taş kalpli deme, taşın da kalbi vardır.

5
208
taş kalpli deme, taşın da kalbi vardır

Ne kadar istiyorum, akşamleyin, ezanda,
 Eski bir evde olmak, orda, Eyüp Sultan’da 
 Bir yanda ölmüşlerin, bir yanda kalanların.
Ziya Osman Saba

Eyüp Mezarlığında, kendimi bir taşa sarılmış olarak buldum, bir mezar taşına. Yolculuğum burada başladı, bu mezarlıkta… Okuduğum kitap satır satır, hece hece getirdi beni buraya. Bu gelişim her zamankinden farklı. Heybemde tarih, mataramda tarih, kalemim,divitim ve yapraklarım tarih… İnsan tarih’i iki zaman aralığındaki o çizgide aradı hep; olan bitende ve geçmişte… Oysa iliklediğin o son düğme; tarih !..

Büyük mezarların üstünde büyük vatanlar vardır. Büyük ölüleri olmayan milletler ebedi olamazlar. diyor Nurettin Topçu. Büyük mezarlar ve büyük ölüler kısmını zannımca herkes anlar ama aklım ebedi olmakta takılıp kalıyor. Bir milletin ebedi olması ne demek?.. Bu sorunun istikametinde okumaya başladım elimdeki kitabı : Medeniyetimizin Sessiz Tanıkları…
Kapı kapı gezen bir derviş gibi, mezar mezar gezmiş bir adam: Nidayi Sevim. Bir yetimin başını okşar gibi okşamış kimsesiz kalan mezar taşlarını… Kitabı okudukça bir kalem gibi yontuluyor içim, inceliyorum, küçülüyorum. Kalemin kâğıda seferi gibi, yürüyor içimde fikirler… Bütün bu mezar taşları ve ölüm’e düşen tarihler… Biz tarihin neresindeyiz diyorum sonra, biz tarihin neresindeyiz? Tarih, ne kitaplarda yazan ne de bize anlatılan bir şey. İnsan, kendisi bir tarih. Yatay veya dikey bir çizgi değil bu tarih. Suya atılan bir taş gibi dalga dalga büyüyen bir şey ; kapsayan, var olan bir şey. Bu taşın sesini duyurmak, bir taşın kalbine dokunmak…  Bu adam, bir tabip inceliğiyle eğilmiş mezara, taşın kalbini dinlemiş: Bir hattat, bir nakkaş, bir mermer ustası ve bir şair seslenmiş bize o taştan : Taş kalpli deme, taşın da kalbi vardır,  taşların da bir kalbi olduğunu bilenler ancak ebedi olurlar. Bir mezar taşının kalbi, serlevha’da saklıdır: hüve’l bâki … (O, kalıcıdır.) Ebedi olan’a kulak veren milletlerin serlevhasıdır hüve’l bâki… Kabristanda bir asker gibi nöbet tutar bu taşlar, ölüleri değil dirileri bekler bu taşlar!..

Yokuş yukarı çıkıyorum Eyüp Tepesi’ne. Takatim yok. Bir köşeye oturup elimdeki kitabı okumaya devam ediyorum.
Sayfa 132.  Prof.Dr.Beynun Akyavaş Hanımfendi bir gün Karacaahmet mezarlığında Divan edebiyatının büyük şairlerinden Bâkî’nin mezarını ziyaret etmek ister, arar fakat bulamaz. Mezarlıkta dolaşan koruma memurlarından birine sorar:
– Evlâdım, buralarda Bâkî’nin mezarı varmış, bulamadım, sen yerini biliyor musun acaba?
Görevli memur mezarlıklara hızlıca bir göz gezdirdikten sonra cevap verir:
– Teyzeciğim, buradaki bütün mezarlar Bâkî’nin herhâlde. Baksanıza bütün mezar taşlarında onun adı geçiyor…
Delikanlının Bâkî diye okuduğu yazılar doğru ama eksik, bunlar isim değil, Hüve’l Bâkî ibaresi aslında…

İşte! dedim ve bağırdım: Hüve’l bâkîii, Hüve’l bâkîii… İnsanlar kabir için, dünya seyahatinin sonu, ahiret yurdunun başı der. Hayır, bilakis burası yolun bu dünyada da başladığı yerdir… Ama insanoğlu, hep eksik bilmekten yoldan çıkıyor… Tıpkı mezarlık memuru gibi… Hüve’l Bâkî yerine Bâkî(insan) diyor… Yola buradan çıkmalı dedim, buradan başlamalı her şeye yeniden. Ölmeden, henüz diriyken, insanın yolu mezarlıktan geçmeli. Bir mezar taşına sarılıp, taşın kalbini dinlemeli, kadrini bilmeli kabirlerin…

Ve çıktım yola…
Vaizin sesini duydum, koşarak indim yokuştan: Eyüp Camii’nin avlusuna attım gövdemi. Dünya malı, etrafına hayvanların toplandığı leş gibidir. diyordu hoca. Kafamı kaldırdım; kuşlar, dallar, minareler ve gökyüzü… uçtu gitti tepemden…

taş kalpli deme, taşın da kalbi vardır.

[Toplam:1    Ortalama:2/5]
Gönderiyi Takip Et
( 2 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

5
Kimler Neler Demiş?

avatar
3 Comment threads
2 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
4 Comment authors
Tuncay Yıldırımmehlika tugbaf.b.buyukgozSeçil Gündüz Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Seçil Gündüz
Üye

Okuduklarımın hepsini gözümün önünde canlandırabildim. Yazı bütünlüğü de gayet güzel. Kaleminize kuvvet 🙂

f.b.buyukgoz
Üye

anlatımınız çok hoştu.
ama sanki biraz fazla alıntı vardı yazıda.

Tuncay Yıldırım
Üye

Eşyayı bile incitmemeye özen gösteren bir ecdadın son kuşak temsilcilerinden de böyle bir yazı ve başlık beklenirdi. Yazının başlığı çok anlamlı, çok tebrik ederim Tuğba Hanım 🙂