DEPAR (THE OUTRUN) *

8
210

 

[AYLA – Beni özlemedin mi?

SEMİH – Özlemez olur muyum, Ayla! Kaç sene geçti, göremedim, özlemez olur muyum! Okuldan sonra neler yapmadım ki!

AYLA – !

SEMİH – Eski mahallenize gittim… Gülnihal Sokağı, yetmiş iki numara, Aysel Apartmanı’na….

AYLA – !

SEMİH – Sokakta bir oraya bir buraya, deli gibi dolanıyorum! Bakkal, berber, konu komşu, seni sormadığım kimse kalmadı… Bön bön bakıp durdular bana, ”kim bu çocuk, Ayla’yı niye soruyor” der gibi… Ne bir adres, ne bir telefon, ne de bir haber! Sanki hepsi bir ağız olmuş, taşındığınız yeri söylemediler…

AYLA – !

SEMİH – Sonra çaresizce apartmanın girişindeki merdivenlere oturdum, iki-üç sigara içtim, ne giren oldu ne de çıkan, dönüp geldim sonra!

AYLA – !

SEMİH – Baban, Ramiz Amca, kadirşinas, vefakâr bir adammış… Kime sorduysam, kiminle konuştuysam aynı şeyleri söyledi… Sizin mahallede çok sevilir, sayılır biriymiş, Ayla, taşındığınız adresi belki de o yüzden vermediler… Yani…

AYLA – Ya annem?

SEMİH – Anneni okulda ara sıra görüyordum zaten, bana göre o da iyiydi…

AYLA – !

SEMİH – Okula gelirdi ya, veli toplantılarında en çok onun sesi çıkarmış! ‘Ne boş boğaz kadın, durmadan konuştu’ diye şikâyet ederlerdi…

AYLA – !

SEMİH – Kızma bana, öğretmenler kendi aralarında öyle konuşuyorlardı, koridorlarda, şurada burada istemeden kulak misafiri oluyordum.

AYLA – Öff, Semih, ne kızıcam!

SEMİH – Beni ikide bir konuşuyor muydun kadına?

AYLA – Anneme mi? Bazen! Niye sordun ki?

SEMİH – Beni her gördüğünde yanına çağırır, bir köşeye
çekerdi!… Elini yanağıma koyar, ‘Semih’ derdi… ”Dikkat et, evladım, Ayla’ya dikkat et”…

AYLA – Benim niye haberim yok bunlardan?

SEMİH – Denk gelmemişsindir…

AYLA – !

SEMİH – En çok da tatlılarını severdim… Şöbiyet, Şekerpare, Dilber Dudağı! Kız, sen o tatlıları okula getirirdin ya, onları yemek için ne şaklabanlıklar yapıyordum, hatırladın mı? ‘Benim, şekere ihtiyacım var’… ‘Tatlı demek, güçlü erkek demektir’ diyerek, löpür löpür götürüyordum…

AYLA – !

SEMİH – !

AYLA – !

SEMİH – !

AYLA – !

SEMİH – Sınıf arkadaşlarımızı da aradım!

AYLA – !

SEMİH – Sevgi’yi çalıştığı bir iş merkezinde, Zeynep’i de evinde buldum… Sen onlarla hiç görüştün mü?

AYLA – Hayır! İkisini de okuldan sonra hiç görmedim… Zaten yıllar geçti, Semih! Sağa sola savrulanlar, evlenip barklanıp taşınanlar, buralardan gidenler oldu… Onları okuldan sonra hiç görmedim, telefonlarını bile bulamadım…

SEMİH – Bazen düşünüyorum da birbirimize telefon numaralarımızı niye vermemişiz ki!

AYLA – Doğru diyorsun… Keşke verseymişiz… Gerçi bizde de suç yok… Eskiden teknoloji bu kadar yaygın değildi, Semih, en fazla ailemizle evlerden evlere gider, misafir olurduk… Cep telefonuymuş, dizüstüymüş, tabletmiş, yoktu ki… Tuşları çevirmeli telefonlar vardı! Telsiz telefonlar bile sonradan çıkmıştı… Bugünkü gibi iletişim mi vardı!

SEMİH – !

AYLA – Neyse… Sonra ne oldu?

SEMİH – İkisi de evli, ikisi de orta hâlli… İkisinin de mutlu birliktelikleri var, en azından öyle söylediler… Tabii ki eskileri konuştuk, seni sordum sonra, olur da biliyorlardır, olur da senin adresini alırım diye… İkisi de özlemiş seni, ‘bulursan selam söyle, bizi de haberdar et’ dediler…

AYLA – !

SEMİH – Sevgi, Zeynep! İkisiyle de arkadaşlığımız başkaydı, senin de başkaydı, benim de… Bilirsin işte, sınıfta da onlarla yan yana oturmak istiyorduk… Bazı öğretmenler bizi ayırıyor, bazı öğretmenler ise ses çıkarmıyordu…

AYLA – Bilmez miyim! Hatta sen beni Sevgi’yle kıskandırmaya çalışıyordun…

SEMİH – Nasıl yani!

AYLA – Ya Semih, bilmezlikten gelme, kızı nasıl da kandırıp koluna takıyordun! Zil çalınca hoop kantine gidiyordunuz…

SEMİH – !

AYLA – Nasıl da afra tafra yapıyordunuz! Sevgi de nasıl sere serpe yürüyordu! Hele sen, sen! Nasıl da havalı havalı… Pislik… Hatırlamadın mı?

SEMİH – !

AYLA – !

SEMİH – !

AYLA – Hatta bak, yıllar geçmiş, Sevgi’nin ne dediği bile hâlâ hafızamda; ‘’Semih’le beraberiz’’ dedi… ‘’Hafta sonları sinema, kafeterya falan işte… İstersen sen de gel ama iki kız bir oğlan, nasıl olur, düşünmek lazım’’ dedi… Bir de nasıl kahkaha atıyordu, bir görseydin, ağzı kulaklarına gelecekti…

SEMİH – !

AYLA – !

SEMİH – !

AYLA – !

SEMİH – !

AYLA – Zavallı kız, senin yüzünden çok ağlamıştı…

SEMİH – Ağlamış mıydı? Niye ağlamıştı?

AYLA – Sana sormak lazım! Sevgi’yle gezip tozan sendin!

SEMİH – Sevgi, oyun oynadığımızı biliyordu, niye ağlasın ki? Ağladığını bana söylemedi! Sana ne zaman söyledi?

AYLA – Bilmem! Ara, sor, o zamanlar niye ağladın, de… Belki anlatır…

SEMİH – Ağzındaki baklayı çıkar, Ayla!

AYLA – Bak, Semih, tamam, bana bir oyun oynamışsınız ama sonraları, o konu çok farklı yerlere gitmiş… Sevgi, önceleri oyun oynuyormuş… Geçicidir, Ayla’ya bir şaka yapalım diye düşünmüş… Ama sonraları ciddileşmiş… O kız seni sevmiş, Semih…

SEMİH – Sonraları mı sevmiş?

AYLA – Evet, sonraları!

SEMİH – Sen nereden biliyorsun?

AYLA – Bak, sana anlatayım… Sen, birgün okula gelmemiştin, çoğu zaman yaptığın gibi… O gün, teneffüste, bahçede oturduk, birkaç gündür gezip dolaştığınız yerleri anlattı! Hani beni kızdıracaksınız ya! Hani bana oyun çevireceksiniz ya! İşte onun için, beni bahçeye çağırmıştı, yaşadıklarınızı anlatmak için… Çok yıllar oldu, Semih, söylediklerini tam hatırlayamıyorum ama aklımda kalanlar var, dinle… Sinemalar, kafeteryalar, deniz kenarları, lunaparklar! Seninle geçirdiği zamanlarda, çocuklar gibi eğlendiğinden bahsetti… Sonra suskunlaştı… Bir an ‘sana bir şey söyleyeceğim, kimseye söyleme’ dedi… Ben de ‘tamam’,’söylemem’ dedim… Sonra ”Semih’i seviyorum ben, onunla aramızdaki ilişki, bildiğin gibi değil” dedi… ‘Onunla çay içerken, onun güzel sözlerini duyarken, benden şiir okumamı istediğinde, elimi tutarken, bana sarılırken, çok başka oluyorum. Artık bir oyunluktan çıktı, belki okul biter de yarın birgün onunla evlenmeyi bile düşünebilirim’ dedi…

SEMİH – !

AYLA – Ağladı sonra… Gözleri kıpkırmızı oldu…

SEMİH – !

AYLA – Kızı sırılsıklam âşık etmişsin kendine… Sana söylemedi mi?

SEMİH – Yooo, gezip tozuyorduk ama öyle olduğunu nasıl bilebilirdim!

AYLA – Nasıl bir pişkinlik, nasıl bir mide, nasıl bir huy var sende anlamıyorum… Kim bilir kıza neler neler yaptın!

SEMİH – Biraz sakin ol, Ayla! O nasıl konuşmak öyle?

AYLA – !

SEMİH – Bütün bunların sebebi, aslında sensin!

AYLA – Nedenmiş?

SEMİH – Çünkü sen de o zamanlarda, beni birileriyle kıskandırıyordun!

AYLA – Kim? Ben mi?

SEMİH – Bazen sınıfta sesli sesli konuşuyordun ya kızlarla, hani diğer sınıflardan bazı çocukların isimlerini söylüyordun… Gün oluyordu ‘ay Ferhat var, bilmem şu sınıfta, ne de kibar, yakışıklı çocuk’… Gün oluyordu ‘hani Tezcan, evet evet ya o, işte o çok zarif, nasıl da yakışıklı, gözleri de nasıl bir mavi, keşke bizim sınıfta olsaydı, çok etkilendim doğrusu’… Hep böyle konuşup konuşup gülüyordun… Sonra da kızlarla fısır fısır dedikodu yapıyordun…

AYLA – !

SEMİH – Beni hep üzüyordun, Ayla! Üzmek de ne! Dilim dilim doğruyordun!

AYLA – !

SEMİH – !

AYLA – Onları hiç sevmedim…

SEMİH – Sevmedin…

AYLA – !

SEMİH – Hoşlandın mı?

AYLA – !

SEMİH – !

AYLA – !

SEMİH – CEVAP VER, AYLA! HOŞLANDIN MI ONLARDAN?

AYLA – AY, SEMİH, YETER ARTIK!

SEMİH – !

AYLA – !

SEMİH – !

AYLA – !

SEMİH – Hoşlandın!

AYLA – Evet… Hoşlandım… Sevmedim ama hoşlandım…

SEMİH – Hoşlanmak, evet, hoşlanmak! Hoşlanmanın ne demek olduğunu biliyor muydun?

AYLA – Sen de teklif etseydin bana, bir türlü konuşamadın, içine kapanıp kapanıp durdun…Yalan mı, Semih? Beni onların ellerine niye bıraktın ki?

SEMİH – !

AYLA – !

SEMİH – !

AYLA – !

SEMİH – Sen, karar vermiştin, Ayla, tercihini onlardan yana kullanmıştın… Evet, sana duygularımı ifâde edemedim ama sen de onları tercih ettin…

AYLA – Sen benimle ilgilenmedin, ben de mutluluk aradım başkalarında…

SEMİH – Mutluluk!

AYLA – Evet… Seni seviyordum ama sanki aramızda dağlar vardı… Sınıftaydık ama sanki kilometrelerce uzaktaydın… Beni seviyordun ama söyleyemiyordun… Sınıftaki kız arkadaşlarınla eğleniyordun, oysa arkadaşlarınla yaşadığının birazını olsun benimle yaşamadın… Çekindin, utandın, sıkıldın hep… Benimle konuşacak cesaretin yoktu, Semih… Ben de bıktım seni beklemekten, seni sevdim ama bıktım bir taraftan da…

SEMİH -!

AYLA – !

SEMİH -!

AYLA – !

SEMİH -!

AYLA – !

SEMİH – Hani derler ya, sağır sultan bile duydu diye, o misal seviyordum seni! Hatta beni, senin üzerine üzerine itiyorlardı; ‘Semih, hadi git, şununla konuş, yeter artık, bizi de mahvettin’ diyorlardı… Türk filmlerindeki gariplere dönmüştüm…

AYLA – !

SEMİH – !

AYLA – Sen, treni o yaşlarda kaçırdın, Semih! Kendin söylüyorsun; duygularımı ifade edemedim, diyorsun… Ama şunu bil ki seni hep sevdim… Sevdim yani… Hâlâ da seviyorum…

SEMİH – !

AYLA – !

SEMİH – !

AYLA – !

SEMİH – !

AYLA – !]

Kenan Subaşı

* Nejat İşler ve Nurgül Yeşilçay’ın, başrolde oynamasını istediğim; bir uzun metraj film projesi… Yirmi beş sene sonra bir araya gelmenin hikâyesi…

[Toplam:2    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 4 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

8
Kimler Neler Demiş?

avatar
5 Comment threads
3 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
4 Comment authors
Şeyma ŞahinKenan SubaşıTuncay YıldırımMeryem Melek Ayyıldız Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Meryem Melek Ayyıldız
Üye

Kenan Bey,

Şimdiye dek yazdığınız diyalogların bence en en en başarılısı!

Birbirlerinden yıllar önce hoşlanmış iki insanın yetişkinlikteki itirafları gerçekçi ve akıcı bir şekilde sunulmuş.

Tebrik ederim. 👍

Tuncay Yıldırım
Ziyaretçi
Tuncay Yıldırım

Kenan Bey,

Diyaloglarda çok iyisiniz. Senaryo yazmak her zaman zordur. Güzel bir eser ortaya çıkarmışsınız. Keyifle okudum. Tebrikler 🙂

Şeyma Şahin
Üye

İnşallah filmini de çekmek nasip olur. Kaleminize ve emeğinize sağlık… HARİKA… HELAL OLSUN…