Ezan Türkçe Okunsun

2
41

Yer Bursa. Suriye’den ilk misafirlerimizin, emperyalist zulümden kaçan Arap kardeşlerimizin geldiği günlerdi. 29 Ekim’de Türk Bayrağıyla gelen herkese teleferik ücretsiz olduğu için halk akın etti. Ay sonunu zor getiren ailelerin normal şartlarda teleferik ücretini ödeyerek Uludağ’a çıkması göze alınabilecek bir şey olmadığı için biz de Türk Bayrakları ile teleferik kuyruğuna girdik.  

Onca kalabalık içinde tıkış tıkış ve ağır ilerleyen kuyrukta sanırım iki saati aşkın bekledikten sonra kapıya yaklaştık. Kapıya yakın yerlerde sağdan ve soldan gelen insanların da toplanmasıyla ayrı bir telaşe oldu. 

Birden bir konuşma duyulmaya başladı. Kuyruktaki Suriyeliler hakkında ileri geri konuşan birisi “Türkiye’ye sığındıkları yetmiyor bir de bizim bayramımızda ellerinde bayrakla beleşçilik yapıyorlar. Kürtler yetmiyor bir de bunlar çıktı” deyince tepem attı. O sözü söyleyeni gözlerimle aramaya başladım. 

Sesin geldiği tarafa doğru bakarken başka bir yerden daha ses geldi “Tepemize çıkarttılar bu Arapları!”. O tarafa baktım yok, bu tarafa baktım kimse konuşmuyor derken yakaladım birisini. Artık dellendim, konuşmazsam rahatlayamam. 

“Beğenmiyorsanız çıkın kardeşim kuyruktan! Burası bizim memleketimiz, Türk Kürt Arap kardeştir! Kimse Suriyeli kardeşlerimizi Arap oldukları için dışlayamaz! Burası onların da vatanı sayılır, kim isterse bizimle beraber Türk Bayrağı ile bu teleferiğe biner! Beğenmiyorsanız siz inersiniz!” demişim. Yani hatırladıklarım bunlar. 

Birkaç yerden gelen sesler bir anda kesildi. Kalabalıkta bir kesim alkışlarıyla desteklerken kesilen seslerin sahipleri zoru görünce kaçan, 15 Temmuz’da marketlere koşan, teröristlere göz kırpan  CHP’liler miydi bilmiyorum. Cevap versinler de lafla tepeleyeyim diye bekledim bir müddet, ses seda yok… 

Bu olayı, duruşumu belirtmek ve şimdi yazacaklarımın yanlış yere gitmesini önlemek için yazdım. 

 

Yer Mekke. Umre için gittiğimiz otele yerleştiğimiz grupta daha önce gelip giden tecrübeli kişilerin yanında ilk kez kutsal mekanları ziyaret etme heyecanını yaşayan bizler de vardık. Uçaktan iner inmez umre yaptık, Kabe ile ilk karşılaşmamızda duamızı ettik.  

Ardından yerleştiğimiz otelde ihramdan çıkıp odalarda tatlı bir telaşla ikinci Kabe ziyareti için beklerken bir yandan da saatimize bakıyorduk. İkindi namazını müteakip akşam namazında Kabe’yi ikinci kez ziyaret edecektik. 

İkindi vakti geldi ama hala ezan okunmadı. Ezan okunması bir tarafa odayı havalandırmak için ancak bir parmak açabildiğimiz pencereden şarkı sesleri bile duyulurken camiden ses seda yoktu. 

Eşim ikindi namazını kılmaya hazırlanırken “Acele etme daha okunmadı” dedim. Eşim ezanın okunduğunu iddia edince aramızda geçen konuşmada dışarıdan duyduğum ağlama sesini andıran ağıtların aslında ezan sesi olduğunu öğrendim.  

“Bu nasıl ezan, hiç anlaşılmıyor” dedim. Arabistan’da ezan böyle okunuyormuş… 

Akşam ezanında özellikle dikkat ettim. Mırıl mırıl sanki ağıt yakar gibi okunan ezan bana “mıy mıy” geldi. İlk kez karşılaştığım bu farklı ezan okunuşunu garipsedim. 

3 hafta sonra Türkiye’ye döndük. İlk vakit ezanı okunurken içimden caminin duvarlarını, taşlarını, toprağı öpmek geldi “Allah’tan Türkiye var” dedim “Ne öyle ruhsuz ruhsuz ezan okuyorlar!”. 

Aradan bir müddet geçti. Cuma namazına gittiğim bir camide ezanın Arabistan’daki gibi okunduğunu duyunca tüylerim diken diken oldu. Zaten ezan öncesi yapılan vaazı da beğenmemiştim. Ne öyle radikal söylemler içeren, insanları bunaltan, tasavvufun derinliğinden, Anadolu kültüründen uzak yorumlar! Kitaptan oku dur! Oturduğum yerden fırladım ve camiyi terk ettim! 

Hızla uzaklaşırken ileride bir cami minaresi daha gördüm. Aynı anda başlayan ezanlar birbirine karışırken ilerideki camide Türk’çe ezan okunduğunu anlayıp o tarafa doğru koştum. Cami avlusuna giren son iki kişiden biri olmuştum, oturduğumuz yere bir kartonu yan koyup taşa secde ederek huzurla namazımızı kıldık. Bir kişilik yerde iki kişi namaz kılarken Arabistan’da, Kabe’de namaz kılmak için yer vermeyen Araplar aklıma geldi.  

Pırlanta, yakut bezemeli seccade verseler Arap’ça ezan okunan camide bu kadar huzurlu olamazdım. Namaz bitişi camiden çıkarken yaptığım tek dua “Ya Rabbim bu millete zeval verme” oldu. 

Suriyeli’ler mi okuyor acaba bu ezanları? Diyanet Suriyeli’lere neden bu kadar yüz veriyor? Acaba bu ezan virüs gibi yayılır mı memleketime? Eğer yayılırsa nasıl temizlenir?  

Bu bir kültür meselesi, nasıl anlatmak lazım? 

Diyeceksiniz ki ne alakası var o da ezan bu da ezan. Doğru söylüyorsunuz. Allah katında hangisi üstündür bilemem. Anadolu kültürünün gün be gün bozulmasını canlı canlı gören birisi olarak “Din Kültürü”mün bozulmasını istemiyorum. 

Medyada, milli olduğunu iddia eden yayın gruplarının dahi kullandığı ve dilimize sokulan birçok Avrupa kökenli yabancı kelime var. Cumhurbaşkanımız ve milletvekilleri de bu kelimeleri kullanıyor. 

Rahatsız oluyorum, ama dil zenginliği olur diye “bir nebze” hoşgörü gösterebiliyorum. İngilizce, Fransızca, Arapça, Farsça kelimelerle konuşabilir, bilim de yapabilirim. 

Ama konu ezana gelince, kendi kültürümle ibadet ederim, başka kültüre tahammül edemem. 

Yemişim Arap’ça ezanı. Bu işlerle Diyanet mi ilgilenir Müftülük mü bilmem? 

Ezan Türk’çe okunsun..!!! 

[Toplam:1    Ortalama:4/5]
Gönderiyi Takip Et
( 2 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
Oğuzhan AkipekTuncay Yıldırım Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tuncay Yıldırım
Üye

Oğuzhan Abi,

Kalemine sağlık. Bilgilendirici ve merak uyandırıcı bir yazı olmuş.

Elbetteki Türk’çe okunsun, ama Türkçe okunmasın. 🙂

O ayırdığın ayraç çok önemli.

Biz de ezanlar 5 vakit ayrı makamlarda okunur. Her makamın kendine has bir melodisi ve tınısı, halet-i ruhiyesi vardır.

Ezan evrensel bir çağrı ve ötelerden gelen bu ilahi sese her daim kulak vermek lazım.

Saygılar.