Adnan Menderes

0
50

Siz hiç sessizce ağladınız mı?

Ya da milyonlarca insanın aynı anda sessizce ağladığını hiç duydunuz mu?

Adnan Menderes’in idam edildiği 17 Eylül 1961 yılının bir sonbahar günü ikindi vakti yaklaşırken radyolardan infazının gerçekleştirildiği haberi verildiğinde Türkiye’nin dört bir yanında büyüklerimiz, dedelerimiz, ecdadımız sanki ölen birinci dereceden yakınlarıymış gibi evlerine çekilip sessizce saatlerce ağlamışlar.

Çünkü o dönemin sözüm ona rütbeli askerleri öyle bir baskı kurmuşlar ki, Menderes’in adını ağzına bile almak yasakmış, hatta alanen suç sayılırmış.

Cismini bırakın konuşmayı ölüsüne bile gözyaşı dökülmesine tahammül edememişler.

Bu dayatmacı, tepeden inme, baskıcı, zorba zihniyet arkası her on senede bir gelecek kara günlerin habercisi oldu.

Hiç bitmediler, bugün dahi varlar. Hatta o gün olanlara hala seviniyorlar.

Adnan Menderes’in adını ilk kez çocukluk dönemlerimde 90’lı yılların TRT’sinde Mehmet Ali Birand’ın yayınladığı Demirkırat belgeselinde duymuştum.

Yassıada duruşmalarındaki görüntülerini izlediğimde ve ilk defa kendi sesini duyduğumda bu kadar beyefendi, kibar, nazik ve naif birinin nasıl olur da vatan hainliğiyle suçlanabileceğini ve darağacına götürülebileceğini anlamakta zorlanmıştım.

O hazin sonra doğru yaklaşırken bu jakoben zihniyet tarafından itibarının ve onurunun ayaklar altına alınması ve millet iradesinin Türk siyasi tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde rekor bir oyla seçtiği Başbakan’a adeta bir böcek gibi davranılması en çok Menderes’i üzmüştür.

Fotoğraflarındaki bitkinliği, yorgunluğu ve çaresizliği gördüğümde darağacına gittiği günü görmektense, 1959 yılında Londra’da sağ olarak kurtulduğu uçak kazasında ölmeyi ne kadar çok isteyebileceğini düşünmüştüm.

Onun aldığı oy oranını Cumhuriyet tarihinde şu ana kadar hiçbir siyasetçi alamadı. Bu ülkenin değerlerine, inançlarına ve kutsallarına olan saygısı milletin ona büyük bir teveccüh göstermesine neden olmuştu.

Her devrim karşı devrimini meydana getirirdi. Cumhuriyet devrimine daha doğrusu bu milletin değerlerini ve inançlarını yok sayan ve üstten bakan kaypak zeminler üzerinde kurulmuş yönetim ve siyaset anlayışına ilk başkaldıran o olmuştu.

“Siz isterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz” derken hilafeti geri getirmek gibi bir düşüncesi yoktu elbette ve Menderes bu örneği verirken hilafet geri gelsin diye söylemedi, milletin iradesi ve kararlılığı tecelli ettiğinde önünde durabilecek hiçbir beşeri gücün olamayacağını anlatmaya çalışmıştı.

Bu milletin üzerindeki ölü toprağını atmasına ve tekrar dirilmesine Adnan Menderes’in liderliği ve dava adamlığı vesile olmuştur.

Daracağına giderken infazın gerçekleştirilmesiyle ilgili görevli komutana söylediği son sözler devletine ve milletine ne kadar sadık olduğunun açık bir göstergesidir:

“Bu can bu millete feda olsun. Hakkımı helal ediyorum. Bu millet kendisine hizmet edeni asla unutmaz komutan!”

Ruhu şad olsun!

[Toplam:2    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 0 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone ol  
Bildir