Sen Güçlü Birisin, Ağla!

17
246

Kalp bağırıp çağırmaz, demişti Kemal Sayar, sadece fısıldar. Duymak için yakınlaşmalısın. Herkesin konuştuğu ama kimsenin birbirini dinlemediği şu günlerde, kalbin sesini duyabilmek ve bunun ne denli kıymetli olduğunu idrak edebilmek için uzunca bir süre bu nimetten uzak kalmış olmak kâfi. Günlerce gönül heybemde taşıdığım, ne bırakabildiğim ne de yola devam edebildiğim gönül yorgunluğuma bir an olsun kulak vermeme şu soru yetti:

-Ağlamak mı istiyorsun?

-Evet.

-Ağla öyleyse.

Ağladım. Hatta öyle ki ağlamaktan yorgun düşüp oturduğum yerde uykuya daldım. Araştırmalara göre insanlar ağladıktan sonra, öncesine kıyasla daha az kızgın ve üzgün hissediyor. Ağladığımızda vücudumuz sakinleşiyor. Bunun nedeni, vücudumuzun farklı kimyasallar salgılaması. Bunlar doğal sakinleştirici bir madde gibi davranıyorlar. Başka bir deyişle, hissettiğimiz acıyı azaltıyorlar.

Uyandığımda her şey geçmiş, problem her neyse çözülmüş müydü? Hayır. Ama günlerdir üzerimde taşıdığım endişenin, çaresizliğin yerini, hiç yorulmadan da anlaşılabiliyor olmanın; bir bakış, bir içten gülümseyişiyle yaralarımızı saracak insanlara sahip olmanın huzuru aldı. Uzun zaman sonra nükseden kalp çarpıntıları biraz olsun normale döndü. Tam olarak o an fark ettim, son günlerde fazla miktarda kahve tükettiğim için beni sıkça ziyaret ettiğini düşündüğüm çarpıntıların asıl sebebini..

Hastalıkların maddî sebepleri gibi, manevi sebepleri de var. Yani, tedavi aşamasında maddî ilaçların yanı sıra manevi reçetelere de ihtiyaç duyulacağı unutulmamalı. Her organın bağlı bulunduğu bir duygu bağlantısı vardır. Nitekim ateşlenmenin sebebi vücuttaki enfeksiyon değil de aylarca içimizde katlanıp büyüyen, kaybetme korkusuyla dile getiremediğimiz öfke; boyun ağrısının nedeni olaylara bakış açısında esnek olmayıp, hep tek yönden bakıyor olmak; boğaz ağrılarının, ya beğenilmez ya da eleştirilirsem korkusuyla kendi düşüncelerimizi dile getirememek olabileceği unutulmamalı.

Bir de şu var ki; tıbbın açıklamakta yetersiz kaldığı, ilaçların derman olamadığı şeyler var bu hayatta. Hiç tahlile, röntgene ihtiyaç duymaksızın hastalığımızın sebebini bilenler, yüreğimizi tanıyanlar var. Bir anlık göz teması yeter gözünden geçen bulutları fark etmeye ve bir çırpıda o bulutları dağıtmaya. Derdini anlatırsın hani dostuna; sırtını sıvazlar ‘Sabret, geçecek’ der ve geçer.  Bazen hiç konuşmazsın, susuşundan tanır seni, bilir bu sessizliği; o da senle susar, iyileşirsin. Lisan-ı hal ile konuştuklarımız var bir de. Ağız oynamaz kulak duymaz ama gönüller konuşur hani, o ayrı… Bu böyledir. Ruhsal problemler maddi ilaçlarla tedavi edilmez.

‘Ağlamak mı istiyorsun?’. Bu soruyu soran kalbim değil; yüreğime ferahlık verecek bir nasihat duyma ümidiyle içimi döktüğüm annemdi. İnsanın kalbi de sevdikleri değil midir zaten? Kalbinin sesini duyamaz ya da susturursan şayet, kalbin bazen annen, bazen dostun, bazen sevdiğin olur da senin kendine söyleyemediğini o söyler sana. Anlattıklarıma sessiz kaldı, yorum yapmadı. Olur böyle şeyler sıkma canını demedi, yüz ifadesi bile değişmedi. Tek bir soru sordu, kalbimin haykırdığı ama bir türlü duyamadığım o soruyu…

Ağlamak; duygularımızla, yenilgilerimizle, hatalarımızla yüzleşmek demektir.  Biz ise çoğu zaman sessiz kalmayı, duygularımızı bastırmayı, tüm o kalp kırıklıklarını içimizde biriktirmeyi tercih ediyoruz. Oysa bizi güçsüz kıldığını, zayıf taraflarımızı ele verdiğini düşündüğümüz duygularımızdan kaçmak yerine açığa çıkmasına müsaade etmek cesaret ister. Ve sen, güçlü birisin. Ağla!

 

[Toplam:8    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 9 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

17
Kimler Neler Demiş?

avatar
9 Comment threads
8 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
9 Comment authors
Şeyma ŞahinElif odabaşıRemziye CantürkEminefTurgut Akkuş Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tugba Cam
Üye

“İnsanın kalbi de sevdikleri değil midir zaten?”
Tebrik ediyorum harika bir yazı kaleme almışsın👏 Yazılarınin devamını diliyorum🤗

Tuncay Yıldırım
Üye

Remziye Hanım,

Çok güzel bir yazı kaleme almışsınız. Müthiş tespitler içeriyor. Çok etkili ve başarılı bir yazı. Ağlamamak için kendimi zor tuttum diyebilirim.

Kaleminize sağlık. Yazılarınızın devamını dilerim.

Sevgiler…

Turgut Akkuş
Üye

Remziye hanım günümüzde,
Birçok hastalığın ana çıkışı nedenide olan. üzüntü, kahır , sevgisizlik , ilgisizlik gibi insanın toplumsal boyutu ile de ilgisi olan, günümüzün insan sosyolojisi maalesef böyle. Böyle olunca da piskolog, psikiyatri, terapi kilinikleri dolgunluk seviyesi oldukça çok yüksek. Bu anlamda ağlamak paradoksunu iyi yazmışsınız. Ağlamak zayıflık olarak bellenmiştir. Oysa ki sevgi, ağlamak, hayal kurmak derdini dökmek, hasleten bütün bunların hepsi, insanın içinde birikmiş üzüntüler kaynağının düşmanıdır.
Anlamlı faydalı yazınız için , elinize Gönlünüze sağlık.

Şeyma Şahin
Üye

Sevgili Remziye Hanım;uzun zamandır her cümlesi bu kadar dolu bir yazı okumamıştım.
Ve okurken değişik bir duyguya kapıldım. Muhteşemmm…

”-Ağlamak mı istiyorsun?
-Evet.
-Ağla öyleyse.”

İlk yazınızla aramıza hoş geldiniz…İyi ki geldiniz…
KALEMİNİZE,YÜREĞİNİZE VE EMEĞİNİZE SAĞLIK…

Gül
Ziyaretçi
Gül

Beğendim ve ağladım

SARA
Ziyaretçi
SARA

Evet, özellikle EN BÜYÜK GÜCE sığınmak içinse ağlamak, güç veriyor, yeniliyor ve arındırıyor insanı… tecrübe edilmiş ve onanmıştır 🙂
Tebrikler canım kardeşim, yeni yazılarını bekliyoruz hayırlısı ile…

Eminef
Ziyaretçi
Eminef

Ağlamaya devam öyleyse 🙂 siz de yazmaya devam edin, iyi hissettirdiniz bana 💐

Elif odabaşı
Ziyaretçi
Elif odabaşı

Çok güzel gerçekten tebrik ediyorum devamını diliyorum

Elif odabaşı
Ziyaretçi
Elif odabaşı

Gerçekten çok güzel tebrik ediyorum devamını diliyorum