Miras

12
86

İşyeri servis saatleri sabah namazı vaktine denk gelmeye başladığından beri servisi beklerken sabah namazını kılıp camiden dönen amcayla her karşılaşmamızda selamlaşıyoruz. Selamünaleyküm, aleykümselam… Selâmlaştıktan sonra yanımdan geçip giderken arkasından bakar “Acaba nasıl bir halet-i ruhiye içinde” diye düşünürüm. Neden böyle düşünürüm bilmiyorum ama dalıp gidiyorum elimde olmadan.

Bu sabah biraz farklı oldu. Selamünaleyküm demesini beklerken “Hayırlı işler” dedi.  Beklediğim bir sesleniş olmayınca şaşırıp bir an için cevap veremedim. Sonra ben de “hayırlı işler amca” dedim gayri ihtiyari. Yanımdan geçerken her seferkinden farklı bir şekilde gözlerimin içine baktı. Ben de baktım gözlerine ve ilk kez hissettim sanki. Hiç alınganlığı yoktu, kompleksten arınmış duru bakışlarını fark etmek üzerimdeki duygu ve zan giysisinden soyunmama sebep olmuştu. Kendimden utanmıştım.

Onun kadar samimi cevap verememiştim.

Bu kez daha uzun baktım arkasından, daha iyi hissetmiştim. Samimi, riyasız, değer veren birisiydi. O kadar içtendi ki insanlığıma ne kadar yabancı olduğumu hissettirmişti.

“Neden” diye düşünmekten kendimi alamadım. Aslında o yaş grubundaki çoğu insanda bu duruluğu fark edebiliyordum. Neden ben onun gibi olamamıştım selamlaşırken?

Birden berberde sıra beklerken oradaki bir gencin konuşması aklıma geldi. Belki benim yarı yaşımdaki kişinin sözleri bazı yerlerde öylesine çiğ geliyordu ki babacanlık, hoşgörü ve merhamette yukarılara çıkartıyordu beni. Aslında o gençte kendi gençliğimi görmüştüm, o yüzden iyi anlayabiliyordum. O yaşlarda öyle olması normaldi ve benim yaşadıklarımı henüz yaşamadığı için aynı bakış açısına ve yaklaşıma sahip olması beklenemezdi.

Toy delikanlıya karşı hissettiklerimin benzerini yaşlı amca da benim için hissediyor olabilir miydi?

Toy ve yaşlı insan arasındaki samimiyet farkı neden olabilir ki?

Gençlikten yaşlılığa doğru hayalen giderken filmi biraz daha geriye, çocukluğa kadar sardım. Değişkenin ne olduğunu tespit etmek için düşünce bulutlarında yaptığım gezintide, aradığım farklılığın aksine çocuk ile yaşlı arasında bir ortak noktayı tespit ettim.

Her ikisi için de semadan gani gani rahmet iniyor, dünya onların yüzü suyu hürmetine ayakta duruyordu. Her ikisinin de eli her yere uzanmıyor, dünyada başarmaları gereken hedefleri gençler gibi değildi. Her ikisi de bazı ihtiyaçlarını görmek için etrafındaki diğerlerinin yardımına daha fazla muhtaç yaşıyorlardı. Bu ihtiyaçlarının görülmesine ise hiç alınganlık göstermiyorlardı.

Gazetedeki iş ilanlarında otuz yaşını geçmemiş kişiler aranması, eli ayağı tutan kesimin, toplumun dinamik gücünün gençler olduğuna bir delil teşkil ediyor. Şirketler gençlere yatırım yapıyor, eğitimi gençler alıyor, yaşlılar bile “geleceğimiz” diyerek gençleri el üstünde tutuyorken sosyal hayata hayat veren, sanatın, bilimin ve sair oluşumların inşasını yapan gençlere rahmet neden uğramıyor, hiç mi hatır saymıyor?

Basmakalıp cevapları bir kenara bırakıp yaşadığım olayla cevap vereyim. Gençler yaşlılar kadar ihlasla “hayırlı işler” diyemiyor da ondan…

Sahip olunan beyin gücü -isterseniz siz buna yetenek deyin- fiziksel enerji ile birleşince üretkenliğin, yapabilirliğin zirvede olması gençlerin dikkatinin yaşlılardan farklı noktalara odaklanmasına sebep oluyor. Farklı bir deyişle yapılacak işe, ulaşılacak hedefe yoğunlaşan, kilitlenen gençler geneli “seyir” etmekten mahrum kalıyor, sevgiden bihaber yaşıyorlar.

Çocuklar ve yaşlılar ise belirli bir hedefleri olmaksızın etrafını “seyir” ediyorlar. Seyir ederken çevredeki farklılıkları da kabul edip müdahale etmeden seviyorlar. Kabullenmenin verdiği “kendisi ve çevresi ile barışık olma” haline bürünen yargısız, sevgi dolu çocuklar ve yaşlılar benlik duygusundan bir nebze olsun arınmış oluyorlar. Farklı bir ahlaka bürünen çocuklar ve yaşlılardaki bu doğal kabulleniş rahmeti üzerlerine çekiyor. Aynı zamanda güzel ahlakları duru bakışlarına da yansıyor.

Sonuç olarak kabulleniş mekanizmaları en az çalışan gençlerin, kâinatta cereyan eden olayları değiştirme istekleri, “razı olmayışları” bakışlarına ve hal dünyalarına yansıyor, seyirden ve sevgiden uzak kalıyorlar. Ahlak seviyeleri düşük, bakışları çiğ oluyor.

Hala genç miyim yoksa kendini genç zanneden ahlaksız bir şaşkın mıyım bilmiyorum.

İhtiyarlayamamamın verdiği ıstırabı bilhassa güzel ahlaklı, samimi bakan gözlerle karşılaşınca daha iyi hissedebiliyorum.

Babanın çocuğuna bıraktığı en iyi miras güzel ahlaktır. Güzel ahlak ise hal ile ve bakışlarda belli eder kendisini, malum gözler yalan söylemez. Ahlaklı insana bakarken bir “başka” olursunuz, bunu yaşayan bilir.

Fotoğrafta bile olsa gördüğümüz yaşlıların gözlerindeki, hallerindeki duruluktan etkileniyoruz. Etkisi günler boyunca devam edebiliyor.

Kendisini tanıma şerefine erişemediğimiz fakat fotoğrafını görme bahtiyarlığına eriştiğimiz Sn.Süleyman Özışık Hocamızın babası Tahir Amcamızın hali de duru ve zengin idi. Bu dünyadan geçerek hakka yürüdü.

Ne mutlu o babanın evladına, ne mutlu kutlu mirasa sahip olana…

Başınız sağ olsun Süleyman Hocam. Mekânı cennet olsun ki zannımızca inşallah öyledir.

İnşallah baki âlemde babanızla ziyaretimize gelirsiniz, biraz olsun bu dünyadaki çiğliğimizin tesellisini orada bulabiliriz…

[Toplam:6    Ortalama:4.8/5]
Gönderiyi Takip Et
( 7 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

12
Kimler Neler Demiş?

avatar
6 Comment threads
6 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
7 Comment authors
Şeyma ŞahinLeylaYamanGülçe🌹Özlem GünayTuncay Yıldırım Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tuncay Yıldırım
Üye

Oğuzhan Bey,

Kaleminize sağlık.

Yazılarınızdaki süreklilik ve heyecan aynı hızda devam ediyor.

Gençlik dönemiyle yaşlılık dönemi arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları o yaşların psikolojisini isabetli tespitlerle gerçekten iyi analiz etmişsiniz.

Allah tekrar Tahir amcamıza gani gani rahmet eylesin.

Sebatiilgar
Üye

Oğuzhan Bey yazınız çok çok güzel olmuş.Kaleminize sağlık.akıcı ve karşılıştırmalarda insanlığa ders veren bir konu olmuş.

Özlem Günay
Ziyaretçi
Özlem Günay

Çocuklarda ve yaşlılarda var olup gençlikte, kendimizde bulamadığımız samimiyetin sebebini çok iyi tespit etmişsiniz: seyir eksikligimiz.

Seyretmek için en çok da durmaya ihtiyacımız var. Ancak gençleri de anlamak lazım. Zira içinde bulunduğumuz sistem ne durmaya ne düşünmeye tahammül ediyor.

Yazı hem muhteva hem üslup açısından müthiş.. Kaleminiz daim olsun.

Gülçe🌹
Üye

Oğuzhan Abi değişen sistemde özellikle eğitim sisteminde biz gençler de nereyi seyredeceğiz şaştık kaldık 😊
Bunlar bir yana çok güzel bir yazı olmuş. Son kısım dokunaklı. Yüreğine sağlık.

LeylaYaman
Ziyaretçi
LeylaYaman

Oğuzhan Bey
Kaleminize ve yüreğinize sağlik. Muhteşem bir yazı olmuş Rabbim devamını nasip etsin.

Şeyma Şahin
Üye

Sayın Oğuzhan Bey; Güzel bir konuya değinmişsiniz.
KALEMİNİZE VE EMEĞİNİZE SAĞLIK…