MHP’ Lİ Ülkücü bir Adam!

0
297

Ben seni kardeşin- kardeşi vurduğu, sağcının solcunun olduğu o günlerden 18–19 yaşlarında tanımıştım. Yol arkadaşınla birlikte davan için o beline taktığın tabancayla Ülkücü faşist sağcı Yüksel olarak köyünden uzak Erzurum da kaçak hayatı yaşıyordun. Bilahare sürgün hayatın bitmişti köyüne döndüğünde mimlenmiş faşist ülkücülüğün bitmemişti… Seni itici bulanlarla senin itici buldukların arasında her zaman mesafeler vardı.

Onlardan hep kenar gezer her zaman serin davranırdın. Yamuğuna- yumuğuna sert baktıkça yanlışa kaş çattıkça dışlanıyordun. Toplumla da – kendinle de bir türlü barışık yaşayamıyordun.
Varlıktan yokluğa düştüğüm, yoldan aşağı düşene bir tekmede sen vur düşsün Anlayışının olduğu günlerden geçiyordum. Maddiyatla değer ölçülen malla mülkle itibar verilen zamanlar da. Aynı köyün sen büyüğüydün ben küçüğüydüm dünya meselelerine kafa yorar, kimi zaman köyü kimi zaman memleketi kimi zaman ülkeyi kurtarırdık. Samimi sohbetlerimizle kafamız sardıkça- sarıyordu.

Aynı köyün kızlarıyla evlendiğimiz zaman da samimiyetli Bacanaklığımızda başlamıştı. Fikirlerimiz görüşlerimiz tam tamına uymasa da hep yan- yana duruyor hep yan- yana oluyorduk…

Her zaman ki gibi MHP’ li olmuş, MHP’ li kalmıştın tek başına MHP’ li olurken, bak bacanak yolumuz bir yönümüz bir gel sende MHP’li ol! Diye beni ilçenin parti binasına götürmüştün. Orada ki partililere; ben köyümde uçak olup uçacak olsam bunsuz uçamam bu bana kanat görevi yapıyor diye tanıtmıştın…

Köyümüz köylümüz toplu muhacir olduğunda da; yine o bildiğin toplumdan yine uzak yine kenar, yine ayrı tenha bir yer olan Pamukova’ ya yerleşmiştin. Gurbet elde yine senle buluşur yine dertleşirdik. Bacanak geçi sevdiği koyunun etrafında dolanırmış derdin. Ben seni sende beni en iyi anlıyorduk, vesselam.Bir akraba düğününde karının tarafıyla olması gerekenler için önce kavga edip sonrasında o kavga ettiklerinle hersle çalımla tek oyun oynaman gözümün önünden hiç gitmemişti.

Bu barışıp uzlaştığın belki de tek hayat karesiydi bence…

O Kahredici hastalığa yakalandığın zaman yanına son gelişim son ziyaretimmiş meğer. Telefonla da son konuşmamız olacakmış ki; Bana bacanak bu dünyada hiç kimse kalmayacak hepimiz öleceğiz. Kenan gibi genç burç adam niceleri öldü… Bende ölürüm dediğin son sözün olmuştu. Allahtan şifalar dilediğim ümitler verdirdiğim hastalığın hepten artmıştı.

Ölüm haberin tüm dostlarına ulaşmıştı. Toplanıp gelip başucuna seni toprağa verirken çok etkileniyordum.

Evinden mezarın mezarından da evin görünüyordu.

Değişik duyguların silsilesini yaşayarak içimden gelip geçiyorlardı. Zamanında kıymetini bilmediğim babamın ruhuyla ruhun karşılaşacak mıydı? Dünyanı değişmene az bir zamanın kalmıştı. O, esnada gözlerim bir yeşil ağaçlar içinde olan mezarına bakıyor, bir evine doğru bakıyordu. Evin bile bir garip duruyor, Aileyi iyalin ağlıyordu. Mezarının başında güzel kuran kerim kıraati huşu içinde okunurken, her taraftan gelen kalabalık dostların mezarını toprakla dolduruyordu.

O arada gözlerime kardeşin kardeşi vurduğu günlerde karşı tarafında olan, iş arkadaşın Ekrem göründü. Senin için bin beş yüz kilometre yol kat ederek gelmişti. Abu Yüksel için geldim dediğinde ne fefalı arkadaşmışsın diye daha bir fena garip olmuştum.

Seni mezara defnettiğimizde Ramazan bayramına erişememiştin de; Cuma gecesine Cuma vaktine bin aydan daha hayırlı kadir gecesinde bayramdan önce ki bayramlara eriştin. Seni ailenden çocuklarından dostlarından sevenlerinden ayrı mezarında bir başına bıraktık geldik.Dünyada İnsan kadar bir başka garip varmış mı!Ülkücü Adam…

[Toplam:2    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 0 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone ol  
Bildir