttan ayrılsa da ödeme beklendiği söylendi. Ödeme zorluğu yaşadıklarını, maddi durumlarının çok iyi olmadığını açıklayıp ancak birkaç aylık ödeme yapabileceklerini söyleseler de yurt müdürü Nuh diyor peygamber demiyordu. Eğer ödeme gerçekleşmezse mahkemeye verileceği cevabı verilince çaresizce yalvarmaya başladılar. “Yapmayın, üç aylık ödeyelim çıkalım. İsterseniz dört aylık verelim bu arada nasılsa siz yeni öğrenci bulursunuz boşalan yer için. Daha fazla verebilecek durumumuz olsa neden yurttan çıkalım?” deseler de anlatamadılar. Yurt müdürü halden anlamıyordu. 

İkna edemediler. Özel yurttan ayrılan oğulları Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlı yurda yerleşti.  

Bir yıl sonra İcra Mahkemesi’nden ihbarname aldılar. Özel yurt, senetleri mahkemeye vermişti. Ödenmesi istenen miktar hafife alınacak bir rakam değildi. Bu işlerden pek anlamıyorlardı, mecburen bir avukat tuttular. Mahkemeyi kaybettiklerinde önlerine yüklü bir borç konulmuştu. 

Oğullarını okutmak için her şeyi göze alan ailenin başına beklediklerinden fazlası gelmiş, hacze uğramışlardı. 

Aradan zaman geçti. 

Mahkemelik oldukları yurdun FETÖ’ye bağlı olduğunu öğrendiklerinde inanamadılar. Bağlı oldukları dini gruptan, o zamanlar “Fetullahçılardan uzak durun” uyarıları yapılmıştı. Dikkate almışlar, uyarıların sebebini bilmeseler de bazı komşuları ile ilişkilerini kesmişlerdi. 

Fetullahçılarla ilişkilerini kesmeleri sebebiyle 15 Temmuz’a kadar “yobaz, anormal” damgasını yiyen, Fetullahçıların da kışkırtması ile iyice yalnızlaşan aile, darbe girişiminin ardından apartmandaki itibarını yeniden kazanırken, Fetullahçı tanıdıkları yargılanmaya başlamıştı. 

Sonrasında olaylar silsilesine cemaatten dışlanmaları da eklenmişti. Geç anladıkları cemaatteki FETÖcülerle tartışmalarının ardından cemaatten uzaklaşmışlardı. 

 

Parasızlık, yalnızlık, çaresizlik, kızgınlık ve hatta öfke duygularını uzun süre beraber yaşayan aileden bugünlerde haber aldım.  

FETÖ’cülerle ilişkileri tamamen bitmiş, kurtulmuşlar. Cemaatlerine geri dönmüşler ama evlerine gelen haciz sebebiyle seçimlerde AK Parti’ye oy vermeyeceklermiş. 

Yaşadıkları onca sıkıntılı günlerin faturasını partiye dayandıran bu kişiler AK Parti’ye oy verirler ya da vermezler ayrı bir konu.  

Demek istediğim nedir biliyor musunuz? Belki biraz karışık anlattım ama, 

Ben bu insanların dininden şüphe ediyorum… 

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
Gönderiyi Takip Et
( 2 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
Oğuzhan AkipekTuncay Yıldırım Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tuncay Yıldırım
Ziyaretçi
Tuncay Yıldırım

Oğuzhan Bey, Genel olarak insanımızın kamusal alanda ve kendi hayatlarında yaşadıkları zorlukları, müşkil durumları hafızalarına kaydedip zamanı geldiğinde sandıkta mevcut iktidarla hesaplaşmak gibi alışkanlıkları vardır. Yerel seçimlerde Ak partinin oy kaybedeceği artık aşikar bir durum, oylarda belli bir düşüş elbette ki olacak, lakin Ak partinin davasına özünden ve gönülden bağlı olan insanların iyi bir muhakeme yapmaları gerekiyor. Fetö ile Ak parti arasındaki yakınlaşmanın bir süre sonra getirdiği olumsuz sonuçlardan hepimiz muzdarip olduk. “Koynumda yılan beslemişim” ifadesinin hayattaki en canlı örneği olan FETÖ yapılanmasının insanlarımıza verdiği maddi ve manevi zararların tek sorumlusunun Ak parti olduğunu düşünmek hakkaniyetli ve adaletli bir tavır… Daha fazla oku »