ABDAL

8
80

Gençken, takıldığım noktalarda tavsiyeler vermesi için Osman Abi’nin yanına uğrardım arada bir. Birkaç arkadaşımla beraber gider, çay eşliğinde sohbet ederdik. Olaylara yaptığı yorumlarla beynimizde yeni düşünme alanları açılmasına yardımcı olurdu.

Bir gün zeytinlik satın aldı, iki dönüm. Zeytincilik yapacağından değil, yatırım amaçlı. Gayet mantıklı, anlaşılır bir hareket olduğu için şaşırmadık. Anlatırken kafa salladık ve onayladık.

Bir zaman sonra abimizi evde bulamaz olduk. İki kez kapısını çalıyorsak birinde belki evde oluyordu. Yengemiz zeytinliğe gittiğini söylüyordu. Anlam veremedik, hadi bir iki kez gitti ama sürekli gitmesi garip.

Sonunda yakaladık. Müsafaha ettik, oturduk, çaylar geldi. Dünyanın en keyifli anlarından birisi daha başlıyordu bizim için. Ama önce sorduk Osman Abi’ye “Abi zeytinlikte ne işin var?”.

“Şükrediyorum” dedi.

“Abi” dedik “bu nasıl şükür?”. Merakımız yerini şaşkınlığa bırakmıştı.

Gülümsedi şekeri uzatırken. “Allah siz şükredin ben artırayım demiyor mu?” dedi.

Bazen Osman Abi’nin hakikaten saf, bazı konularda cahil olduğunu düşünürdüm. Öğrenmek istermiş gibi yaptım; edepli olmaya çalıştım. Diğer arkadaşlar da galiba benim gibi hissediyordu.

“Abi nasıl şükür bu biz anlamadık, kusurumuza bakma.” dedim.

“Ağaçların dibini çapalattım. Gübre atıp sulayacağım. Sonra müsait olunca budamaya gideceğim” dedi.

Dayanamadık, birbirimizin lafını kesercesine herkes bir şeyler söyledi.

“Sen ne anlarsın zeytinden, belin tutulacak bu yaştan sonra.”

“Abi zeytinliği yatırım amaçlı almadın mı?”

“Yengenin emekli maaşı, senin emekli maaşın, otursana oturduğun yerde. İki dönüm zeytinliğe mi kaldın!”.

Buna benzer çıkışlardan sonra;

Merhamet dolu derin bakış attı gözlerimize,

Anladık ki bir şeyler dökülecek yine.

Hayret ifademizi saklama gayretinden uzak,

Tek derdimiz dökülecekleri toplamak.

 

Anlattı Osman Abi:

“Arkadaşlar siz şükür deyince ne anlıyorsunuz? Elhamdülillah ya da ya Rabbim sana şükürler olsun demek mi?

Şükür elinizde olanın hakkını vermektir. Hak ne demek, dememe gerek yok. Size emanet edilenin ihtiyaçlarını gidermek gerekir. Satmak için bile olsa bu zeytinliğin hakkını vermek boynumun borcu, nimetin şükrüdür.

Şükretmezsek, hakkını vermezsek borçlu kalır, zenginleşemeyiz. Bu yüzdendir ki ‘siz şükredin ben artırayım’ işareti verilmiştir bizlere”.

Daha pek çok konuştuk anlattık. İki demlik çay içtikten sonra vedalaşırken, olaylara yeni kullanmaya başladığım gözlükle bakınca aslında pek çoğumuzun şükretmediğini fark etmeye başlamıştım.

Hatta Osman Abi demişti ki konuşurken “Hoşunuza gitmeyen birisi bile olsa, onun iyi bir yönü varsa şükrünü yapmalısınız. İyi olan tarafı ile ilişkilerinizi geliştirip bundan memnun olduğunuzu hissettirmelisiniz”.

Aradan zaman geçtikten sonra yaşadıklarım bana kapak olunca Osman Abi’ye hak verirdim. Bu da onlardan biri oldu.

Hala, laf ile şükretmenin taklidinden kurtulmuş, hakikati işaret eden erenlerin sarıkla dolaştıklarını zannediyoruz.

[Toplam:3    Ortalama:4/5]
Gönderiyi Takip Et
( 6 Takipçi )
X

Gönderiyi Takip Et

E-mail : *

8
Kimler Neler Demiş?

avatar
4 Comment threads
4 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
5 Comment authors
Şeyma ŞahinHüseyin İmamoğluMeryem Melek Ayyıldız1sonbaharGülçe🌹 Recent comment authors
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Gülçe🌹
Üye

Kaleminden dökülenleri toplamak da bize nasip oldu.
Kalemine sağlık Oğuzhan Abi.

Meryem Melek Ayyıldız
Üye

Oğuzhan Bey yaşadıklarınızı mesaj vererek aktarmanız çok hoş.

Kaleminiz daim olsun. 🌺

Hüseyin İmamoğlu
Ziyaretçi
Hüseyin İmamoğlu

Hal diliyle şükre davet eden çok güzel bir yazı.Maharetli kaleminize, üretken emeğinize sağlık.

Şeyma Şahin
Üye

Sayın Oğuzhan Bey; Çok güzel bir yazıyla aramıza HOŞ GELDİNİZ…
”Hala, laf ile şükretmenin taklidinden kurtulmuş, hakikati işaret eden erenlerin sarıkla dolaştıklarını zannediyoruz”

KALEMİNİZE VE EMEĞİNİZE SAĞLIK…