-di geçmiş

1
39

“ Nasılsın?” Sorusuna hepimiz formaliteden iyiyiz, demekle yetiniriz bazen.

Ya da ben öyle diyorum bilmiyorum. İçimde kocaman bir boşluk var davulu andıran. Sahte gülücüklerle ses çıkartıp mutluluk eylemi yaratmaya çalışan…

Zamandan mı yoksa kendimden mi kaynaklı, mutsuzluğa dair her şey? diye sorsanız zamandan derim. Çünkü ben mutluluğa dair her şeyi eskide yaşamışım bundan eminim.
Bahçesinde türlü türlü meyve ağaçları barındıran , üç odalı bir evimiz vardı .O kadar temiz tutardı ki annem, ev mis gibi sabun kokardı. Misafir odasına girmek suç sayılır, odanın başın da gardiyan gibi beklerdi annem. Mısır ekerdi bahçeye. Ne annem boş dururdu ne de bahçe. Hele en güzeli de mısır közlemekti güz mevsiminde…
Öyle bir kar yağardı ki evlerin boyunu aşar, fırtınadan göz gözü görmezdi. Evin çatı kenarlarında buz tutan sarkıtlar, başına düşse kafanı yaracak cinsten. Tek tük televizyon vardı o zamanlar ilçede Şanslı olanlardan biri de bizdik . Siyah beyaz bir ekran, tek bir kanal vardı ,TRT 1. Komşuları çağırmaya hep ben giderdim. Birlikte oturup film izlerdik. Filmin en heyecanlı yerinde yayın gider, balkona çıkıp anteni çevireyim diyene kadar film biterdi.
Dışarıda fırtına alacaklı gibi tahta kapıyı yumruklarken, annem fırınlı sobanın üzerinde leblebi kavurur, mısır patlatırdı. Çay sobanın üzerinde yavaş yavaş demlenirken, güğümler de kaynayan sular ıslık çalıp efsun katardı duygularımıza… Sohbetler uzar, gecede buna ayak uydururdu.
Önceden telefonla haber verilmezdi gidilecek yere. Çat kapı gelirdi misafir. Karnın aç mı diye sorulmazdı, ne var ne yok dökülürdü ortaya, sofralar kurulurdu hemen… Dedem avdan gelirdi o soğuk havalarda. Avladığı kuş etlerini dövdürüp mis gibi topalak çorbası yaptırırdı anneme… Ne dedemi unuttum ne o sevdiği çorbayı. Unuttum zannedilen şeyler unutulmuyormuş, alışıyor insan zamanla hatıralarla yaşamaya. Zor olsa da bende alıştım…
Bayramlar bir başkaydı o zamanlar. Elbiselerim ne eksik ne fazla yatağımın baş ucunda. Heyecandan uyuyamazdım. Yaşlısı ,genci herkes herkese bayrama giderdi. Bayramlarda bir başka çalardı kapıyı çocuklar… Önceki evde gördüğüm komşuyu diğer evde de görürdüm. Çikolata ikram eden evlere ilk gittiğim doğrudur, çocukluk işte…
Cenaze oldu mu bütün köy yasta. Ne televizyon ne radyo açardık. Saygısızlık sayılırdı o zamanlar. Komşunun acısına ortak olunurdu. Evde yemek pişmez, komşular yapar getirirdi yemekleri… Düğünlerde bütün köy toplanır hep bir elden yardım edilirdi düğün evine. Sanki köydekilerin hepsi diğerinin kardeşi gibiydi.
Arkadaşlarım vardı benim, hepsi farlı yerlere savrulan…Hikayelerini anlatırlardı uzaktan…Mektubu açmak bile heyecan verirdi sessiz olmasına rağmen. Kalp çizerlerdi dört tarafına, duyulan özlemi anlatan. Onlar yazar ben hasretle okurdum, fala inanmazdık ama fal bakmak için defalarca içtiğimiz kahveyi şimdi tek başıma yudumlayarak.
Şimdi her şeye sahibiz. Herkesin elinde telefon, oturup sohbet edecek kimseyi bulamıyoruz. Elimizde ki telefonlar olmuş arkadaşımız. kaldırımlar desen araçtan geçilmiyor. Nerdeyse herkesin arabası var. Yeme içme desen çöpler ağzına kadar dolu. Sorsan ekonomi çok kötüye gidiyor. Teknolojinin hızına yetişilmiyor. Her gün yeni bir şeyler daha giriyor hayatımıza, hayatımızdan çalarak. Çikolata bile yetmedi çocukları mutlu etmeye. Uçurtmalar kaldı yalnız. Bağımlılık deyince hep sigara ,alkol gelirdi aklımıza. Yaşam kalitemiz arttı derken insan kalitemiz teknolojinin havasında buhar olup gidiyor…Bu yüzden küskünüm. Bir tarafta özlediklerim ve özlemime sebep olanlar arasında savrulup duruyorum. Sizi bilmiyorum ama galiba ben eskiyi özlüyorum…

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
Gönderiyi Takip Et
( 1 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

1
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
1 Comment authors
Yasemin Güloğlu Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Yasemin Güloğlu
Üye

Gül hanım ozlem duygularınızı çok guzel anlatmışsınız. Hislere tercüman olmuşsunuz.👌