Allah Duaları Boş Çevirmez…

2
45

Öyle günler olur ki işten başınızı kaldıramazsınız. Ne ahiret kalır aklınızda ne dünya, hedefinize taş koyanların oyunlarını aşmak için neler yapmanız gerektiğini, engelleri aşarken kimin ne kadar bedel ödeye(bile)ceğini tasarlar durursunuz.

Kimimiz işyerindeki problemlere boğularak patrona nasıl laf anlatırım diye düşünürken kimimiz de ailemizdeki durumlar üzerine kafa yorarak orta yolu bulmanın derdiyle yoğrulur.

Her durumda da dünyadan koparken bakışlarımız donuklaşır, karşımızdaki insanla konuşurken düşüncelerimizle beraber gözlerimiz başka diyarlarda dolaşır. Konuştuğumuz kişinin “Senin aklın başka yerde” demesiyle kendimize geliriz ama bir yarımız hala orada kalır.

Ne düşündüğümüzü söyleyebilir, dertleşebilir ne de kendimizi oradan alıp ortama uygun ruh haline geçebiliriz. Derdimizle, yükümüzle yaşarken kimseyle paylaşamadığımız konularla beraber biraz da yalnız hissederiz.

Bizi anlayanlar da vardır elbette ama o an için yanımızda değillerdir ve onların da zaten işleri başından aşkın bir yerlerdedir. Hasbelkader o insanlardan biriyle karşılaşsak hemen canlanırız; yalnızlığımız gider, yükümüz hafifler.

Bursa mitingine gelirken Cumhurbaşkanımız otobüsün önünde dikilmiş, yol kenarındaki insanlara bakıyordu. El sallayanlara el sallıyor, bazen de sağ eline göğsüne götürerek halkı selamlıyordu.

Bakışları donuktu. Görenlerin onun ya hasta ya aç ya da aşırı yorgun olduğunu düşündürecek derecede bir ifade ile dikiliyordu. Onu ilk kez böyle görmüyordum.

Öyle ya, dünyanın lideri olmanın verdiği sorumluluğun hakkını vermek için gece gündüz çalışan ve eğer hatalı bir karar alırsa halkının ve Türkiye haricindeki halkların da bu hatanın bedelini ödeyeceğinin bilincinde olan Erdoğan, mitinge gelmiş dahi olsa düşüncelerini bırakamamıştı.

Gözlerinden belliydi.

Birden canlandı. Gözleri parladı ve donuk hali çözülerek otobüstekilere eliyle işaretler yaparak “verin” dedi. Bez torbalardan iki tane aldığı gibi birini küçük kızım Elif’e birini de eşime fırlatırken sanki torba değil gül demetleri atar gibi mutluydu.

Gözlerinin içi gülerek fırlattığı torbaların ardından Elif’e sıcacık, capcanlı şefkatli gözleri ile gülümsedi. Yüzünde güller açan cumhurbaşkanımızın elleri de canlanmıştı sanki. Çocuk gibi mutlu, çocuk gibi saflaşan ellerini bürokrasiden uzak bir ritimle, sevgiyle sallıyordu.

Gözlerinin canı, ellerinin kanı, gülümsemesi ile beraber yüz ifadesi de değişmişti.

Kimin candan selamladığını hisseden “gören” Erdoğan, Elif’in hoplayarak el sallamasını boş geri çevirememiş, Allah’ın inayetiyle aynı içtenlikle ama daha fazla şefkatiyle yanıtlamıştı.

Erdoğan Elif’le hediyeleşirken caddenin kenarında sıralanmış birçok insan bekliyordu.

O kadar insanın arasından, kilometrelerce koşup gelen Elif’i “gören” gözlerin hata yapması mümkün değil!

Sen elinden geleni yaptın, gözlerinden okunuyor. Gayret senden zafer Allah’tandır, “can”sın Erdoğan.

Oy vermeye bile gitmeyecek çocukların, bebelerin duası yeter.

Cehennem ateşini söndüren imanınla yürümeye devam et!

Varsın köpekler ulusun, teröristler kahpece saldırsın, aldırma!

Allah duaları boş çevirmez…

[Toplam:2    Ortalama:5/5]
Gönderiyi Takip Et
( 2 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
2 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
Hundi SarıçamTuncay Yıldırım Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tuncay Yıldırım
Ziyaretçi
Tuncay Yıldırım

Maşallah.

Elif çok şanslıymış. Onun içinde güzel bir anı olmuş.
Her çocuğa nasip olmaz bir ülkenin Cumhurbaşkanı ile göz göze gelmek.

Kalemine sağlık Oğuzhan Abi.

Dualar her zaman müşterek.

Hundi Sarıçam
Ziyaretçi
Hundi Sarıçam

Çok içten ve güzel bir yazı olmuş.Elleriniz dert görmesin *****