GÜNAH KEÇİSİ

0
30

Hiç aklınıza takıldımı ‘Günah Keçisi’ sözü nereden geliyor, hikayesi nedir veya bir hikayesi varımdır diye.

”Hani o kadar hayvan varken neden günah keçisi?’’ diye bir soru aklımızı kurcaladımı? veya aklımıza geldimi?..

Kimdir bu günah keçisi? Neden günah keçisi? Niye günah keçisi?

Keçileri bilirsiniz en tanınmış özelliklerinden biri inatcı olmalarıdır. O yüzden adı birçok şarkı, türkü, şiir gibi yazılarda adları geçer. Hatta meşhurdur, çocuklardan duymuşuzdur “Bir köprüde karşılaşmış iki inatçı keçi” şarkısının sözünü. Yada “Keçilerimi Kaçırdın” sözünü. Acaba bu yüzdenmidir nedir adı “Günah Keçisine” çıkmıştır.

“Ha bu arada ‘keçileri mi kaçırdın’ sözünün hikayesine de kısaca bir değinicez. O burda dursun.”

Aslında hepimizi şaşırtacak ilginç bir hikayesi vardır. Hikayesi çok çok yıllar öncesine, belkide insanlık tarihinin varoluşuna da dayanıyor olabilir bu sözün hikayesi.

Eski tarihteki kabilelerden, kavimlerden tutunda günümüzde ki modern insan dediğimiz toplumlarda da çokca kullanılan ve epeyce dilimizde karşılığı olan çok ilginç, eski bir inança dayanıyor diyebiliriz hikayesini.

Araştırıldığında çok eski tarihlere gittiğimiz Yahudi ayin/ler/ine götürür günah keçisi deyimi bizi. Başkalarının suçu veya suçlarını, suçsuz olduğu halde kendi üstüne alan yada almak zorunda kalan kişiye söylenen sözün tabiridir günah keçisi.

Yahudi inanışlarına göre kefaret günü ayinlerinde günahlarını bir hayvana yüklelerler, bunuda zavallı günahsız bir keçi sembolize ederdi.

Tarih boyunca birçok farklı kültürde değişik şekillerde ortaya çıkan bu tür hikayelerde hayvanları, şimdiki adıyla simge, amblem, sembol olarak kullanırlardı. Bir kaç örnek verecek olursak.

Eskilerin kutsal hayvanı şimdinin nankörü ‘kedi’si. Antik Mısır’ın, bastet-kedi tanrıçası.

Hristiyanlik’ta beyaz ‘güvercin’ kutsal ruh aktive demektir.

‘Aslan’ St.Mark’ın sembolüdür aynı zamanda gücü simgeler/miş.

‘Ejderha’ St.George’un ejderi yendiğini ve üstün geldiğini hatırlatır. Dolayısıyla onun da sembolü/ymüş.

Bir zamanlar tanrıların habercisi olan ama sonradan lanetlenen ‘zavallı’ ‘Karga.’

Tanrıça hekate’nin hayvanları olan siyah ‘köpek, kurt, çakal’mış.

Kelt’lerde
‘Somon balığı’ bilgeliği,
‘Geyik’ Cernunnos’u,
‘Yaban domuzu’ cesareti simgeler/miş.

‘Köpek’ yaşlı kadın devresindeki tanrıçayı ve Cu Chulainn’i simgeler/miş.

‘At’ bereketi ve tanrıça Epona’yı simgeler/miş.

Yine, Kelt pagan inançlarında tanrı figürü olarak ‘Geyik’ ve boynuzları önemli bir figür olarak görülür/müş.

Bereket ve aşk tanrıçası İnanna’nın hayvanı ‘domuz’muş.

Antik Mısır’da ‘yılanlar’ özellikle ‘kobra yılanları.’

Ve en meşhurlarından biri Hint inançlarınada ‘inek.’ Kafasında öküz boynuzları bulunan Tanrıça Hathor zaman zaman bir ‘inek’ olarak tasvir edilir/miş.

‘Maymun’undan, ‘Yılan’ına, ‘Fare’sinden, kutsal olarak gördükleri ‘İneğine’ kadar bütün hayvanların ayrı bir yeri vardır Hindistan’da.

Hatta Hindistan’da ‘fare’ tapınağı, ‘yılan’ tapınağı olduğunu biliyormuydunuz.

Evin çatısına tüneyip öttüğü eve uğursuzluk, felaket getirir dendiği ‘zavallı’ ‘Baykuş.’

Yine ‘dişi kurt’ Asena.

Eczacılar odasının sembol olarak kullandığı ‘yılan’ hem korkulan hemde eskilerin bilgelik ve şifa sonsuzluk sembolleri.

Ama sonunda olan yine zavallı keçi’ye olmuş. Bir anda ‘Günah Keçisi’ olmuş.

Günahlardan arınmak ve belaları defetmek için yapılan dini ayinlerde günah keçisi tabiri bügün her dilde yerini alır.

Hikayede;
Biri Tanrı’ya öbürü Azazel’e yani Şeytan’a sunulmak üzere iki keçi arasında kura yapılırmış.

Keçilerin içinden iki erkek keçi seçilir. Biri Tanrı’ya, diğeri de şeytana yani Azazel’e gönderilirmiş.

Rivayete o dur ki keçilerden biri ya yüksekçe bir yerden aşağı atılırmış yada çöle bırakılırmış. Keçi’lerden diğeri ise kesilirmiş.

Evet hikaye odur ki, Eski Ahit’te, Kefaret günü ayinlerinde Yahudilerin günahlarını keçiler sembolize ediyor ve bütün günahlarını inatçı keçiye yüklüyorlardı.

Birde bu inanışın Antik Yunan’lılarda da olduğu söylenir. Sadece günahları keçilerin değilde insanların olmasıdır.

Yine rivayet o dur ki, hem salgın hastalıklardan

“özellikle cüzzam hastalarına lanetlenmiş olarak bakar onları toplumdan dışlarlardı.”

hemde doğal afetlerden sonra belalardan kurtulmak için bir gün belirlenerek ayin yapılır ve günah keçisi belirlenirmiş.

Thargelia adı verilen ve Apollo için düzenlenen panayır yerlerinde, bir kadın, bir erkek seçilerek ölümüne dövülüyor, sonra şehrin dışında taşlanıyormuş.

Baş rahibin duasıyla başlayan ve İncil’de bahsedildiği iddia edilen günah keçisi ayini mütemadiyen her yıl yapılırmış.

Baş rahip keçinin başını tutarak halkın günahlarını itiraf eder, arkasından günah keçisi kesilirmiş.

“İncil’de de bahsettiği söylenir. Eğer değiştirilmemişse ki biliyorsunuz ki İncil bir çok kısmı değiştirilmiştir.”

Diğer keçi ise Tanrı’nın lanetine uğramış Azazel’e yani Şeytan’a gönderilirmiş. İnanış o dur ki gönderilen bu keçi, bir tepeden aşağı atılır ya da çöle bırakılırdı ki Azazel adlı kötü ruh yatışsın, sakinleşsin diye.

Başka bir Yahudi inanışında ilk defa duyduğum duyuncada çok şaşırdığım ‘hani günah keçisini’ duydukta ya günah tavuğu duyan varmı?..

Yahudi inanışında tavuğu insanın başının üzerinde üç kere döndürüp dua ednce insanın günahları o tavuğa geçer. Sonra o kişi tavuğu alıp sokakta kurulan mezbahaya götürür ve kasaplar tavuğun boynunu keser..! Günahlarının o tavuğa geçtiğine inanırlarnış.

Devamını ben getireyim. Akşam yemekte bu tavuğu yerler mi?.. Yerlerse yedikleri yemeği sindirdikten sonra fazlalığını vücuttan dışarı atmak için ‘def-ü hacet’ ettiklerinde de günahları logar yoluyla karışıp gider düşünüyor olabilirler diye tamamlayabiliriz bu hikayeyi.

Bunlar kurban etmeyi bırakalım, Mescid-i Aksa’da bize göre “Burak Duvarı” onlara göre aglayan duvara vura vura öldürüyorlarmış.

Bu kadar şeyden sonra ‘Keçileri Kaçırmamak’ eldemi?..

Gelelim, ‘Keçileri Kaçırmak’ deyiminin hikâyesine:

Türkiye’nin en büyük ve ilgi çekici mağarası, Burdur’a 12 km’e olan İnsuyu mağarasıdır. İçinde sarkıt ve dikitlerle irili ufaklı içinde göller bulunan mağaralarından biridir. Mağara sonralardan keşfedilmiştir.

Söylenir ki, keçilerini otlatan bir çoban, öğle sıcağı bastırınca sıcağa dayanamaz, bir ağacın altında uyuya kalır. Uyanır ki aman Allah’ım keçiler otlandığı yerde yok. Sağa bakmış, sola bakmış keçiler yok. Aramış taramış ama nafile bulamamış.

“Şimdi ben keçilerin sahiplerine ne diyip söyleyeceğim, köyün Ağa’sına nasıl derim? Koca sürü nereye gitti, nereye kayboldu?” diye kara kara düşünmeye başlamış.

Derken deli danalar gibi bir sağa, bir sola koşuşturarak,

“Çobanlık görevimi yapamadım, Çobanlık görevimi yapamadım, keçileri kaçırdım, keçileri kaçırdım.” diye feryat figan bağırıp yakınmaya başlamış.

Önüne kim çıkarsa “Keçileri kaçırdım, keçileri kaçırdım, şimdi ben ne yapacağım?” diye sorup sorgulamaya, deli gibi konuşmaya, bağırmaya başlamış.

Keçileri merak eden köylüler hemen aramaya başlamışlar.

Sıcaktan bunalınca serinlemek su içen keçiler, mağaradan çıkar ve çobanın bıraktığı yerde otlamaya başlar. Keçileri gören köylüler de, sürüyü yerinde bulunca hem şaşırmış, hem çok sevinmiş, hemde keçileri tek tek saymaya başlamışlar.

Kötü bir durumun olmadığını gören köylüler, çobanın aklını oynatıp “Keçileri Kaçırdı” diye düşünüp, üzülmüşler.

Ha birde Hristiyan’ların ‘Günah Çıkarma’ ayinleri var o başlı başına yazılması gereken bir konu.

“Siz siz olun, dikkat edin günah keçisi olmayın. Aman ha keçileri de kaçırmayın…”

Bizi dini İslam ve Müslüman olarak yaratan Allah’ımıza ne kadar Hamd ve Şükür etsek azdır.

Bizi Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v) ümmeti olarak yaratan Allah’a sonsuz kere şükürler olsun.

Ve bir Ayetin sıcaklığı sarıyor içimizi;

“Doğrusu hiçbir günahkâr, bir başkasının günah yükünü ve suçunu yüklenmeyecektir.”

“Necm Suresi 38 Ayeti”

“Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez. (Günah) yükü ağır gelen kimse onu taşımak için (başkasını) çağırsa, bu çağırdığı akrabası da olsa, onun yükünden bir şey yüklenmez…”

“Fatih Suresi 35/18 Ayeti”

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
Gönderiyi Takip Et
( 0 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone ol  
Bildir