Herkesin Kalbi Allah’a Bağlı

2
526

Küçükken sordular bize, büyüyünce ne olacaksın diye herkesin gözü yükseklerdeydi kimse “İnsan” diyemedi. İnsan olarak dünyaya gelip de, insan olamamak ne acı.

Yaşım çocukken sorarlardı bana “Allah’tan korkar mısın?” diye

Hayır derdim, neden korkayım ki. Öyle söyleme, bak Allah adamı yakar derlerdi. Bende öyle bir korkmuşum ki yakar deyince ondan sonra korkmaya başladım. Tam olarak cevabını alamamıştım, belki de gerçeği bilen bir insana sormamıştım, ama o bir Müslümandı. Belki de sözde Müslümandı.

Fakat beynimi kemiren düşünceler vardı, durduk yere Allah neden adamı yakardı ki. Zaman geçtikçe anladım ki, Allah’ın rıza ve hoşnutluğunu kaybetme korkusundan dolayı korkarmış insan.

Kalp yanıp tutuşurmuş Allah’ın rızasına kavuşmak için…

Bu dünya ahiretin bir tarlası bizlerde birer çiftçiyiz, bu imtihan dünyasında ne ekersek ahirette onu biçeriz. Güzel tohumlar ekelim ki ebedi hayatımız olan Cennete girmeye hak kazanalım. Nasıl ölürsek öyle diriliriz sakın unutmayalım.

Kimliğimizin arka kısmında “Dini” yazan bölümünde, genelde hepimizde “İslam” yazıyor fakat bizler bir Müslüman olarak Rabbimizi, dinimizi, peygamberimizi, kitabımızı tam olarak tanımıyoruz, çünkü okumuyoruz. Sordukları zaman bize Müslüman mısın diye, “Elhamdülillah Müslümanım” diyoruz ama bilmiyoruz, araştırmıyoruz, öğrenmiyoruz.

Monotonlaştırdık sanki biraz hayatı, hep aynı şeyleri yapıp duruyoruz; sabah kalk, işe git, çalış, çalış, çalış, yemek ye, çalış, eve git, televizyon izle, uyu…

Nefsimize epeyce bir zor geliyor sanki “Güzel ahlaklı olmak, Kuran-ı Kerim okumak, namaz kılmak, öğrenmek, öğretmek…” Saatlerce telefonla uğraşıyoruz, televizyon izliyoruz, geziyoruz eğleniyoruz ama ömür hızla akıp gidiyor farkına varamıyoruz. Bazı şeyler için sürekli erteliyoruz, zamana bırakıyoruz fakat zaman hızla akıp gidiyor farkına varamıyoruz.

Anladım ki aslında biz Allah’ı tanımıyoruz. Dua ederken Allah’ı çok yakın, günah işlerken ise çok uzakta sanıyoruz.

Sanırım biz lambadaki cinin çıkmasını bekliyoruz, üç dilek hakkın olsa ne yapardın sorusunu duymak istiyoruz.

Lambadaki cin yok, ama senin Rabbin var. Ser seccadeyi kıbleye doğru başla namaza. İste Allah’tan ne istersen. Sakın unutma vermek istemeseydi, “ İstemek” vermezdi. Eğer onun huzurundaysan ve dua edebiliyorsan bil ki seni dinliyor demektir. Acaba Allah beni seviyor mu diye düşünüyorsan eğer, hemen aklına gelsin “ Sevmeseydi yaratmazdı.”

Kimse erken ölümü kabullenemiyor, herkes yaşlanınca öleceğini sanıyor fakat ölüm bize çok yakın. Hem de çok… İmtihanımız her an bitebilir, peki biz ahiret yolcuğuna hazır mıyız? Aman dikkatli olalım!

Zamanımızı birçok şey için harcıyoruz da, zamanımızı neden Allah için harcamıyoruz? Her zaman bir bahanemiz oldu, herkesin ortak bahanesi de şuydu: “Zamanım yok!” Şeytan nasıl da kandırmış hepimizi, hep aynı vesveseleri verip durmuş bizlere kör olasıca.

Haydi, şeytanın bacağını kıralım, yeni bir güne sabah ezanı ile uyanalım, sabah namazı ile dirilelim. Rabbimizin huzuruna varalım, sabah namazını kılalım. Namaz uykudan hayırlıdır ey nefsim.

Canımızı sıkan, ruhumuzu daraltan bütün dertlerimizi, Allah’a anlatma vakti geldi artık. Kalpler yalnızca Allah’ı anmakla huzur bulur. Hepimizin kalbi Allah’a bağlı, bir yerlerden başlamalıyız ebedi cennet için hazırlanmaya. En azından denemeliyiz bence…

Günde beş vakit namaz kılmak o kadar da zor olmasa gerek. Günde beş vakit Allah’ın huzuruna varmak, günde beş vakit dünyanın kavgasını, gürültüsünü elinin tersiyle bir kenara yitip huzura yolculuk…  O kadar fazla bir zaman da harcamıyoruz namaz kılarken en fazla 10- 15 dakika.

Dakikadan bahsediyorum ama gel gör ki saatlerimizi instagram keşif kısmında harcıyoruz, geziyoruz, eğleniyoruz… Namaz mı zor geliyor bize? Baksana herkes yavaş, yavaş ölüyor bir soralım kendimize bu yolculuk nereye diye. Otuz saniye sonra yaşayacağımızın bir garantisi yok, nedir bu kibir?

Bir an önce hazırlıklara başlamalıyız, ebedi cennet yolculuğu için….

Ömür öyle hızla akıp gidiyor ki, su misali hiç fark edemiyorsun. Bir varmış, bir yokmuş gibi… Evvel zamanı hatırlıyorsun da, gelecek zamana yürüyecek mecalin kalmamış gibi.

Saatler, dakikalar, saniyeler hızla akıp gidiyor. Bir saniye o kadar değerli bir zaman dilimi ki, insan ne yazık ki değerini ölünce anlıyor. Ezanlar bizim için okunuyor, selâlar bizim için… Ölüm bizim için, yaşam bizim için.  Dünya hayatı pek bir meşakkatli ey nefsim! Dünyadan şöyle bir geçiyoruz sadece.

Dünyanın gelip geçici hevesleri ve eğlenceleri seni tüketmesin ey nefsim! Kalbini Allah’ı anmakla güzelleştir ve sürekli oku, oku, oku!

Bir selâya bakıyor göç dediğimiz, peki biz buna hazır mıyız?

Ölüm, bizlere çok uzaktaymış gibi geliyor, adını duyunca bir ürperiyoruz, kimi zaman muhabbetini yapacak olsak “ Aman dur şimdi, ölümden bahsetme ağzımızın tadını kaçırma” diyoruz. Kısacası adını ağzımıza bile almak istemiyoruz.

Allah bize emrediyor “Oku” diye peki biz okuyor muyuz?

Allah sormaz mı bizlere “ Oku” diye emrettim, seni Kuran-ı kerimi okumaktan alıkoyun şey neydi diye?

Her gün, beş vakit ezan okunuyordu “Hayye ale’s-salah (Haydi namaza)”, “ Hayye ale’l-felah  (Haydi kurtuluşa)” deniliyordu. Abdest alacak sıcak su, soğuk su vardı.  Camilerde yazın soğuk, kışın sıcak klimada vardı. Neden huzuruma gelmedin demez mi?

Seni namazdan alıkoyan şey neydi diye sormaz mı?

Zamanım yoktu Allah’ım, aslında vardı da saçma sapan videolar, filmler, diziler izleyerek ömrüm hızla akıp gitti demeye dilimiz varacak mı acaba?

Saçma sapan akımlar, bilinçaltımıza işleyen iğrenç şarkılar, açık saçıklık ve bunun normalleştirilmesi.

Televizyondaki haram sevdaların, her türlü pis şeylerin “Sözde Müslümanım” diyen kişilerin neredeyse tüm vaktini televizyon karşısında geçirerek tüketmeleri…

Kuran-ı kerime büyük saygı duyuyoruz, evimizin en yüksek yerine koyuyoruz, abdestsiz asla dokunmuyoruz  fakat bir türlü okumaya yeltenmiyoruz.

Whatsapp da son görülme; beş dakika önce.

İnstagram da son görülme: on dakika önce.

Facebook da son görülme: on beş dakika önce.

Kuran-ı kerim son görülme: geçen ramazan mı, ya da geçen Cuma mı?  Hangisi kardeşim?

Oku diye emreden Allah, neden okumadın kulum diye sormaz mı?

Hiç okuyanla, okumayan bir olur mu?

Kuran-ı kerimi okumalıyız, anlamalıyız, anlatmalıyız ve ona göre yaşamalıyız.

Bu gidiş nereye, diye sormalıyız kendimize. Yatmadan önce o, günün muhasebesini yapmalıyız beynimizde.

Biz ölümü yaşlanıp, bu diyardan göçünce sanıyoruz ama ölümün yaşı yok, ölümün saati de yok! Ölüm zaman söylemez, mekân söylemez. İmtihanımız her an bitebilir, aman dikkat!

Ve asla unutmamalıyız ki Allah’ın sevmediği bir şey yapmışsak eğer,  nefsimize hakim olamayıp bir günaha, bir harama yeltenmişsek “ Estağfirullah (Allahtan bağışlanma diliyorum) demekten asla vazgeçmeyelim.

Unutma ki kardeşim, bir insan suya düştüğü için değil, sudan çıkmadığı için boğulur.

Baran SAĞDIÇ

 

 

 

 

 

 

[Toplam:1    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 2 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
BaransgdTuncay Yıldırım Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tuncay Yıldırım
Üye

Baran,

Seni içtenlikle tebrik ediyorum.
Zamanımız gençliğinde böyle tefekkür edenlere ne mutlu…

Yazma meleken hiç bitmesin.