Doğurmakla Anne Olunmuyor!

4
1416

Birkaç günden beri canım acayip sıkkın. Her anımda aklımdan silemediğim bir görüntü duruyor karşımda. Küçük bir çocuğu düşünüyorum. Hep aynı film oynayıp duruyor zihnimi kaplayan dev ekranda. Her defasında başa sarıyorum istemsizce. Ruhumu o minik yavrunun bedenine hapsettim. Çıkaramıyorum. Okulunda, her şeyden habersiz bir şekilde polisler tarafından alınıyor. Kim bilir belki oyunun en heyecanlı yerindeydi. İp mi atlıyordu? Sek sek mi oynuyordu? Belki de resim dersinde renklere karışmıştı.

Peki kimden kaçırılıyor bu çocuk? Onu doğurup gözünü bile kırpmadan sokağa atan annesinin açtığı kapanmaz yarayı yıllarca sarmaya çalışanlardan. Yıllarca ona gözü gibi bakmış anneliğin ve babalığın bahşedilmiş o tertemiz duygularını canından bir parçaymış gibi o çocuğa verenlerden.

Olayı bilmeyenler olabilir. Kısaca özetleyeyim. Evlatlık alınan bir çocuğun yıllar sonra biyolojik annesi çıkıp geliyor. Çocuğunu geri istiyor. Yıllar önce minik bir bedeni sokağa bırakacak kadar vicdansız olan kadın şimdi ne hikmetse anne oluveriyor. Anne olabilmek bu kadar kolay mı? Doğurmak mıdır anne yapan?

Elbette ki hayır.

Doğurmakla anne olunmaz! Çocuğuna sarılmayan, hiç öpmeyen anneler gördüm. Çocuğu açken karnı tıka basa dolu kadınlar da tanıdım. Süslü süslü gezerken çocuğu bakıcı tarafından dövülen anneleri de izledim.

Doğurmakla anne olunmuyor.
Yıllarca anneliğin en güzel anlarını etrafındaki annelerden gizlice yazıyorsun aklının bir köşesine. En güçlü baba, en duygusal adam hallerini takınıyorsun aynanın karşısında. Eve gelecek küçük bir misafire hasretken birden bire evinize bir güneş doğuyor. Bu güneş mutluluğun adı oluveriyor. Yeniden inşa ediliyor dünyadaki tüm duygular. Dünyanın en güzel kokusuna gerçek bir anneden daha çok anlamlar yükleyerek kokluyorsun. Bir kadın ve bir adam küçük bir çocuğa çelik bir kalkan, küçük çocuk da ellerinde büyüyen taze bir fidan oluyor. İşte tam da burada oluyor olan, hayatın en heyecanlı yerinde kopuyor film. Dağılıyor yıllarca birbirine kenetlenmiş üç insan.

En çok da üzüldüğüm nokta o çocuğun okuldan alınırken neler hissettiği. Çaresizliğin geldiği son noktalarından birindeyken elinden gelemeyenler. Geride bıraktığın, en değerlilerin. Anne kelimesi dudaklarından dökülürken her seferinde kalbinde göreceğin o resim. Zihnindeki karmaşanın kalbine yüklediği ağır yük. Alamadığın nefeslerin sorumluları ve ömrünün sonuna kadar boynuna takılan, sen hareket ettikçe çalan koca bir çan.

Doğurmakla anne olunmuyor!

Annelik vücutta başlasa da kalpte devam ediyor!

[Toplam:9    Ortalama:4.1/5]
Gönderiyi Takip Et
( 3 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

4
Kimler Neler Demiş?

avatar
2 Comment threads
2 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
3 Comment authors
Meryem Melek AyyıldızSümeyra GüzelTuncay Yıldırım Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tuncay Yıldırım
Ziyaretçi
Tuncay Yıldırım

Kesinlikle katılıyorum.

Kardiyolojik annelik, biyolojik annelikten daha kutsal.

Yazınızın sonunda da buna işaret etmişsiniz.

Kaleminiz daim olsun Sümeyra Hanım.

Meryem Melek Ayyıldız
Üye

Finali çok güzeldi. Kaleminize sağlık! 🌺