Bir Rüya

0
43

Kırmızı rahat koltuklara gömülmüş bir grup birbirine yabancı insan karanlıklar içinde bir noktaya kilitlenmişti. Ruhunu kaybetmiş, yabancı, karanlık ve samimiyetsiz mekana tek bir kaynaktan çıkan ses hakimdi.

Mekanın karanlığı ve koltukların rahatlığı rehavete davetiye çıkarmış ve tatlı bir uyku ışığa bakmaktan yorulmuş göz kapaklarını zorluyordu. Gidişata engel olamadan uykunun kucağına yavaşça bıraktı kendini mekandaki tek ses bencilce var olmaya devam ederken. Şimdi umurunda değildi o ses arkadan zihin yorucu bir şekilde duyulsa da. Zira zihnine eski zamanlardan görüntüler belirmeye başlamıştı.

Tatlı bir yaz akşamının kadife yumuşaklığındaki rüzgarını teninde hissediyordu. Rüzgara kuşların cıvıltıları, çocukların şen şakrak kahkahaları ve tatlı bir telaş eşlik ediyordu. Yemyeşil kırların üzerinde şenlik hatta bayram havası esiyordu. Çimlerin yeşiline yaraşır bembeyaz ahşap sandalyeler çoktan yerini almış, bu akşamki heyecana ortak olacak izleyicileri bekliyorlardı. İmece usulü tüm işler kolaylıkla ilerlerken güneş parlak tepelerin ardından tüm ihtişamıyla batıyor, saat yaklaşıyordu ve sonunda beklenen an gelmişti.

Makina dönmeye başlamış beyaz perdede görüntü belirmişti. Heyecanlı bekleyiş yerini alkışlara, gülüşlere bırakmıştı. Tüm kar beyazı ahşap sandalyeler dolmuş, ayakta kalanlar beyaz perdenin tam karşısındaki duvara çıkarak heyecana ortak oluyorlardı. Herkes yanındakiyle yorumunu, mutluluğunu, heyecanını paylaşıyor; paylaştıkça çoğalıyordu. Saatler ilerledikçe merak artıyordu. Herkesin kendine ait bir şeyler bulduğu beyaz perde yüreklere dokunuşlar yapmaya devam ediyordu. Zirvelere ulaşan merak yerini huzura bırakıyor ve beyaz perde mutlu sonla bitiyordu. Tüm yüzler şen şakrak ve alkışlar şarkı misaliydi.

Gözlerini araladığında ekranın parlak ışığı gözlerine vurdu, çevresine sorgulayan bakışlar attı. Yabancı bir grup insan bıraktığı gibi sessiz sakin adeta taşlaşmış bir şekilde oturuyorlardı. Yabancı bir grup insana yabancı bir kültür beyaz perdede gösteriliyordu. İşte bu mekanın tüm durumu buydu ve böyle de kalacaktı. Soğukluğu, ıssızlığı belki de kimsesizliği bundandı. Havada kalan taşlar yerine oturmuştu. Kucağındaki Ahmet Haşim’in ”Bize Göre” kitabına anlamlı gözlerle bakıp salonu terk etti.

[Toplam:2    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 0 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone ol  
Bildir