Paylaşmak İsterim

8
136

Günlük hayatta en çok telaffuz ettiğimiz kelimenin, en az anlaşıldığı belki de zerrece anlaşılmadığı günlerde yaşıyoruz; ‘Paylaşmak’. Sözlük tanımı şöyle dursun, hafızalardaki yeni anlamı bölüşmek değil ‘göstermek’ olan, hakiki anlamını yitirmiş, özünden uzaklaşmış bir vaziyette duruyor karşımızda.

Ekseriyetle her birimizin, paylaşmanın görgüsüzlüğünden, bastırılmış beğenilme duygularını ortaya çıkarışından dem vurduğu şu sıralar, paylaşmanın zarafetini hatırlamaya fazlaca ihtiyacımız olduğu aşikâr.

Paylaşmanın, bütçemizi, imkânlarımızı, sahip olduklarımızı bölüşmekten çok daha derin bir kavram olduğunu düşünenlerdenim. Hayat telaşesi içinde, ne için var olduğunu unuturcasına koştururken, bir an olsun durup, kendimden başlayarak tüm insanlığın kulağına eğilip şöyle diyesim var:

Paylaşmak ille de maddiyatla olmaz ya! Sen değeri ölçülemeyeni paylaş. Elle tutulmaz, parayla satılmaz olanı paylaş. Eksik olanı, olmayanı paylaş; ahiretini kurtarmaya vesile olacak olanı paylaş. Güzel bir ânı, duygularını, ümidini, çikolatanın yarısını, umudunun tamamını, bir daha geri gelmesi mümkün olmayan vaktini paylaş. Kulağına küpe, hayatına düstur edinmen gereken “Tevazu” ne demekti, onu paylaş.

Kemal Sayar tevazuyu tanımlarken der ki: “Yanında kendinizi değerli hissettiğiniz, mutlu huzurlu olduğunuz insan büyük ihtimalle tevazu sahibi insandır. Çünkü mütevazı insan başkasının iyi hallerini ön plana çıkartır. Gerçek tevazu, başkalarının önünde kendini küçültmek değil, kendinden bahsedecek bir sebep bulamamak, hatta kendini unutmaktır. Bir bilge kişinin dediği gibi, ‘Nasıl karanlık ışığı açığa çıkarırsa, tevazu da kişide cennet ışıklarını aşikâr eder.’ Tevazu sadece bir erdem değil aynı zamanda bir idrak biçimi: ‘Sen’i duymak için ‘ben’i susturmak.”

Tevazuyu, insanın en önemli vasıflarından biri kabul eden bir medeniyetin mensupları olarak, paylaşmanın tevazudan ayrı düşünülemeyeceğini anımsayamıyoruz belki zaman zaman ama büsbütün unutmuş da değiliz.

Dünyanın en büyük mimarlarından biri olan Mimar Sinan’ın kullandığı mühürde “El hakîrü’l-fakîr Mi-mar Sinan” (zavallı, fakir Sinan) yazmaktadır. Mimar Sinan, öne çıkan kimliğiyle bir mimar olarak bilinmektedir fakat sadece mimarlık onu tanımlamaya yetmez. Aynı zamanda bir mühendis, şehir tasarımcısı, planlamacı, yönetici gibi pek çok hususiyet ile birikime de sahiptir.

Doğup büyüdüğü zaman ve coğrafi sınırların çok ötesine geçen bir mimari deha, dünyada yankı uyandıran harikulade yapıtlar ve buna mukabil mütevazı bir şahsiyet.

Allah’ın birliğini ifade etmek adına ibadet alanını tek kubbe altında toplayan Mimar Sinan, bu vatan topraklarında, bizlerle yalnızca tarihe adını yazdıracak eserlerini, estetik algısını, mimari dehasını paylaşmakla kalmamış; okullarda ders olarak okutulması münasip bir tevazu örneğini de paylaşmıştır.

Ve bizlere, paylaşmanın ‘beğenilme’nin çok ötesinde ve çok daha derin bir mana taşıdığını miras bırakmıştır.

[Toplam:7    Ortalama:3.6/5]
Gönderiyi Takip Et
( 6 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

8
Kimler Neler Demiş?

avatar
5 Comment threads
3 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
6 Comment authors
Şeyma ŞahinRemziye CantürkSARASebatiilgarTuncay Yıldırım Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Oğuzhan Akipek
Üye

Remziye Hanım,
Özümüzden uzaklaşmamak için “emniyet sigortası” hükmünde bir konuyu ele almışsınız. Keyifle okudum. Güzel “paylaşım”ınız için teşekkür ederim
Sağlıcakla kalın

Tuncay Yıldırım
Üye

Remziye Hanım,

Kaleminize sağlık. Paylaşmak adı altında güzel ve hassas bir konuya değinmişsiniz.

Kendi payımıza düşeni paylaşmaktansa, paylaşmamayı tercih ediyoruz çoğu zaman. Emeklerimizin, alın terimizin, hakedişlerimizin çoğu zaman kendi hakkımız olduğunu düşünüyor ve başkalarını düşünmektense kendi bencilliğimizi önemsemeyi tercih ediyoruz.

Yazınızın arasında konu biraz dağılmış gibi geldi bana. Paylaşmaktan tevazu konusuna geçmişsiniz. Yazının bütünlüğü kaybolmuş gibi hissettim.

Bunun dışında gayet güzel doyurucu ve çarpıcı bir yazıydı.

Kaleminiz daim olsun inşallah.

Sebatiilgar
Üye

Paylaşmak maalesef bu zamanda anlattığınız gibi. Hiçbir kimsede olmayan şeyler paylaşılıyor.Dünya sevdası paylaşılıyor.Halbuki ahiret için paylaşanlar kazanacaktır .Yazınız çok güzel olmuş.Emeğinize sağlık. Yeni yazılarınızı bekleriz

SARA
Ziyaretçi
SARA

Sevdiğimiz şeyleri paylaşmadıkça paylaşmış olmayacağımızı söylüyor Kur’an-ı Azimüşşan da… Malımız da olabilir bu, vaktimiz de, canımız da, bilgimiz de…
Kimlerin rıza-i İlahi için ve gönülden paylaştığını da ancak Rabbimiz bilir… Bizi layıkıyla paylaşanlardan eylesin…
Bu arada bilgini ve duygularını paylaşmak da tevazudandır ve tevazuyu arttırır diye düşünüyorum. Teşekkürler kardeşim…

Şeyma Şahin
Üye

Wawwwww…. Ne kadar güzel bir yazıdır böyle… Dolu dolu,anlamlı….
KALEMİNİZE,YÜREĞİNİZE VE EMEĞİNİZE SAĞLIK…
Gerçekten çok beğendim;Paylaşmak istedim…