Abiiii Allah senden razı olsun Senden Allah razı olsun abi

0
63

Suriyeliler gitsin öylemi !       Temmuz sıcağı öğlen vaktine yakındı. İnsanlar köşe bucak gölgelik yerler ararken binaların gölgesinde kalan kaldırımlardan gitmek zorunda olduğum, bir işim için sıcak havada yürüyordum.

   Genç sayılacak yaşında kırmızı renkli yazlık kazağı boylama siyah entarili başı yazmalı suruyeli kadının sıcaktan konuşmaya takkati kalmamıştı. Bunalmış hali, çıkmayan sesi biraz kirli paslı halde, güneşin tesiriyle karalanmış kucağındaki çocuğu, beş altı yaşlarındaki  peşindeki diğer çocuğuyla,  pastahane önünde gayet utangaç edeplice biri birşey isteyecek isteyemiyordu. sefilce gözleri mahcup acizlik içerisinde el uzatırken uzaktan halini gördüm.

 Cebimde demir pozuk para olmadığı için ne yapsamda bir kaç kuruş verseydim. 100 TL den  başka param olmadığına üzülerek gidiyordum. Peşindeki çocuğu gayrı ihtiyarı pastahaneye girmeye hay ediyor, belli ki bir lokma yiyecek ekmek içindi… Aklıma düştü birden pastahaneciden çocuğun istediklerini vermesini istedim. Ne istiyorsan al dedim üç beş puğaça parasını ödeyerek çıkışta kendisine 5 TL çocuğun avucuna da, tekrardan 50 kuruş vermiştim. O mahcup insan yüreğimi yakan sesiyle içten gelen samimiyetiyle !

“Abiii Allah razı olsun senden. Senden Allah  razı olsun abii” diyordu.

Ne kadar çok razı olmuş haline bakmadan sessizce geçip gidecekken sanki  Razı olduğunun, memmun olduğunun resmine bakmam için dikkatimi çekmeyi çağrıştıran o hal hareketi haleti ruhuyesinden Utanmıştım, sıkılmıştım mahcup olmuştum.Bir insanın ekmeğe muhtaç olmuş olmasından insanlık onuru karşısında büklüm büklüm oldum, ezildim üzüldüm düşündüm.

   Ben o samimiyetin o razılığın kadir kıymetini ne karşılardı. Allahın razılığı nasıl kazanılırdı. Verilen üç beş kuruş cebimden çıkanlar… Böyle memnuniyetin karşılığına hiç denk düşer mi ? Dilenci muhtaç duruma düşürülen Suriyeli müslüman din kardeşimizin karşısında öylesine  ezilmiştim ! Öylesine üzülmüştüm, öylesine mahçup oluyordum ki ; Anlatılmaz yaşanır bu…

    Sabah aç karnına, akşam tok karnına gece yatmadan önce ilaç gibi ! Suriyeliler gitsinde suriyeliler gitsin… İyleşmez kardeşim iyleşmez bunların hastalığı..            Tek argümanları var Suriyeliler.

   Tilkinin gezip dolaşıp kürkçü dükkanına girdiği gibi, bunların  geziden kaz dağlarına iç savaş çıkaracaklar çıkaramıyorlar. Dönüyorlar dolaşıyorlar suriyeliler gitsin Suriyeliler gitsin… Gidecekler kardeşim gidecekler de, sizin dediğiniz gibi gitmeyecekler…

  Recep Tayyip Erdoğan kaç yıl oldu suriyelilere güvenli bölge güvenli bölge dediği. Bakın şimdi ki sizin adam yerine koyduğunuz sevdiğiniz büyük Amerikan devleti. Türkiye ye  bizim dediğimiz gibi güvenli bölge olsun diye yalvarıyor…

Pazarlık üstüne pazarlıklar yapıyor. Grüyorsunuz Türkiyenin güvenli bölgesine mutabık oldu.

    Ne aceleniz var bu ne düşmanlık böyle…

Türkiye Cumhuriyeti devleti güvenli bölgeyi bir kursun. Suriye sınır bölgesinde iyi komşularımız olmasın da;  YPG, PKK, DEAŞ İSRAİL, ABD mi olsun ! Sizlerin bildiğini bu ülkeyi yönetenler sizlerden daha iyi biliyorlar… Muhacir kardeşlerimizin yerlerini yurtlarını tesis edip haklarını hukuklarını kazandıkların da gidecekler. Gerçi zihniyetiniz kazanmalarını da istemezler ya…  Suriyede suriyleli gibi söz sahibi olduklarında gidecekler de

 Herşey unutur tarih unutmaz yazar..

   1946 yılında 146 Azerbeycanlı aydın Stalin zulmünden kaçıyor. Aras nehri üzerinden Boraltan köprüsünü geçiyor Türkiye ye sığınıyorlar. Azeriler öz kardeşlerinin yurduna gelip öz kardeşleriyle kucaklaşıyorlar…

  Stalin Türkiyeden bu azerilerin derhal ieade edilmesini istiyor. Dönemin CHP hükümeti Aras nehrinin kenarındaki sınırdaki karakola telgıraf çekiyor. Ve mültecilerin ieade işleminin gerçekleştirmesini istiyor. Karakol komutanı gözlerine inanamıyor, kulaklarına inanamıyor. Emri defalarca teyid ettiriyor. Ancak Ankara dan  CHP hükümetinde kesin ve net emir var. Azerileri teslim et !

   Durumu anlayan Azeriler, Türk askerlerinin boynuna sarılıp yalvarıyor. Ne olur bizi teslim etmeyin. Bizi burada siz kurşuna dizin.. Burada kendi toprağımızın, kendi öz bayrağımızın, kendi öz kardeşlerimizin, kendi bayrağımızın altında bizi öldürün diyorlar !! Ancak Ankaradan gelen emir net ; karakol komutanı çaresiz bu 146 Azeriliyi teslim ediyor.

      Boraltan köprüsünü geçen Azeriler hemen köprünün karşısında, Türk askerlerinin, Türk subaylarının gözleri önünde elleri bağlanmış olarak infaz ediliyor. Karakol komutanının bu elim manzara karşısında intihar ederek canına kıydığı söyleniyor. Bu acı hadiseden geriye çok ama, çok acı bir ağıdın dizeleri kalıyor.

Boraltan bir köprü aşar geçer arası. / Yuğsan aras suyuyla çıkmaz yüzün karası. / Düşman bekler karşıda önüne kattı beni. / Can alınan çarşıda kardaşım sattı beni. / Dönüp seslendim geriye merhametsiz birine. / Beni siz vursaydınız şu gavurun yerine. 

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
Gönderiyi Takip Et
( 0 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone ol  
Bildir