Mustafa Koç’un Son Dileği

6
83

Dolu dolu üç yıl önce tam da bu aydı.

Tarihlerden 24 Ocak 2016.

O gün sınav için Üsküdar’daydım. 

Altunizade tarafından geçerken Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde, ünlü işadamı Mustafa Koç için yapılan cenaze hazırlıklarına tanık oldum. 

Kaldırımlardaki kar özenle temizlendi.

Polis dört bir tarafı sardı.

Yollar kullanıma kapandı.

Sayısız onca çelenk, taziye bırakanların fiyakalı bir şekilde yazılmış adları ve daha bir çok şey derken merhumun adına yaraşır bir şekilde uğurlanıyor oluşuna şahit oldum. 

Vefat edenin çok önemli biri olduğunu gösteren tüm detaylar garip bir şekilde o kişi adına ilk kez gurur değil, hüzün veriyordu.

Milyonların malvarlığını konuşup, konumuna gıptayla baktığı, sahip olduklarına imrendiği ülkenin en varlıklı, saygı duyulan “Patronların Patronu” Mustafa Koç, şimdi hiçkimsenin yerinde olmak istemediği bir yerde…

Dedesinin vefat yaşıyla kıyas yapınca oldukça genç denilebilicek bir yaşta aramızdan ayrılan Koç’un ölümü; o soğuk kış gününün de etkisiyle mütelaa edende çok daha derin bir etki bırakıyordu.

O buz gibi soğuk günün esintisi içime işlerken düşündüklerimi çok net hatırlıyorum.

Nedir ki insan?

Esas neye sahiptir?

Şu koca kainattaki yeri ne kadardır?

Dünyalık adamakıllı hiçbir mülkiyeti olmayan ama sağlıkla,huzurla nefes alıp, yaşamını idame edebilen herhangi biri mesela ne kadar zengindir? 

Bağımsızlığın ve kimliğin sembolü süper lüks bir arabaya sahip değilse o kişi?

Ya da şaşaalı bir eve? 

Kapitalizmin algılarımızı esir aldığı biz insanlar için, o kişiyi bir hiç olarak mı varsayacağız?

Size,o tüm sıradanlığıyla varolan kişinin aslında, o haliyle bile çok lüks içinde yaşadığını söylesem nazarınızda çok mu yersiz bir iyimserliğe kapılmış olurum?

Çok mu ütopik olur bu düşüncem?

Cenazeye tekrar dönücek olursak;

Kalabalık ve seçkin bir grupla uğurlanan Mustafa Koç’un ruhu; sevdiklerinin gözyaşlarına şahit olduysa eğer,akabinde kuvvetle muhtemel şöyle düşünmüştür; 

“Ömür keşke satın alınabilir birşey olsaydı! 

Keşke! 

Hiç olmazsa, en sevdiklerimle vedalaşabilmek için kısacık bir zaman dilimine bile râzıyım. 

Bir 5-10 dakika…

Fiyatı ne kadar fâhiş olsa da onu satın alırdım.

Kesinlikle alırdım!

Ömrüm boyunca nefes almak için en ufak bir bedel ödemediğim bu sıradan ama eşsiz nimet, şimdi benim için en lüks şey olurdu ve ben lüks yaşamak neymiş asıl o zaman görürdüm!”

[Toplam:1    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 4 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

6
Kimler Neler Demiş?

avatar
3 Comment threads
3 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
4 Comment authors
Meryem Melek AyyıldızŞeyma ŞahinOğuzhan AkipekTuncay Yıldırım Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tuncay Yıldırım
Üye

Ölüm her an kapımızı çalabilir, bütün planlarımızı alt üst edebilir.
Bu yüzden ölümü aklından çıkarmayan insan, akıllı insandır.

Kalemine sağlık. Mevzuyu çok güzel anlatmış ve betimlemişsin.

Hem de ölümün yanına bile yaklaşamayacağını, yakışamayacağını düşündüğümüz ve inandığımız Türkiye’nin sayılı zenginlerinden olan Mustafa Koç’un ani ölümü üzerinden.

Oğuzhan Akipek
Üye

Meryem Hanım,
O an’ı biz de yaşayacağız ya, hatırlayınca/hayal edince aynı yazınızda tarif ettiğiniz duyguları hissediyorum. Tek tesellim dünyadan sonraki alemde bize uygun yere gideceğimiz. En azından buradaki gibi karışık olmayacağız.
Yazınıza ilave olarak, haberi mutlaka duymuşsunuzdur:
“6 kalp nakli, 3 böbrek ve 2 de ciğer nakli operasyonu geçiren David Rockefeller, 100 yaşına girdiğinde yaptığı açıklamada “200. doğum günümü de kutlamak istiyorum” şeklinde konuşmuştu.”.
Yazınız bir tarafa, bize uzun gelen bir aradan sonra adınızı yeniden görmekten mutlu oldum.
Sağlıcakla kalın

Şeyma Şahin
Üye

Angelim…Süpersin…Harikasın…
Çok verimli ve dolu dolu bir yazı olmuş…Zaten önceden okumuştum:)
KALEMİNE,EMEĞİNE,ELİNE,BİLGİNE,ZEKANA VE YÜREĞİNE SAĞLIK…